|
Haberler
Sefarad Kültürü ve Ladino duayeni
Y. Selim Salti’ye fahri doktora ödülü
Y. Selim Salti, Bar İlan
Üniversitesi tarafından ‘Doctor Honorıs Causa- Fahri
Doktora’ unvanıyla onurlandırıldı
29 Mayıs 2013

Selim Amado
21 Mayıs akşamı Bar İlan
Üniversitesi’nin (Park Dahan) amfisinde yapılan
görkemli ve duygulandırıcı bir törenle aralarında
Türkiyeli Yeoşua Selim Salti’nin de bulunduğu sekiz
kişi ve dünyaca tanınmış İsrail Filarmoni Orkestrası
Fahri Doktorluk (Doctor Honoris Causa – Honorary
Doctorate) ünvanıyla onurlandırıldılar.
Doctor Honoris Causa
ünvanı, bir şahıs veya müesseseye toplumsal ve
kişisel faaliyetlerine duyulan takdir ifade eden
şerefli ve çok prestijli bir akademik unvandır. Bar
İlan Üniversitesi şu sözlerle Y. Selim Salti’nin
neden bu ünvana layık olduğunu vurguluyor:
“Judeo-Espanyol kültürel
mirası ve Ladino dilinin korunmasındaki dev
katkıları, Bar İlan Üniversitesi’ndeki Salti Ladino
Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin kurulmasında
gösterdiği gayret ve vizyon, bu merkezin on yılda
elde ettiği başarı ve öncülüğü, geçmiş ile şimdiki
zaman arasında, diaspora Yahudiliği ve İsrail
devleti arasında birer köprü oluşturması ve Sefarad
kültürüne katkıları nedeniyle kendisine bu unvan
verilmiştir.’’
Bar İlan Üniversitesi
her yıl şeref getiren çalışmalarından dolayı on
kadar şahsiyeti prestijli Doctor Honoris Causa
unvanıyla ödüllendirmekte. 2013 yılında da Y. Selim
Salti ile birlikte onurlandırılanlar:
Efrayim Halevi (Mossad
eski başkanı), Mario Moshe Levy (Organik tarım
uzmanı), Shmuel Atzmon-Vinger (Yiddiş tiyatrosu
yöneticisi ve oyuncusu), Prof. Edward Precott (2004
Nobel Ekonomi Ödülü), Suzanne M. Czuker (Yahudilik
eğitimi ve kültürü öncüsü), Morris Kahn (Amdocs
şirketleri başkanı ve filantropist), Prof. Dan
Shechtman (2011 Nobel Kimya ödülü), ve İsrail
Filarmoni Orkestrası (adına Concertmeister’i).
Derecelerin dağıtımında
Fahri doktora ile ödüllendirilenlerin topluma,
insanlığa, ülkeye ve üniversiteye katkılarını öven
anlamlı kısa video gösterileri sunuldu. Tören,
İsrail Filarmoni Orkestrası’nın görkemli bir
konseriyle sona (Çaykovski’nin Romeo ve Jülyet
fantezisi uvertürü) ve Hatikva’nın çalınmasıyla sona
erdi. Davetliler bu safhada onurlandırılan değerli
dost ve akrabalarıyla bir kokteylde kucaklaşmak
imkânını buldular.
Henüz İsrail’de
yaşamadığı 80’li yıllarda Y. Selim Salti İsrail’de
Sefarad kökenli Yahudi öğrencilere burslar dağıtan
bir fon kurdu. Prof. Yehudit Dishon’un öğrencisi
olan ve daha sonra Bar İlan Üniversitesi’nde Salti
Ladino Merkezi’nin başkanı olacak Shmuel Refael de
bu vakıftan burs alanlar arasındaydı. Ladino dil ve
kültürünü kaybolmaktan kurtarma ve canlandırma
mevzuunda Y. Selim Salti’nin vizyonu ve cesareti ile
Prof. Dishon’un ve genç Shmuel Refael’in kararlılığı
sayesinde 2003 yılında Bar İlan Üniversitesi’nde
Naime ve Y. Selim Salti adına Sefarad kültürü ve
Ladino Dilini Araştırma ve Eğitim Merkezi kurulmuş
oldu.
1935’de İstanbul’da
doğmuş bir iş adamı ve filantrop olan Yeoshua Selim
Salti, İsrail, Türkiye, İsviçre ve dünya Sefaradları
arasında çok tanınmış bir şahsiyet. Rahmetli
babasının, ‘İkinci Dünya Savaşı esnasında
Balkanlarda on binlerce Ladino konuşan Yahudinin
Nazi kurbanı olarak fırınlarda hunharca hayatlarını
yitirdikleri gerçeği karşısındaki betbinliğini hiç
unutamadı. Ladino ve kültürünün akıbeti, bu arada
Türkiye Yahudilerinin ve geleneksel dillerinin
geleceği hakkındaki endişelerinden çok etkilendi. O
günlerden beri Y. Selim Salti Sefarad dünyasında
faal olmaya başladı, Ladino dil ve kültürünü
yaşatmaya çalıştı.
Salti, ekonomi ve
gazetecilik okumuş, İstanbul’da gazeteci olarak
çalışmış, uzun yıllar Şalom Gazetesi’nin yazı
işlerini yönetmiştir. 55 yıldan beri Naime (Mimi)
Salti ile evli olup Hayim ve Moni adlarında iki oğul
sahibidir. İstanbul Yahudi gençleri için
‘Yıldırımspor Kulübü’nün kurucularından ve eski
başkanlarındandır. 1975 yılında İsviçre’nin Cenevre
şehrinde yerleşmiş, uluslararası ticari ve sanayi
faaliyetleri yanında Cenevre Yahudi cemaatinde fahri
yöneticilik yapmıştır.
Emekli olduktan beri
Selim Salti tüm vaktini filantropiye -insanlara
faydalı olmağa - ayırmakta. Kuruluşundan bu yana
Salti Vakfı Ladino konuşan ailelere mensup yüzlerce
öğrenciye burs vermiş ve vermeye devam etmekte. Bar
İlan Üniversitesi’ndeki ‘Y. Selim ve Naime Salti
Ladino Araştırma ve Eğitim Merkezi’ 2003 yılından
beri (akademik hayatında ilk adımlarını Salti
desteğiyle atan) Prof. Shmuel Refael başkanlığında,
Yahudi Sefarad kültürünü koruma ve araştırma
alanında faaliyetine devam etmekte ve gelişmekte.
Selim Salti aynı zamanda Bar İlan Üniversitesi’nin
Mütevelli Heyeti üyesidir.
Üniversite mezunu (BA),
Master (MA) ve Doktora (Ph.D) diploma ve
derecelerinin verildiği, konferansların
düzenlendiği, Avrupa ve ABD’nin tanınmış
üniversiteleriyle işbirliğinde olan ve modern bir
araştırma kütüphanesine sahip Salti Ladino Merkezi,
Ladino’yu akademik disiplinler listesine dahil
etmeyi başarmış, Ladino kültürünü kamuoyunun
bilincine maletmiş ve kurslar ve değişik
etkinliklerle mevzuu geniş toplumun istifadesine
sunmuştur.
Şu anda Naime ve Selim
Salti İsrail’de yaşamakta ve İsrail’deki Türkiye
Yahudilerinin tüm faaliyetlerinde etkili olmakta ve
ayrıca Ladino Kültürü Kurumu (Autoridad Nasionala
del Ladino i su Kultura) çerçevesindeki gayretlere
katılmakta.
Dağıtılan kitapçıkta
Prof. Albert Einstein’in şu sözü dikkati çekiyor:
“Geçmişten öğren, bugünü yaşa, gelecek için daima
ümit et.”
Y. Selim Salti’nin
dediği gibi “Ben, bir çemberin uçlarını
birleştirmeye çalışmaktayım. Dünyaya Yahudi olarak
geldim, atalarımın yaşamış olduğu ülkeye döndüm ve
Tikun Olam adıyla bilinen –dünyayı düzeltme-
geleneğine devam etmekteyim!”
SHALOM GAZETESINDEN ALINMISTIR
:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~
Savasin Ortasinda
Savaşın ortasında kurtarılan genç hayatlar
Mohamed Ashgar sıkılıyor.Onbir yaşında kalbinden rahatsız bu çocuk bir
haftadır Holondaki Wolfson Hastanesinde ameliyatını
bekliyor.Beklemesinin nedeni kan analizlerinin henüz ameliyat için
arzulanan seviyeye ulaşmamış olması.Mohamedin arzusu bir an evvel
ameliyatının bitmesi, evine ve dört kardeşine kavuşması ve okuluna
tekrar başlıyabilmesi; zira sağlık durumu bir yıldır onu okulundan
uzakta tutuyor.
Pijaması ve yanaktan yanağa uzanan gülümseyişiyle yatağına kıvrılan
Mohamed bir soru üzerine büyüyünce ülkesinin başbakanı olmak istediğini
söylüyor. İnşallah.
Hikayenin buraya kadarki kısmunda herşey olağan.Ne var ki Hamasın bitmek
bilmiyen roket saldırılarına cerrahi uçak bombalamalarıyla cevap veren
İsrail halen amansız bir çatışmanın tam ortasında ve Mohamed Betlahiada
oturan Gazzeli bir çocuk..................
