:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~.
GAZA YARDIM GEMISI KOROSUNDAN- "DÜNYAYI
KAZIKLADIK"
şarkısı
http://www.youtube.com/watch?v=FOGG_osOoVg&feature=channel
. ~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~:~.
The IDF (Israeli Defense Force or
Israeli Army) has a video on
U-Tube explaining what's going
on,
http://www.youtube.com/user/idfnadesk

Gerçekleri birilerin söylemesi elbette gerekli...
Ülkemizdeki Şehitlere sahip
çıkmadan, hiç kimseye sahip
çıkamayız...
Ülke elden gidiyor... Biz
Hamas'ın peşinden sürükleniyoruz
Vatan
yazarı fena bombaladı
Vatan Gazetesi
yazarı Mine
Kırıkkanat, Filistin'e gidip
kendi
ülkesini unutanları ağır bir
dille eleştirdi..
Filistin'e giden yardım konvoyuna
İsrail'in yaptığı operasyon dünyayı
sarsmıştı. Vatan Gazetesi yazarı
Mine Kırıkkanat, bugünkü köşe
yazısında Filistin'i hatırlayıp
kendi ülkesini unutanları ağır bir dille
eleştirdi..
Yıllar önce, tarihe meraklı kadim
dostum Alfred Screve -ki, Datça’nın Bruxerolles
ile kardeş olmasını sağlayan
kişidir- İsrail hakkında
konuşurken: “100 yılı devirmeden
devlet olunmaz ve İsrail’in
100. kuruluş yılını kutlayacağı
kesin değil...” demişti.
Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti de
henüz rüştünü kanıtlamadı ve
dünkü gelişmeler, 711 yıldır
Anadolu topraklarını mesken tutan
Türklerin, cumhuriyetin 100.
yılını hangi kimlik, nasıl bir devletle
kutlayacaklarının
pek de belli olmadığını ortaya
koydu
Dünya karışık. İran ya da İsrail
yüzünden Orta Doğu’da patlayacak
bir savaş, Türkiye’nin kilit
noktası olduğu bölgeyi içine çekmekle
kalmaz,
uluslararası bir çatışma halini alabilir.
Böyle bir olasılık
göz önüne alındığında, kim batar,
kim çıkar şimdiden bilinmez.
Türkiye Cumhuriyeti de 100.
yılına belki varır, belki varamaz.
Ama varırsa, Türk ulusu olarak mı
varır, Atatürk’ün kurduğu
Ilkelerin
en azından hâlâ
yasalarda yer aldığı bir cumhuriyet mi kutlanır...
Yoksa İslami ümmetin içinde
eriyip Araplaşmış bir halk ve
Osmanlı’nın
hilafet bayrağını kuşanıp
Müslümanların önüne düşmüş bir
ümmi
cumhuriyet olarak mı, dünden
beri soru askıda, bahis açık.
Dün yaşananlar ve yaşananlara
ilişkin toplumsal tepkinin görüntüleri, Türkiye’de
AKP tarafından başlatılan ulusal
kimlik tartışmasının,
beslendiği ya da yol açtığı
sosyolojik ivmenin resmiydi. 20 yıldan beri
yoğunluğu düşük, zararı yüksek
bir iç savaşın, devlet ve karşıtları
arasından 60 bin kişinin canına
mal olduğu bu ülkede, Taksim
meydanında PKK protesto edilmedi,
devleti protesto etmek isteyenlerin
de Taksim
meydanında toplanmasına izin verilmedi.
Zaten hiçbir insane
hakları bilmem ne örgütü de
insanları yollara döküp, salt “Türk ve Kürtlerin
kardeşliği”
ni vurgulamak, savaşa hayır
demek ve barış istemek için bile toplamadı ya da
toplayamadı Taksim meydanında,
asla. Abdurrahman Dilipak’ın Türkleri ve Kürtleri
“Hepimiz Müslümanız,” diye barışa
çağırdığı bir konuşmasını hiç
duymadık, Taksim meydanında.
Yalnız mayıs ayında 16 askerini
şehit veren bu ülkede, kimse Taksim
meydanına çıkıp “Her yer Türkiye”
diye Kur’an okumadı, “Hepimiz
insanız” diye bağırmadı. Ama
üstelik İskenderun’da 6 denizcimizin
karada şehit edildiği gün, “Her
yer Filistin”, “Hepimiz Filistinliyiz”
diye yer yerinden oynadı, Kur’an
okundu, İsrail “Osmanlı tokadı”yla
tehdit edildi, Taksim meydanında...
Bu ülkenin, okula yalın ayak
giden, bazen okula gidebilmek için
kilometrelerce yol yürüyen ve
vardığı okulda sıcak bir soba bile
bulamayan çocukların yaşadığı
Doğu’suna, Güney Doğu’suna,
hatta Orta Anadolu’suna bir
kamyoncuk “insani yardım” göndermeyi
düşünmeyenler,
Gazze’ye “insani yardım” olsun
diye üç gemi kaldırdılar.
Altı gemilik filonun -nedense-
Türk bandıralı amiral gemisi, Mavi
Marmara’ya binip Filistinlilerle
dayanışmaya giden yüzlerce kara
çarşaflı hanım, acaba
hayatlarının bir gününü, sadece bir gününü,
bir çocuk yuvasında, devlet
korumasında tecavüze uğrayan öksüz
yetimlere, sakat doğanlara,
dayaktan sakat kalanlara ayırdılar mı?
Bir huzurevindeki
yaşlılara maddi yardımı bırakın,
şefkat dağıttılar mı?
Yoksul Müslüman’a, -kulaklarımla
duydum- “Allah ona vermek
isteseydi, verirdi,” diye el
uzatmayan bazı varsıl dindaşları, galiba
Türk doğmuş olmayı da Allah’ın
hikmetine bağlıyorlar. Aç yatan,
yoksulluktan ya da toplumsal
baskıdan intihar eden çocuk, kadın,
erkek memleketlilerine ilgisiz
kalırken, kuşkusuz Allah’ı değil,
İsrail’i sorumlu tutabildikleri
için Filistinli çocuklara, yoksullara
pek cömertler, maşallah.