Pazar günü Gazzeden gelen yeni bir roket saldırısını duyuran sirenler
hastanede yankılandığında Mohamed ve dedesi Dahud hastane
odalarındaydılar.Tüm diğer hastalar ve korkudan bağrışan diğer
çocuklarla birlikte onlar da sığınağa taşındılar.Zira Hamas roketleri
İsrailliyle Gazzeliyi ayırma becerisinden mahrumdular.
Gerçi demir kubbe savunma sistemi roketleri karşılıyabildi ama yine de
düşen bazı parçalar hastane yakınlarındaki bir aracı ateşler içinde
yakarken,diğer bir parça da hatıra olarak Wolfsonun bahçesinde yerini
aldı.
Mohamedi Gazzeden Wolfsona getiren ‘’Save a chıld’s heart, SACH’’
adında bir Sivil Toplum Örgütü.Kurucuları ABD’den İsraile göç eden Dr
Amram Cohen ve Dr Sion Huri.Kuruluş Yılı: 1995
Şu ana kadar 44 ülkenin çocuklarını tedavi etmiş örgüt.Kurucusu Dr Cohen
2001 yılında Kilimanjaro Dağına tırmanırken bir kaza sonucu hayatını
yitirmiş.Örgüt, gelişmekte olan ülkelerdeki ameliyata muhtaç çocukları
İsraile getirdiği gibi, ayrıca yine bu ülkelerdeki doktorları
yetiştiriyor, gerektiğinde yurtdışına ekip yolluyor ve her hafta Salı
günleri Gazze ve Batı Şeriadaki Filistinli çocuklara servis veriyor.Bu
işleri çeviren 70-80 arasındaki doktor ve sağlık elemanlarının hepsi de
bu görevlerini gönüllü olarak yapıyorlar.
Halen Wolfsonda tedavi gören çocuklardan bazıları:Yine Gazzeden Dow
Syndrome’lu iki bebek kız, yine Pazar günü roket sirenleri arasında ta
Khan Yunisten Wolfsona kadar getirilebilen altı yaşındaki Salah, beş
Iraklı yavru, ve Kosovo,Gana,Nijerya,Tanzania ve Zanzibardan toplam 18
çocuk.
Bu arada hastanede Batı Şeriadan da çocuklar var.Bunlardan biri altı
aylık Losen.
Sirenler çaldığında ameliyat odasındaydı.
Babası Ahmad Faygan,roketlerden korkmadı,doktorların ameliyatı yarıda
bırakıp sığınağa koşmaları ihtimalinden korktu.Doktorlar sığınağa
gitmediler.
Bugüne kadar 3000 kadar çocuk SACH sayesinde Wolfsonda kalp ameliyatı
geçirdi.Bunlardan hemen hemen yarısı Filistinli, ki bu yarının yüzde
yetmiş kadarı da Gazzeden.
Dr Houri yeminine sadık bir doktor.
Şu anda Gazzeden gelen roket atışlarının etkisi olmuyor mu çalışmanızda
diye sorulduğunda,
‘’Bizi roketliyen Hamas mensuplarının da çocuklarını tedavi ediyoruz’’
diyor.Doktor olarak ne bir politik görüşümüz, ne de bir ırk,din,renk
ayrımcılığımız olabilir diyor.Tek bir renk hariç.Mavi.
‘’Maviyi hiç sevmeyiz ve onunla mücadele ederiz’’ diyor, ‘’ zira kanda
yeterince oksijen olmadığının belirtisidir.’’
SACH’ ın bütçesinin çok büyük bir kısmı bağışlardan elde ediliyor.Örgüt
şu anda 20 milyon dolarlık bir bağış toplama kampanyasında ve bununla
Wolfsonda dünya çapında bir sağlık merkezi kurmayı planlıyor.
Israel 21c ‘den derleyen: Bondi Çakım
Derleyenin notu:
İnsan keşke Gazzede Hamasa aktarılan yardım paraları, İsraili hedefliyen
roketlerin menzillerini geliştirmeye gideceğine, bölge halkının sağllık
gereksinimlerine harcansaydı diye düşünmeden edemiyor.
=========================================================
19/11/2012
İSRAİLDEKİ
TÜRKİYELİLER BİRLİĞİNDEN TÜRK
HALKINA AÇIK MEKTUP

Sayın
Türk Halkına.
İsrail’in Gazze’ye karşı giriştiği
“Bulut Sütunu” operasyonu dün
beşinci gününü doldurdu.
Başlangıcından bu ana kadar,
Gazze’den İsrail topraklarına
fırlatılan füze sayısı 1000’e
yaklaşmaktadır.
Bu füzelerin bir kısmı İsrail’in
kendi teknolojisiyle geliştirdiği
“Demir Kubbe” anti-füze bataryaları
tarafından havada imha edilirken,
imha edilemeyen roketler operasyonun
daha ilk gününde bir İsrailli
aileden 3 kişinin ölümüne neden
olnuş, 2 bebek de ağır yaralamıştır.
Bugün, Hamas’ın roketli
saldırılarından zarar gören 70
yaralı hastanelerde hala tedavi
görmektedir.
Teknolojisi İran tarafından
geliştirilen ve üretilen FEJR-5
füzeleri artık Tel Aviv ve başkent
Kudüs (Yeruşalayim) gibi uzak
kentlere de düşmekte ve büyük zarar
vermektedir.
Özellikle güneydeki kentlerde yaşam
felce uğramış, arabalar yanmış,
binalar hasar görmüş, çocuklar
ruhsal buhranlara girmiştir.
Gerçekler bu merkezde iken, Türk
Hükumet yetkililerinin bu olaylarda
İsrail’i suçlamaları bizleri son
derece üzmektedir.
Operasyondan önce, zaman zaman
Gazze’den gelen roketlere, civardaki
kasaba ve şehirlerde yaşayanların
hayatını tehdit etmesine rağmen,
İsrail sessiz kalmış ve olayı BM
temsilcilerine bildirmekle
yetinmiştir.
Ancak, 72 saat içinde atılan
roketlerin sayısının 200’ü geçmesi
ve bu saldırıların güneydeki
vatandaşların yaşamını ciddi bir
şekilde tehdit etmeye başlaması
üzerine, İsrail, “Bulut Sütunu”
harekâtını başlatmıştır.
Bu GERÇEK tüm Batı ülkeleri
tarafından bilinirken ve bu nedenle
operasyon haklı görülürken, Türk
Hükumet yetkililerinin, bu görüşün
tam tersine beyanat vermeleri
oldukça üzücüdür.
İsrail küçük bir ülkedir. Bugün
İsrail halkının % 45’i Hamas
roketlerinin yağmuru altındadır. Bu
oranı Türkiye nüfusuna yansıtacak
olursak, Türk halkının % 35’ine
tekabül eder. Türkiye’de 35-40 milyon
vatandaşın füze tehdidi altında
olduğunu varsayarsak, Türk Hükumeti
nasıl bir tepki gösterirdi diye
kendimize sormadan edemiyoruz.
Çatışmalardaki tarafların ölü
sayıları kıyaslanarak saldırganın
kim olduğunun saptanması mümkün
müdür? Eğer İsrail halkı ve
özellikle okullardaki çocuklar bu
yolda eğitilip, her siren çaldığında
barınaklara sığınıp ölümden
kurtulabiliyorsa elbette insan
zayiatı daha az olacaktır.
İsrail Savunma Kuvvetleri,
Gazze’deki sivil halka zarar
vermemek veya zararı asgariye
indirmek için, saldırılardan önce
Gazze halkına havadan bildiriler
dağıtmakta, SMS kısa mesajları
göndermekte, Hamas yöneticilerinden,
füze rampalarından veya cephane
depolarından uzak durmalarını
istemekte ve daha sonra belirli
hedeflere “nokta atışı”
gerçekleştirmiştir. Buna rağmen,
genelde bu uyarıları dikkate almayan
bazı suçsuz insanların ölmesi
önlenememektedir.
Bu noktada, İsrail Savunma
Kuvvetleri’nin tersine, Hamas
füzelerinin, suçlu suçsuz ayırt
etmeden sivil halkı öldürmek
amacıyla şehir merkezlerine bilinçli
olarak yönlendirildiğini hatırlatmak
yerinde olur.
Ne yazık ki bu olaylar, Türk
medyasında da Yahudi karşıtı
önyargılarından sıyrılamayan bazı
yazarlar tarafından kin ve nefret
duyguları uyandıracak üslupta
yansıtılmakta, Batı dünyasının kabul
ettiği ‘İsrail’in kendi
vatandaşlarını koruma sorumluluğunu’
dikkate almamaktadır.
Tüm isteğimiz GERÇEKLERİN
çarpıtılmaması ve bilgilerin eksik
verilmemesidir. Hükûmet
yetkililerinin yanlış veya eksik
bilgilendirildikleri, zayıf ta olsa,
bir olasılıktır. Bu nedenle, Türkiye
ve Türkleri seven, Türkiye-İsrail
dostluğuna büyük önem veren bizler,
GERÇEKLERİ Türk halkının bilgisine
sunmayı gerekli gördük.
İSRAİL'DEKİ TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ
Yönetim Kurulu adına
Başkan
ZALİ DE TOLED
=================================================
17/11/12
ÇÖPLE SAMAN'I KARIŞTIRMAMAK LAZIM - RAFAEL SADİ
ÇÖPLE SAMAN'I ....
KARIŞTIRMAMAK LAZIM.

RAFAEL SADİ
Evet BULUT SÜTÜNÜ operasyonu 3. gününü geride bıraktı.
İsrail Hükümeti defalarca
uyarmasına rağmen Hamas Terör örgütü İsrail'e yoğun füze atışı
durdurmayıp geçtiğimiz hafta içinde 300'ü aşkın füze yollarken Başta
Türkiye AKP hükümeti , Başbakanı , Dış İşleri Bakanı vede
Cumhurbaşkanı Hamas terör örgütü yöneticisi
kardeşlerine '' Başınıza iş alacaksınız sonra sizi biz bile
kurtaramayız '' demeyip İsrail ülkesini ve vatandaşlarını korumak
için BULUT SÜTÜNÜ operasyonuna başladığında demediklerini
bırakmadılar İsrail için. Bu
saldırının adı VAHŞİ SALDIRI oldu.İsrail Bebek Katili ve Gazzeli
kardeşlerini öldüren Terör devleti olarak anıldı Türkiye AKP Hükümet
yetkilileri ve hatta
Cumhurbaşkanınca da Bunu yapan da İsrail'in eski dost'u stratejik
mğttefiki Türkiye.
Yazık evet yazık çünkü bunun arkasındaki
anlamları çözmek henüz
imkansız.
Ancak türlü komplo teorileri ile uğraşmak yerine filli durum ile
iştigal etmek daha doğrudur diye düşünüyorum.
1- İsrail
Bulut Sütunu operasyonu ile ne temin etmek istedi?
İsrail'in hedefi Hamas
terör örgütünün savaşma kabiliyetini imha ederek , İsrail'in
caydırıcılığını geri getirmek istedi.
2- 3
günlük operasyonda 600'ü
aşkın hedef imha edildi.
Peki hedef nedir?
Hedef : Füze fırlatmaya yarayan rampalar , silah üreten fabrika ve
atölyeler , silah ve
mühhimat depoları , bu silahları ateşleyen tetikçiler.
Son 3 günde 600 hedef
imha edildi. Bir tane bile İsrail askerinin burunu bile kanamadı ve
Gazze'de tetikçi
teröristler dahil sadece 25 kişi öldü.
3- 3
gün içinde Gazze'den İsrail'e 400 adete yakın füze fırlatıldı ve
bunların 120
kadarı Demir Kubbe sistemi tarafından havada
imha edildi.
4- İmha
edilen hedeflerin içinde 70 ten fazla FECR 5 füze rampası vardı ve
buRampalar yer
altında gizli idiler. Fecr 5 füzeleri İran malı olup 40-50 km
menzilleri olduğu ve 6
metre uzunlugunda oldukları biliniyordu. Biz yani sokaktaki adam
sadece dün öğrendik.
5- Bugün
Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi Cuma namazında cami de İsrail'i
tehdit etti ve bizim gazabımızdan korkun dedi.
6- Bugün
Mısır başbakanı Kandil Gazze'yi
3 saatliğine ziyaret etti. Kalbimiz sizinle dedi ve size ilaç
göndereceğiz dedi ve geri gitti.
7- Sayın
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Gazze'ye değinerek İsrail
Vahşi bir saldırıda bulunuyor dedi ve bu durumun bitmesi lazım
diyerek bir şekilde
konuşulması gerek dedi ve ekledi '' Biliyorsunuz bizim diplomatik
ilişkimiz yok şu anda ''
diyerek bunu Avrupa
veya başka bir ülkenin
yapması gerektiğini ima etti.
8- Türkiye
Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç ise Gazze'deki
kardeşlerimiz
İçin gerekirse İsrail ile bile görüşürüz mesajı verdi. Herhalde Sayın
Erdoğanın haberi vardı
bunu söylerken...
Bunlar olaylar.
İsterseniz bunları tercüme edelim:
1- İsrail
bu operasyon ile caydırıcılığını geri getirebilecek mi henüz belli
değil ,
Şayet operasyon bitirilemez ve Gazze bataklığı kurutulamazsa orada
sinekler ve yılanlar üremeye
devam edecektir.Kısaca İsrail orayı Terör
ve silahtan arındırmak zorundadır , ama sanırım Dünya devletleri
İsrail'in bunu yapmasına
izin vermeyeceklerdir. Halbuki aynı Dünya devletleri Hamas
terör örgütünün İsrail
üzerine binlerce roket
fırlatmasına SESSİZ kalabilmişlerdir.
2- İsrail'in
3 günde 600 hedef imha etmiş olması ve
nu esnada sadece 25 kişi
Ölmüş olması ne
demektir.?
İsrail Dökme Kurşun Operasyonundan bu yana elindeki yüksek
teknolojiiyi nasıl kullanması gerektiği dersini iyi çalışmış.
Hedefleri hassas bir göz
ameliyatı yaparcasına cerrahi
bir ustalıkla sadece adresleri HEDEF BANKASINDA olanları noktasal
olarak vurmak oldukça ilginç bir başarıdır. Yani boşa mermi
harcamadılar. Gereksiz insan ölümlerine de sebebiyet vermediler. 25
kişinin en azından 3ünün hedef
olduğunu biliyoruz. Diğerleri de zamanı gelinde öğrenilecektir.
3- Demir
Kubbe sistemi iyi çalışıyor ve bu projeye bütçe ayrılmasını
onaylayanların tebrik edilmesi gerekir.Kaldı ki bu performansı ile
üretiici adaşımın RAFAEL'in iyi
siparişler alacağından ben kendi adıma eminim.
4- FECR
5 ve diğer füzeler . İsrail sadece 3 günde 600
kadar füze rampası ve mühhimat deposu imha ettiyse , ve bunların
büyük bir kısmı İran malı ve ithal ise (Kaçak ta diyebiliriz)
İsrail'in neden Gazze'ye deniz
ablukası uyguladığının en bariz göstergesidir ve İsrail'in
haklılığının delilidir.
Gazze son senelerde
ablukaya ragmen bir silah deposu
haline getirildiyse bu aynı zamanda Mısır
Hükümetinin de bu işin
içinde olduğunu anlatmaya yeter de artar bile. Silahların güzergahı
da bellidir.İran-Sudan –Sina ve Rafiah'yan Gazze. Mısır Hükümeti hep
aynı numaraya yatmıştır ve yine de yatacaktır ''valla billa bizim
haberimiz yoktu , herhalde kaçak soktular'' diyeceklerdir.
5- Mursi
halkına yönelik bir konuşma yaptı ve ben delikanlıyım dedi. Ancak
Yaptığı tehdidin içeriği boştu. Mesela İsrail'e
kara harekatı yaparsanız size
savaş ilan ederim diyemedi....
6- Mısır Başbakanı
Gazzeyi ziyaret eden ilk Mısır başbakanı olmasına ve
Kalbimiz Gazzeli kardeşlerimile birlikte atıyor demesine rağmen
''Size
İlaç göndereceğiz '' demekten başka bir şey demedi. Gazzelilerin çok
arzu ettiğ ve talep ettikleri Rafiah geçiş kapısını açacağız demedi.
Merak etmeyin size DOĞAL GAZ , BENZİN ve
ELEKTRİK vereceğiz demedi . Hatta Siyonist Düşman ile savaşasınız
diye silah vereceğiz de demedi...İlaç göndereceğiz dedi...(Aspirin
galiba)
7- İsrail'e
veryansın eden Türkiye
başbakanının İsrail ile diplomatik ilişkimiz
Yok biliyorsunuz ifadesi oldukça anlamlıydı. Sanki diplomatik
ilişkileri kendisi kesmemiş te İsrail buna sebep olmuş havası verdi,
hatta yüzünğn ifadesinde de : yazık ki diplomatik ilişkilerimi yok ,
olsaydı Gazzeli
Kardeşleriimizi kurtarırdık gibi bir hal okudum. Belki pişmandır ?
8- Başbakan
Yardımcısı Bülent Arınç'ın ifadesini daha da ilginç
bulmamak
Mümkün değil. ''Gerekirse
Gazzeli kardeşlerimiz için İsrail ile bile görüşürüz.''
Şayet bu ifade başbakan bilgisi dahilindeyse daha
da ilginçtir, Başbakan bilgisinde değilse de
demektir ki bu aralarında konululmuş bir meseledir ve Gazze bahane
edilerek İsrail ile konuşma ortamı aranıyor demektir.
Benim 3 günlük tespitlerim bunlar . Bir de son dakika
haberlerinden Milli
Güvenlik Kabinesi önce 30 bin daha sonra da 75 bin yedek askerin
göreve alınması için orduya teskere verdiğini henüz tercüme etmek
için erken. Ama iki ayağı olduğunu herkes tahmin edebilir. İsrail
önümüzdeki günlerde köklü bir temizlik hazırlığı içindedir. Veya bu
güzel bir gövde gösterisidir ve barış ateşkes masasına oturmadan
elini güçlendirmek için doğru bir uygulamadır. Zaman gösterecektir.
========================
BULUT
SÜTUNU 4. GÜNÜ SONUNDA - RAFAEL SADİ
BULUT SÜTUNU 4. GÜNÜ SONUNDA...
Evet nerede kalmıştık?
10 Kasım gününden operasyonun 4. günü sonunda Gazze'den İsrail'e
fırlatılan füzelerin sayısı 820'yi buldu ve geçiyor , her saat başı bu
sayı artmaktadır. Fırlatılan füzelerin 703'ü son 4 gün içinde atıldı.
Sayın Erdoğan ise Ateşi İsrail
başlattı diye demeç veriyor. Valla ayıp yahu gerçeklerden bu kadar
haberi olmayan bir başbakan olabilir mi? Nasıl gerçekleri biliyor mu
dediniz? Yok canım olamaz ihtimal vermiyorum , mutlaka kendisini
yanıltanlar vardır çevresinde. Her neyse önemli olan gerçekte neler oldu
ve bunların tercümesi nedir ?
1- Bu 4 gün sonunda 3 İsrailli sivil hayatını kaybetti. 2 ağır yaralı 3
orta derecede yaralı ve 60 hafif yaralı sivil mevcut, bunun dışında ise
6 İsrail askeride yaralanmıştır.
2- İsrail Hava Kuvvetleri Gazze'deki 800 hedefi imha etti. Bu hedefler
arasında Gazze Hükümet binası imha edildi ve Askeri Kanat lideri Ahmed
Cabari başta olmak üzere 11 terörist öldürüldü. Bugünün sonunda Gazze'de
hayatını kaybedenlerin sayısı 40 kişiyi buldu. (11'i hedef durumundaki
teröristlerdi).
3- İsrail Milli Güvenlik konseyi 75 bin Muvazzaf askerin gerektiğinde
askere alınması için Orduya izin verdi.(Tezkere verdi). İsrail
kabinesinin 3'lüsü olarak adlandırılan Başbakan Binyamin Natanyahu ,
Savunma Bakanı Ehud Barak ve Dış İşleri Bakanı Avigdor Liberman bu akşam
üstğ toplanarak operasyonun devamı konusunda karar aldılar. Kara
harekatının başlatılması konusunda ise ihtiyaca göre karar verileceği
ifade edildi.
4- Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Mısır'a gitti ve Kahire
Üniversitesinde Mısır'ı ve Mısırlıları oldukça fazla pohpohlayan bir
konuşma yaptı. Alkışları salonun halk veya öğrencilere ayrılan ikinci
katından toplarken ana salonda oturanların tepki vermemiş olması oldukça
manidardı.Erdoğan bu konuşmasında Mısırlılara Vatan Millet Sakarya
dedi.Biz kardeşiz dedi ve üstü kapalı bir şekilde ABD ile değil benimle
işbirliği yapın demeye getirdi. Erdoğan'dan alışkın olduğumuz ANTİ
İSRAİL sözlerinin dozu oldukça hesaplıydı. Hamas'ı ve Mısırlıları bir
kez daha kardeşleri ilan ederken ekonomik durumu sıkıntıda olduğu
bilinen Mısırlılara rüşvet teklif edercesine parasal konularda bana
güvenebilirsiniz dedi. Bir arada işler yapacağız işte 350 işadamını
beraberimde getirdim derken de Türk firmalarının halihazırda Mısır'da
1.5 milyar dolarlık yatırımları olduğunu hatırlatmadan da geçemedi.
5- Mısır Başbakanı Kandil dün Gazze'deydi ve Gazzelilere Yanınızdayız
diyerek İlaç göndereceğine söz verdi. Mısır Devlet Başkanı Mursi ,
Erdoğan ve İslam Briliği liderleri bir araya geldiler.
6- Erdoğan İsrail'i Obama'ya şikayet etti İsrail'in ateşkesmesini
istedi. Buna karşılık Obama da Erdoğan'a önce sen hamas'a ateş kesmesini
söyle dedi.
Erdoğan Havaalanında Mısıra giderken ''Hamas ABD Garantörlüğü olursa
ateşkes'e hazır dedi' .
7- Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi bu akşam '' Ateş kes için ciddi
Siyaller var dedi.
8- İsrailli bir üst düzey yetkilisi bu akşam ateş kes konusunu görüşmek
üzere
Kahire'ye uçtu.
Peki bütün bunları nasıl tercüme etmemiz gerekiyor?
1- İsrail sivil savunma kurallarına uyum sağlanması hayat kurtardı.
Gazze'lilerin elindeki füzelerin hassasiyeti çok kötü.
Hamas ve İslami Cihad resmen Karavanacı.
Demir Kubbe üreticisinin aldığı her kruş HELADİR.
Demir Kubbe iş gördü. İsrail'e atılan füzelerin yaklaşık 220 tanesini
imha
Edebildi. Diğerleri ise denize veya açık sahaya düştü. Sadece bir kaç
tanesini
Vuramadı. Başarı oranı %88 olarak açıklandı.
2- İsrail hava Kuvvetleri oldukça iyi iş başardı ve tahminlere göre
hedeflerin
%70'i temizlendi. Ama daha %30 var demektir.
Hamas'ın elinde daha çok silah var. Ancak rampa sayısında oldukçe büyük
eksilme oldu. Tel-Aviv ve Yeruşalayim'e kadar atabilecekleri füzeleri
olduğu
kesinlik kazandı. Bunların büyük bir kısmının İran menşeli olduğu ortaya
çıktı.
Rampaları imal edenlerinde İranlı mühendisler ve onların verdiği planlar
Olduğu anlaşılmış oldu. En önemlisi de MISIR'ın Gazze'ye sokulan
silahlarda
İşbirliği kesin mevcut. Gerek Mubarek hükümeti gerekse Mursi yönetimi
TERÖR ortağıdırlar.
3- İsrail'in kara harekatı yapma niyeti bar mı yok mu gün boyunca İsrail
Televizyonlarında her kesim ve rütbedeki eski askerlerce tartışıldı.
Kimi
Gerçek bir temizlik için şart oluğunu söylerken , kimileri de burada
durmak ve
Başarının tadını tatmanın yeterli olduğunu savundu. Bu bir gerçek ki
gerek bu tartışmalar gerekse 75 bin askerin görev sefer emri tezkeresi ,
şayet gerçekleştirilecekse ateş kesin oluşmasında büyük etkisi olmuş
olacağı kesindir.
4- Sayın Erdoğan'ın derdi Mısır'a mal satmak ve etrafındaki iş
adamlarına Pazar
Kapısı aralamaktır. Konuşmasını izlerseniz ana fikrin ne olduğunu açık
bir şekilde anlarsınız. Bana kalırsa Mısırlı işadamları da anladı ve
Vatan Millet sakarya ifadelerine çok fazla itibar etmediler.
5- Gerek Mursi gerekse Erdoğan'ın İsrail'e karşı olacağını düşündükleri
ve
İsrail ile Natanyahu'dan intikam alacağını sandıkları Obama'dan
beklentilerinin aksine Sorununuz İsrail ile değil Hamas'ı yola getirin
mesajını aldıkları ve kahramanlık yapacak durumda olmadıklaırnı
anladıklarını sanıyorum.
6+7+8- Hamas her hareketi ile acil bir ateşkes'e ihtiyacı olduğunu
bilyor. Bunu
bilen sadece hamas değil aynı zamanda Mursi'de çok iyi biliyor ve mevcut
durumun , Hamasın silahlanmış olmasının Mısır suçu olduğunun ortaya
çıkması ve ABD yardımına muhtaç olması öyle bir delikanlılık yapmasını
engelleyecektir. Keza Türkiyenin durumu da Gazze yüzünden ABD ve Obama
kapışmasını gerektirmeyecek bir durumdur.
Kaldı ki Gazze'liler bütün Arap dünyasında sevilmedikleri gibi Hamas
örgütü
de Şii İran ile yakınlaşmış Sunni olmaları hasebi ile bir anlamda hain
olarak
adlandırılıyorlar ve çok iyi gözle bakılmıyorlar.
Böylesi bir ateşkesin İsrail açısından anlamı ve değeri ne olacaktır.
Konuşulanlar arasında :
A- Gazze ile İsrail arasında bütün ilişkilerin kesilmesi , su , elektrik
, gaz , giriş çıkışların kapatuılması ve bütün ilişkilerin Mısır'a
kaydırılması . Gazze'den kesin kopma durumu.
B- Gazze'nin askeri , savunma ve ekonomik sorumluluğunun Mısır'a
verilmesi.
C- Gazze'den gelecek her türlü saldırının sorumluluğunun Mısır'a
devredilmesi ve Mısır güvencesinin ABD garantisi ile İsrail'e verilmesi.
Şayet ABD Mısır'a yüklü bir mali yardım verecekse Mısır'ın bunu kabul
etmemesi gibi bir şansı yok. Erdoğan'da bu paranınkokusunu alarak
Mısır'a işbirliği ve yatırım önerileri ile gitmiş olabilir ....
D- İsrail geçici ve eski günlere döndürüleceği bir ateşkesi kabul
etmeyeceği ve etmemesi gerektiği tartışmacıların tamamının ortak
fikriydi.
E- Kara harekatı korkutmacası aslında iki tarafı keskin bıçaktır ve bir
kara harekatı ile hem İsrail askeri insan kayıpları verecektir hemde
Gazze'de önlenemeyecek sivil ölümleri gerçekleşecek ve uluslararası
platformlarda faturası İsrail'e kesilecektir. Şu haliyle İsrail
uluslararası platformda iyi durumda olup istediklerini elde edebilirse
masadan ilk kez karlı kalkmış olacaktır. Kara harekatında kazanan
olmayacaktır.
F- Savaş ve seçim. Natanyahu Hükümeti ve hükümetin ana partileri bu
savaşı bu hali ile makul şartlarda bitirebilirlerse hem bu savaşı hem de
seçimleri kazanmış olacaklardır. Yok anlaşamazlar ve Kara harekatı ile
Gazze bataklığına saplanırlarsa ve İsrail ordusu kayıplar vermeye
başlarsa hem kazanmış sayılabilecek savası hem de seçimleri
kaybedecektir.
Önümüzdeki 24/48 saat oldukça önemlidir ve hayati kararlar bizleri
bekliyor olacaktır. Hayırlı bir yeni hafta temennisi ile.
=======================================
BRAVO,
KEREN RAŞİ !
Çevre
kentlerden, geliri kısıtlı fakat gelecek vaadeden değişik kökenli
gençlere burs ve destek veren Raşi Vakfının yıllık konferansından
etkilenmeden çıkmak olanaksızdı.
Tel Aviv Üniversitesinin ‘Smolarz’ binasının cam duvarlarla çevrili
büyük girişi, 20.Mayıs günü tıklım tıklımdı. Aralarında pek çok
Etyopyalı gencin dikkati çektiği yüzlerce öğrenci zengin büfelerin
etrafında yemekleri tadarken, benzerleriyle tanışıyor, ortak sorunları
konuşuyorlardı.
Birliğimiz Başkanı Zali De Toledo ile bu satırların yazarı, bir yandan
bir yana koşuşan görevlileri yakalamağa çalışıyor, kendimizi
tanıtıyorduk. Amacımız, bu vakfın faaliyetinden, bizim Türk kökenli
ööğrencileri nasıl fayadalandırabileceğimizi araştırmaktı. İsrail’in en
yaygın burs sağlayan kurumu olan “Perah”ın Genel Müdürü ile, daha sonra
da değişik bir kaç vakfın temsilcileriyle tanıştık. “Türkiyeliler
Birliği” derneğinin varlığından bile haberdar olmayan , bu insanlara
kendimizi tanıtmış olmak, yaptıklarımızı anlatmak, başlangıç için iyi
bir adımdı.
Yanımıza gelen çok güzel bir kızla sohbete başladık. Uzun sarı saçları
yüzünün iki yanından omuzlarına sarkmış, tam bir üniversiteli öğrenci
havasındaydı. Anlatmağa başlayınca kulaklarımıza inanamadık. Bu genç
öğrenci 3 çocuk annesiydi ve Raşi Vakfının desteğiyle üniversiteyi
bitiriyordu. Az sonra, yanına arkadaşı geldi. O da, kocası tek çocuğunu
bırakıp terkettikten sonra tahsile devam edip meslek sahibi olmayı
aklına koymuştu. Onu elinden tutup emeline kavuşturan yine Raşi vakfı
oldu.
RAŞİ Vakfı, 1984 yılında,19.yüzyılın ortalarında “Alliance İsraelite”
örgütünü kuran Narcisse Leven’in torunu Gustave Leven tarafından
kuruldu. Amacı “Alliance Israelite”in amaşlarından pek değişik değil:
Sosyo-ekonomik durumu zayıf olan ve genelde çevre kentlerde yaşayan
aileleri kültür yolu ile toplumun ileri sıralarına yükseltmek, yarının
yöneticilerini hazırlamak.
İsrail’de sadece 25 yıllık bir geçmişi olan Rashi vakfı, amacını geniş
çapta gerçekleştirebilmek için başka vakıflarla da işbirliği içinde.
Nitekim, bugünkü etkinlik, Agudat Sabah, Keren Keysarya, New York Yahudi
Federasyonu, MK İnsani Yardım Vakfı, Saban Ailesi Vakfı, Ted Arison
Vakfı, Yael Rekanati Vakfı ve Toronto Dostluk Vakfı kuruluşlarının
katılımı ile düzenlenmiş KATZIR programının bir sonucu. Katzir ismi, bu
ideale büyük katkısı olan İsrail’in 4. Devlet Başkanı Efraim
Katzir’in anısına verilmiş.
Öğrenciler, aldıkları maddi desteğin karşılığında değişik sosyal
hizmetlerde çalışıyorlar. Ayda iki kez, Raşi yetkililerinin yönetiminde
toplanıp karşılaştıkları sorunları tartışıyorlar ve çözüm arıyorlar. Bu
şekilde, gençlere sosyal sorumluluk aşılanmış oluyor.
Katzir programında, her yıl, 6 Üniversite ve 15 Yüksek Okuldan 1200
öğrenciye 6000 Şekelden 22.000 Şekele kadar maddi yardım sağlanıyor.
Basit bir hesapla, bu kültür yatırımının 10 Milyon Şekelin çok üstünde
olduğunu görmek zor değil.
Bu hacimdeki bir yardımdan “Türkiyeliler Birliği” olarak nasıl
faydalanabilirdik ?
Raşi Vakfının Başkan Vekili ve Genel Müdürü Eli Alaluf ile görüştük ve
Türk kökenli öğrencilerin de bu vakıftan faydalandırılmalarını istedik.
Eli Alaluf isteğimizi dikkatle dinledi ve konuyu gündeme taşıyacağını
söyledi.
Nihayet büyük oditoryuma girdik. İkimize de protokol sıralarında yer
vermeleri önemsendiğimizi gösteriyordu.
Birbirini izleyen nutuklar... Modern bir bale topluluğunun gösterisi...
Genç bir gruptan İsrail şarkıları... Ve, Vakıftan destek gören bir kaç
öğrencinin yaşamlarından bazı kesitler gösteren veya duygularını anlatan
kısa bir film. (Bir örnek vermek gerekirse, bir kadın, bir yandan
çocuğunu yıkıyor, bir yandan çamaşır asıyor, bir yandan yemek pişiriyor,
sonra da oturup büyük bir azimle ders çalışıyor.)
Günün kapanış kısmı oldukça duygulandırıcı idi. Mezuniyet cübbelerini
giymiş, başlarında püsküllü kepleri, ellerinde rulo halindeki diplomayı
tutan 9 öğrenci belirdi sahnede! Biri Etyopyalı, diğeri Azerbaycanlı,
diğeri Ukraynalı, diğeri Gürcistanlı.... Her biri adını, geldiği ülkeyi,
seçtiği mesleği belirttikten sonra onu destekleyen vakfa teşekkür
ediyor, sonra da sahneden inip o vakfın temsilcisine kepini
giydiriyordu.
Dünyanın dört bir köşesinden, değişik kültürlerden, değişik renkten
insanlar, işte bu kültür ocağında, hiç bir ayırım duymadan, kardeşlik
duygularıyla, toplumun ön sıralarında yer almak üzere hayata
atılıyorlardı.
Duygulanmamak olanaksızdı!
Nesim Güveniş
===============================================
Birliğimizin Danışmanlar Kurulu Toplandı.
Yeni Başkanın ilk faaliyet raporu takdirle karşılandı.
Birliğimizin olağan 2. Danışmanlar Kurulu (Moatsa) 16.Mayıs.2012 günü
derneğimizin Bat Yam’daki Kültür Merkezinde toplandı.
Toplantıyı açan “Moatsa” başkanı Selim Salti ilk sözü Mali İşler
sorumlusu Sabi Ballı’ya verdi. Sabi Ballı geçen 4 aylık devrede tahsil
edilen paralarla yapılan harcamalar hakkında bilgi verdi ve sorulan
soruları yanıtladı. Bu arada, 2011 yılının resmi dairelere verilecek
bilançosu da onaylandı.
Bundan sonra söz Yönetim Kurulu Başkanı Zali De Toledo’ya verildi.
Yönetim Kurulu Başkanı olarak katıldığı bu ilk Danışmanlar Kurulu
toplantısında Zali De Toledo, kurduğu yeni yönetim kurulunun,
çalışmalarını genelde Ole Hadaş’larla tanıtım konularına odakladığını
bildirdi. Okuduğu raporda, Zali e Toledo, özetle aşağıdaki çalışmaları
saydı:
-Gerek Raanana’daki, gerekse Bat Yam’daki yeni göçmenler ziyaret edildi.
Değişik sorunlarına çözümler arandı. Bu arada, hukuksal sorunları için
ücretsiz hizmet verecek bir avukat ile, okullarda sorunları olan çocuklu
ailelerin başvuracakları bir rehber sağlandı.
-Son 4 ayda gelen toplam 25 yeni göçmene ilk gereksinim paketleri
verildi ve özel ihtiyaç sahiplerine maddi yardım yapıldı.
-Pesah bayramı arifesinde ihtiyaç sahibi 20 aileye erzak dağıtıldı.
-Bat Yam Dostluk Derneği ve Derneğimizin Petah Tikva şubesinin
düzenlediği gecelere Yönetim Kurulumuzu temsilen katılan Zali De Toledo
işbirliğimizin önemini vurguladı.
-Tanıtım konusunda Zali De Toledo bazı çalışma arkadaşlarıyla birlikte
aşağıdaki kişilerle görüşerek, onları ilgilendiren konularda Derneğimize
her türlü desteği vereceklerine dair söz aldı: Başbakanlık Güvenlik
Müşaviri Eytan Naeh, Devlet Başkanı Siyasal danışmanı Nadav Tamir, Dış
İşleri Bakan Yardımcısı Dani Ayalon, The Israel Project Yeruşalayim
Şubesi, Şimon Peres Barış Merkezi, ISEF Örencilere burs vakfı, Nefeş
Benefeş Ailesiz Askerlere Yardım Vakfı.
-Kültürel faaliyetler çerçevesinde, Bat Yam’daki lokalimizde Dış İşleri
Bakanlığı sözcüsü Gil Palmor ile İsrail’in eski Ankara Büyükelçisi Uri
Bar-Ner birer konferans verdiler.
-Ülkemizde 4 konser yönetmek üzere gelen tanınmış Türk Orkestra şefi Cem
Mansur lokalimizde bir akkşam yemeği ile ağırlandı.
-Amerika’dan gelen JINSA örgütünün Hispanik delegeleri bir akşam
yemeğinde ağırlanarak güzel bir tanıtım çalışması gerçekleştirildi.
Türkiye’nin Tel Aviv Maslahatgüzarlığı ile ilişkilerin canlı tutulduğunu
vurgulayan Zali De Toledo, göreve başladıktan sonra TC Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’den tebrik ve başarı dileyen bir mesaj aldığını, 18.Mart
Şehitler gününde, Ramle’deki şehitler anıtına bir çelenk koyduğumuzu
söyledi.
İleriye dönük çalışmalara da değinen Zali De Toledo, Bat Yam Belediye
Başkan Vekili Yaakov Morhaim ile görüştüğünü, yılda iki kez, yeni
göçmenler için ücretsiz gezi otobüsü ile rehber tahsisi, bir konser
salonunu en iyi şartlarla alma konularında kendisinden söz aldığını,
Ekim ayında tanınmış ses sanatçısı David D’Or’un bir konser vermeğe
hazır olduğunu söyledi.
Zali De Toledo sözlerini, özellikle JINSA etkinliğinde kendisine
yardımcı olan önceki başkan Momo Uzsinay ile tüm bürokratik mekanizmayı
başarı ile yürüten Sekreterimiz Jak Aboresi’ye teşekkürle noktaladı.
Söz alan Danışma Kurulu üyeleri, genelde, bu kısa çalışma devresinde bu
kadar fazla işi başarmış olmasını takdirle karşıladıklarını dile
getirdiler.
Toplantının bundan sonraki bölümü, katılanların çeşitli sorularının
yanıtlanması ve yeni önerilerin dinlenmesi ile geçti.
=====================================================
“JINSA” Yeniden İsrail’deydi
ABD’nin Güvenlik Konularındaki Faaliyetiyle Bilinen bu Toplum Sivil
Kuruluşunun 25 Üyesi İsrail Gezisinin Son Gecesinde Derneğimizin Verdiği
bir Yemekte Ağırlandılar.
Tam bir yıl önce olduğu gibi JINSA Enstitüsünün 25 üyesi bu yıl da
İsrail’i gezip ülkemizi tanıma olanağı buldular.
Geçen yılın Mart Bülteninde yazdığımız gibi, JINSA - Jewish Institution
for National Security Affairs ( Milli Güvenlik Konuları için Yahudi
Enstitüsü) Amerika-İsrail askeri ilişkilerinde çok etkili bir kuruluş.
Üyeleri arasında Yahudiler kadar Hristyanlar da var.
Ülkemize gelen grup tamamen “Hispanic Americans” denen, kökenleri
İspanyol olan üyelerden oluşuyordu. İçlerindeki bir kaç Yahudi hariç,
hepsi Hristyandı. Ortak tarafımız, atalarımızın İspanya’dan çıkmış
olması ve İspanyol lisanını bu güne kadar muhafaza etmiş olmamız.
İsrail’in pek çok yöresini gezdikten sonra son gecelerini hala Ladino
konuşan bizlerle geçirmek istemişlerdi. Ve 25.Mart.2012 gecesi bu
isteklerine nail oldular.
Akşam yemeğini bu kez Rekanati Yaşlılar Yurdu salonunda düzenledik.
Bu noktada, bizlere büyük yakınlık gösterip Yurdun kapılarını açan
Rekanati Yaşlılar Yurdu Müdürü Roni Aranya’ya teşekkürü borç bildiğimizi
belirtmek isteriz.
Konuklar arasında Tel Aviv’deki Amerika Büyük Elçiliğinden Müsteşar
Robert Davis ve eşi ile Ticaret Ataşesi Rafael Patino da vardı.
Gecenin açılış konuşmasında Derneğimiz başkanı Zali de Toledo,
Yahudilerin İspanya’dan kovulduğu yıl, Kristof Kolomb’un da İspanya’dan
ayrılıp Amerika’yı keşfettiği yıl olduğunu belirttikten sonra kısaca
şöyle devam etti: “İsrail’i oluşturan 72 ülkeden gelen göçmenler dil
ve kültürlerini de beraber getirdiler. Bizler de İspanya’dan sürgün
edildikten sonra Osmanlı topraklarında kültür ve lisanımızı koruduk ve
onları bu ülkeye taşıdık. İspanyol lisanı, Yahudilerin yaşadığı değişik
ülkelerin lisanlarının etkisi altında kaldıktan sonra bugünkü Ladino
veya Judeo-Espanyol dediğimiz halini aldı. Sizin atalarınız da bizim
atalarımız gibi İberya yarımadasından çıktılar. Demek ki aynı cografi ve
dilsel kökenlere sahibiz. ABD İsrail’i devamlı destekleyen dost bir
ülkedir. Bunu her zaman takdirle karşılarız. Bu gezinizde İsrail’deki
değişik etnik kökenli insanlar gördünüz. Bu gece de biz Türk
Yahudilerinin Sefaradi geleneklere uygun olarak hazırladığı yemekleri
tadacak ve Ladino şarkılar dinleyeceksiniz. Beğeneceğinizi ve bu geceyi
bu gezinin güzel anılarından biri olarak her zaman anımsayacağınızı
umuyoruz.”
Artdından söz alan JINSA Yönetim Kurulu üyelerinden ve grubun temsilcisi
Jacob Monti, tekrar aramızda bulunmaktan duyduğu sevinci dile
getirdikten sonra gruptaki arkadaşlarını tanıttı. Kısmen İnglizce,
kısmen İspanyolca yapılan bu konuşmadan sonra, Derneğimizin Danışmanlar
Kurulu Başkanı Selim Salti söz alarak Amerika’ya ilk giden İspanyollar
arasında pek çok Yahudi bilim adamı olduğunu vurgulayarak Hispanic’lerle
olan ortak taraflarımızı belirtti.
Son konuşmayı Amerikalı konuklardan biri yaptı ve bu geziden duyduğu
memnuniyeti belirttikten sonra özellikle Amerika ile İsrail arasındaki
dostluk bağlarını vurguladı.
Sıra sefaradik yemekleri tatmağa gelmişti. Bu arada, pianist Kobi Mişal
eşliğinde Rinat Emanuel’in güzel sesi ve sevimli hareketleriyle
söylediği Ladino, İngilizce ve İbranice şarkılar geceye büyük renk
kattı.


================================================
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
Zali De
Toledo’yu Kutladı
Birliğimizin yeni dönem Başkanı Zali De Toledo, bu göreve getirildiğini,
daha önceki görevinden tanıdığı
Türkiye
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e bir mektupla bildirmiş ve
Birliğimizin amaçları çerçevesinde,
Türkiye-İsrail
dostluğuna katkı çaslışmalarını sürdüreceğini bildirmişti.
T.C. Tel
Aviv Geçici Maslahatrgüzarı Sn. Doğan Işık, 15.Mart.2012 günü Zali De
Toledo’yu evinde ziyaret
ederek
Cumhurbaşkanının mesajını şahsen iletti. Mesajında Cumhurbaşkanı Gül,
Zali’nin bu göreve
getirilmesinden büyük
memnuniyet duyduğunu söyleyerek başarılar diledi.

================================================
BİRLİĞİMİZDE YENİ YÖNETİM
İsrail’deki Türkiyeliler Birliği’nin 3 yılda bir yapılan genel kongresi
BatYam
lokalinde gerçekleşti.
Faaliyet raporu, mali rapor ve murakıp raporunun okunmasından sonra eski
yönetim kurulu ibra edildi
ve yeni Danışmanlar Kurulunun seçimine geçildi.
Eski başkanlar ile Şube başkanlarının tabii üye olduğu ve Türk kökenli
değişik kurum temsilcilerinin katılımıyla da
oluşan yeni Danışmanlar Kuruluna aşağıdaki üyeler seçildiler:
Yeni Danışma Kurulu ilk toplantıda, Selim Salti Danışma Kurulu
Başkanlığına,
Zali De Toledo
da Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildiler.
Zali De Toledo
uygun gördüğü mesai arkadaşlarının katılımı ile düzenlediği ilk
toplantıda,
Yönetim Kurulu görevleri aşağıdaki şekilde paylaşıldı:
İYT – TÜRKİYELİLER
BİRLİĞİ YÖNETIM
KURULU
2012-2013 DÖNEMİ
BAŞKAN
ZALİ DE TOLEDO
BASKAN VEKİLİ
NESİM
GÜVENIŞ
SEKRETER
JAK ABORESİ
MALİ İŞLER
SABİ BALLI
İNTERNET
İZZET
İSRAEL BENBASSAT
TANITIM
RAFAEL SADİ
ETKİNLİKLER
VİOLET BAHAR
ALİYA
MOİZ SUSTİEL
SAMİ GERŞON
GEÇMİŞ DÖNEM BAŞKANI
MOMO UZSİNAY
~:~:~:~:~:~:~
~:~:~:~:~:~:~
ÇALIŞMA VE İSTİŞARE KOLLARI
KÜLTÜR
ZALİ DE TOLEDO
, NESİM GÜVENİŞ
SPOR VE GENÇLİK
İZAK ADATO
, SAMİ GERŞON
TANITIM
RIFAT SADİ
, İSAK DUENYAS
, MOMO UZSİNAY
MALİ İŞLER
YUDA BEHAR
, SABİ BALLI
LOKAL VE ETKİNLİK
VİOLET BAHAR
,
ETİ ABORESİ ,JAK
ABORESİ
ALİYA
MOİZ SUSTİEL,
LİNDA ESKENAZİ ,
BELLA KORONYO, TİNA
KARAKO, KORİN LEON
DANIŞMANLAR
SELİM AMADO
, YOSİ BENALTABET
, ŞELA MİZRAHİ
, İSAK DUENYAS
MORENO MARGUNATO
~:~:~:~:~:~:~
~:~:~:~:~:~:~
DANIŞMANLAR
KURULU
Selim Salti
( Başkan)
Nesim Güveniş.Rafael Sadi.Zali De Toledo.Sabi Ballı.Naime Salti.Moiz Sustiel
Eli Alubi.Violet Behar.Nelson Kent.Bondi Çakım.Şela Mizrahi.Stella Kent
Dr. Avram Mizrahi.Bety Alubi.Mengi Yahya.Yehuda Behar.Yosi Benaltabet
David Angel.Sami Gerşon.İsrael benbasat.Linda Eskenazi.İzak Duenyas
Besim Kohen.İzak Adato.Roni Aranya.Ovadya Benbasat
~:~:~:~:~:~:~
ZALI DE TOLEDO ILE KONUSMA- TIKLAYIN
YOUTUBE
RAFAEL SADI
---------------------------------------------------------------
26
ŞUBAT 2012 ŞALOM GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR
Türkiyeliler Birliği, Zali de Toledo ile daha da güçlü…
Türkiye’de uzun yıllar Kültür Ataşeliği görevini
başarıyla yürüten Zali de Toledo, hepimizin tanıdığı
ve sevdiği bir sima. Girişken ve becerikli
kişiliğini takdir ettiğimiz Zali de Toledo’nun
başkanlığını üstlendiği İsrail’deki Türkiyeliler
Birliği’ni ileriye taşıyacağına, iki ülke arasındaki
kültürel ilişkilere ivme kazandırma yönünde büyük
adımlar atacağına inanıyorum
Kendinizi tanıtır mısınız?
1943
yılında Kasımpaşa’da, tam Varlık Vergisi
dönemlerinde doğdum. Taksim’de İsrail
Konsolosluğu açılışına büyükannem ile gitmiştim.
Müthiş kalabalıktı, herkes duygulanmış sevinç
gözyaşları döküyordu. Henüz altı yaşındaydım ama
çok etkilenmiştim. O yaşlardan itibaren bende
bir tutku haline gelen İsrail’e, 1960 yılında
göç ettim. İbranice öğrenmek üzere kibutza
gittim. Orada yeteneklerimi ortaya çıkaracak bir
iş buldular bana; böylelikle kibutzda kunduracı
olarak çalışmaya başladım. Kibutzda evlendim,
kızım orada doğdu, bugün 50 yaşında. Üç torunum
var, her biri ile gurur duyuyorum. Kız torunum
26 yaşında, çok büyük bir şirketin CEO’su olarak
çalışıyor. İkinci torunum yeni tamamladığı
askerlik görevinde paraşütçü komando
birliğindeydi. Bir de on dört yaşında bir
torunum var.
İsrail Filarmoni Orkestrası ile uzun çalışma
döneminiz nasıl başladı?
İsrail Filarmoni ile on yıl süren bir çalışmam
var. Herhalde çok şanslıydım çünkü dünyanın en
ünlü ve en değerli şefleri ile çalışma imkânı
buldum. Arthur Rubinstein’dan tutun, Leonard
Bernstein’a günümüzde her biri birer efsane olan
müzisyenlerle çalıştım. Orkestranın halkla
ilişkilerini yaptığım, dış ülkelerde tanıtımını
sağladığım bu dönem, hayatımın kültürel açıdan
en zengin dönemi oldu. Elçilikler,
konsolosluklar, diplomatlar ile ilişki içindeki
bu on yıl o kadar çabuk geçti ki…
Bu
görevin ardından İspanya’da Katolik kiliseleri
konusunda üç aylık bir araştırma sürecim oldu. O
dönemde Katolik kilisesi Kudüs’le fazla
ilgilenmiyordu. İspanyolca bildiğim ve Saint
Pulcherie adlı Katolik okulunda eğitim gördüğüm
için beni göndermeyi uygun buldular. Araştırma
konum, Katolik Kiliseleri ile temasa girip
mensuplarının neden Kudüs’e gelmediklerini
öğrenmekti. O dönemde Hıristiyan âleminden dini
turlarla İsrail’e gelenler Ortodokslar ve
Protestanlardı. Günümüzde bu durum değişti
tabii.
Şimdiki İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres ile
tanışıklığınız hangi dönemde oldu?
Peres’i uzun yıllar önce tanıdım. Başbakanlığa
aday olduğunda ona gönüllü olarak yardımcı
oldum. Daha sonra Ladino konuşan bir toplumu
temsilen İşçi Partisi yararına birçok çalışmaya
katıldım. Peres de, İşçi Partisi de çalışmamı
takdir etti.
Türkiye’ye Kültür Ataşesi olarak atanmanızda
Şimon Peres’in etkisi oldu mu?
Tabii ki. Bugünmüş gibi hala hatırlıyorum: King
David Oteli’ne Avusturya Cumhurbaşkanı gelmişti.
Ben orada Peres’e yaklaşıp, “Şimon, İsrail’i
ülke dışında tanıtamaz mıyım?” diye sordum. “Hiç
şüphem yok, bunu çok iyi başarırsın. Bugünlerde
gel konuşalım,” dedi. Üç ay sonra
Türkiye’deydim.
O tarihlerde Türkiye’de İsrail’in Kültür
Ataşesi diye bir görev yoktu, değil mi?
Yoktu tabii. Ankara’ya vardım. Farabi Sokak’ta
derme çatma bir binaydı. Oturabileceğim bir
iskemlem bile yoktu. Çok sevdiğim ve maalesef
genç yaşta kaybettiğimiz Büyükelçi David
Granit’e, “Bugün misafiriniz var mı?” diye
sordum, “Yok” dedi. Önündeki iskemleyi aldım ve
oturdum. Yani işe tek bir iskemle ile başladım
ve sonuçta sanırım başarılı oldum. Ama ortam da
çok elverişliydi.
Türkiye’de birçok etkinlik düzenlediniz. Bu
etkinliklerden sizi en çok heyecanlandıranlar
hangileriydi?
İki
çok önemli etkinlikten söz etmek istiyorum.
Topkapı Sarayı’ndan, Askeri Müze ve İslam
Eserleri Müzesi’nden sergiler getirdim İsrail
Müzesi’ne. Bu serginin açılışına Ariel Şaron da
gelmişti. İslam Eserleri Müzesi Müdürü Nazan
Ölçer ile birlikte o müzeden çok değerli halılar
getirmiştik İsrail’e sergilenmek üzere.
Ayrıca İslam Eserleri Müzesi’nde Osmanlı
Bankası’nın desteği ile Kutsal Toprakların
Osmanlı dönemini yansıtan ve eski fotoğraflardan
oluşan bir sergi açtık. Topkapı Sarayı’ndan ve
Askeri Müze’den taşıdığımız değerli eşyalarla
İsrail Müzesi’nde açtığımız sergide çok yüksek
meblağlarda sigorta ödedik. Askeri Müze, IV.
Murat’ın çadırını da verdi sergilenmek üzere.
Çok
sayıda konser düzenledim. Son olarak Kudüs
Senfoni Orkestrası’nı getirdiğim Ankara’daki
konserde tüm üst düzey simalar vardı. İsrail’den
birçok şarkıcı, bale sanatçısı ve orkestralar
getirdim. Fazıl Say’ın da İsrail’de konser
vermesini organize ettim. TRT’nin gençlik
grupları, ‘Sultans of The Dance’, TRT Çok Sesli
Korosu, Cem Mansur İsrail’de sahne alan
sanatçılar oldu. Anlayacağınız kültürel
etkinliklerde iki taraflı çalıştım. Birini maaş
karşılığı, diğerini gönüllü olarak yaptım.
Türkiye’de çok sayıda dostluk ilişkisi kurdunuz
herhalde…
Çok
güzel ilişkiler kurdum. Bunların en önemlisi
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz ile
yaptığım işbirliğiydi. İslam ve Yahudilik
dinleri arasında diyalog çalışmalarında
bulundum. O dönemde, tarihte ilk kez bir İslam
ülkesi, İsrail Başhahamını Türkiye’ye davet
etmiş oldu. Süleyman Demirel’i İsrail’de misafir
ettik.
Türkiyeliler Birliği Başkanlığı görevini nasıl
kabul ettiniz?
Başlangıçta açıkçası çekimser yaklaştım. Çünkü
ben hiçbir zaman Türkiyeliler Birliği çerçevesi
altında çalışmadım. Hep tek başıma çalıştım, hiç
kimseye ‘bunu nasıl yapalım’ diye danışmadım.
Kararları kendi başıma almış bir insanım.
Gruplar ve komisyonlar ile birlikte çalışmadım
hiçbir zaman. Teklif gelince gerçekten çok
şaşırdım. Sonuçta kabul ettim, çünkü bu büyük
bir şeref.
Ne gibi projeleri gerçekleştirmek istiyorsunuz?
İlk
aşamada Türkiyeliler Birliği’nin tanıtımı
yönünde çalışmalar yapacağım. Geniş bir
yelpazede tanınması için temaslara başladım.
Binyamin Netanyahu’nun bürosundan Eitan Nae
geçtiğimiz günlerde bizleri tanımak için
ziyaretimize geldi. Dışişleri Bakanı Yardımcısı
ile bu amaçla bir görüşme yaptım. Yakında Devlet
Başkanı Şimon Peres ile bir görüşme yapacağım.
İsrail’in tanıtım konusunda en önemli web sitesi
‘The Israel Project’ ile Rafael Sadi’nin
yürüttüğü ‘HasTürk’ web sitesini temasa
geçirmeyi düşünüyorum. Yani tanıtım açısından
açık ve dışa dönük, çok yönlü çalışmalar
yürüteceğiz. Amacım Türkiyeliler Birliği’nin
herkesçe tanınması.
Türkiye ile ilişkileri güçlendirme konusunda
neler yapacaksınız?
İşin
en kolayı ilişkileri kültürel açıdan sürdürmek
ve güçlendirmektir. Ne de olsa müzisyenler,
sanatçılar aynı lisanı konuşurlar, kolay bir
lisandır konuştukları. En azından kültür yolu
ile iki ülke arasındaki bağları sağlam tutmak
için elimizden geleni yapacağız. Ekonomik
boyuttaki ilişkilerde içimiz rahat, iki ülke
arasındaki ticaret hacminde bu yıl yüzde 21
artış olduğu söyleniyor. Geçenlerde 148 kişilik
dindar bir grup geldi Türkiye’den. Onlar ülkenin
her tarafındaki camileri gezdiler. Birliğin eski
Başkanı Momo Uzsinay, birlikten bazı bayanlarla
birlikte bu grubu havaalanında çiçeklerle
karşıladılar. Bu kişiler böyle bir karşılama
karşısında şaşırıp kaldılar. Güzel ilişkiler
oldu. Bunların devamını getirmeye çalışacağız.
29 Şubat 2012
*************************************************************
“JINSA” Üyeleriyle Coşkulu Gece
ABD’nin Milli Güvenlik
Konularında Faaliyet Gösteren bu Sivil Toplum Kuruluşunun
Hispanic-Hristyan 20 Üyesi, İsrail Gezisinin Son Gecesinde,
Derneğimizde, Onurlarına Verilen Yemekte Ağırlandılar.
JINSA
– Jewish Institution for National Security Affairs ( Milli Güvenlik
Konuları için Yahudi Kurumu) Amerika-İsrail askeri ilişkilerinde en
etkili kuruluş.
Merkezi Waşington’da olup 1970
yılında kurulan bu kurumun tam 17.000 üyesi var. Amacı, İsrail ile
stratejik işbirliğini ilerletmek, füze ve hıgh-tech silahlar ile
terörizm, radikal akımlar gibi konularda araştırmalar yapmak, Amerikanın
etkili savunma gücü hakkında halkı bilgilendirmektir.
Bir Yahudi kuruluşu olmakla
beraber üyelerinin hepsi Yahudi değil. Aralarında Hristyanlar da var.
Bunlar arasında, “Hispanic” diye anılan İspanyolca konuşulan Meksika,
Kuba, Arajantin ve Orta Amerika kökenli Amerikalılar, bir grup oluşturup
İsrail’i ziyaret etme kararı aldılar.
JİNSA’nın müdürlerinden biri olan
İsrail doğumlu Türk kökenli Yola Haviv Johnston, grubu
oluşturanların Senatör, Emniyet Müdürü, Vali Vekili, Yargıç gibi önemli
ve etkin kişiler oluğunu dikkate alarak, ayrıca, bunların, İsrail’de
Ladino dediğimiz Judeo-İspanyol konuşan göçmenlerle görüşmelerinin
faydalı olacağına inanarak Derneğimize başvurdu.
20.Ocak Perşembe gecesi Bat
Yam’daki Kültür Merkezimizde bir bayram havası esiyordu. Kapıdan her
giren Amerikalı konuk, İngilizce veya İspanyolca kendisini tanıtarak
önüne gelenle kucaklaşıyordu.
Gecenin açılışında, Birliğimiz
Başkanı Momo Uzsinay yaptığı konuşmada, konukları ağırlamaktan
duyduğu onuru ifade etti.
Bundan sonra, konuk grup adına söz
alan, grubun tek Yahudi üyesi ve JİNSA Kurumu yöneticilerinden Jacob
Monty, JINSA ve grup hakkında bilgi vererek şunları söyledi:
“Hispanic şahsiyetlerle
fevkalade güzel bir grup oluşturduk. Aramızda Demokratlar da var,
Cumhuriyetçiler de var. İsrail’i öğrenmeğe geldik.Gördük ki,
Hristyanlarla Museviler arasında ortak değerler var. Aileye, dine ve
cemaate bağlılık, bunların yanı sıra girişimcilik hep ortak noktalardır.
Arkadaşlarımın hepsi Amerika’daki Hispanik halkın liderleri olup önemli
mevkilere sahiptir.”
Jacob Monty
bundan sonra grubu oluşturan 20 kişiyi sıfatlarıyla birlikte ayrı ayrı
takdim etti. Takdim edilen her konuk, bir hafta süresince gezdikleri ve
gördükleri hakkında izlenimlerini, duygularını dile getiriyordu.
Arturo Acevedo
(Texas, Austin Emniyet Müdürü) : Kalbimde kendimi İsrailli
hissediyorum!
Rudy Beserra
(Coca Cola Latin Amerika sorumlusu): Gördüğümüz her
şeyden çok olumlu etkilendik!
Maria Contreras
(Los Angeles, Promerika Bank Kurucu Başkanı): Bir rüyamı
gerçekleştirdim!
Hector Erube
( Texas eski Senatörü) : Gittiğimiz her yerde saygı gördük. Bizleri
sevgi ile kucakladılar.
Abel Maldonado
( California Vali Muavini): Yad Vaşem’i gezerken gözlerimizde hep
gözyaşı vardı!
Diğerleri de benzer duygular ifade
ederken “Seneye tekrar geleceğiz!” vaadinde bulunuyordu.
Konuşmalardan sonra, konuklar,
özel olarak hazırlanan Sefaradi yemeklerini tatmağa başladılar.
Bir süre sonra söz alan Ladino
Milli Otoritesi Başkan Vekili Moşe Şaul, Ladino dilinin değişik
ülkelerdeki Yahudileri bağlayan bir unsur olduğunu söyledi ve bu gece
Hispanik kökenlilerle bu lisanı paylaşmaktan gurur ve zevk duyduğunu
söyledi.
Son konuşmacı “Salti” Ladino
Merkezi Müdürü Prof. Şmuel Rafael ise, Bar İlan Üniversitesi
nezdindeki Merkezin çalışmaları hakkında bilgi vererek erişilen başarıyı
anlattı ve Sefaradi kültürünün önemini vurguladı.
Yemek ve konuşmalardan sonra
piyanist Kobi Mişal eşliğinde Ladino, İngilizce ve İbranice
şarkılar söyleyen Rinat Emanuel büyük beğeni kazandı.
Rinat ile orta yerde dans edecek
kadar havaya kapılan konuklar, birkaç saat sonraki uçaklarına yetişme
endişesi olmasaydı, daha uzun saatler kalmak istediklerini gizlemediler.
Nesim Güveniş

îåòöú àøâåðé äòåìéí áéùøàì
COUNCIL OF IMMIGRANT ASSOCIATIONS IN ISRAEL
ìëáåã
îåîå
òåæ-ñéðé
éå"ø
äúàçãåú òåìé úåøëéä
éøåùìéí 23
ìéðåàø 2011
äðãåï: äáàú úåãä òì ÷áìú äôðéí åúøåîú ääúàçãåú ìäñáøä
îø ñéðé,
ùìåí åáøëä,
áøöåðé
ìäåãåú ìê åìëì öååú äúàçãåú éåöàé úåøëéä áéùøàì, òì ÷áìú äôðéí äçîä
ùäòð÷úí ìðöéâ äúàçãåú òåìé
àîøé÷ä
ìèéðéú òå"ã ìéàåï àîéøàñ, áîñâøú äàéøåò ù÷ééîúí ìëáåã ðöéâé ä÷åðâøñ
äôøìîðè äàîøé÷àé.
îø àîéøàñ
äúøùí øáåú îäàéøåò ùìãáøéå àåøâï áöåøú éåöàú îï äëìì, áèåá èòí, ìøáåú
äîèòîéí, äúåëðéú äàîðåúéú
åäãåáøéí.
äåà öééï ìùáç àú äåôòúê ëîðçä äàéøåò.
ééùø
ëåç òì ôòéìåúëí áðåùà äñáøä ùì îãéðú éùøàì.
òìå
åäöìéçå.
ðùîç ìäîùê
ùéúåó äôòåìä.
áúåãä
åááøëä
îøéå ìá,
éå"ø
Türkiye
Hahambaşısı Sayın Rav Yitshak Haleva 8-Ocak-2011 Cumartesi akşamı
Saat
20.30 da Türkiyeliler Birliğinin Bat Yam Mohre Hasgarıot 7 daki
lokalinde bizlerle
olmuştur
Kendisi
ile bir sohbet gecesi ve Türkiyedeki kardeşlerimizin durumu ile ilgili
fikir
teatisinde bulunulmuştur.Seçkin ve kalabalık üyelerimize Sayın Yıtshak
Haleva
Yaron Ben Nae nin hazırladığı Yahudi Cemaatlerinin serisinden son cilt
olan
TÜRKİYE kitabını da tanıtmıştır

------------------------------------------------
=
|