:

~:~:~:~:~:~:~

TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ - ISRAEL

UNİON OF JEWS FROM TURKEY IN İSRAEL

התאחדות יוצאי תורכיה בישראל

 

 

Flash Haberler

 

Yeni:

:~:~:~

FORUM

:~:~:~

:~:~:~:~:~

HABERLER

::~:~:~:~:~

BİLDİRİLER

17/6/2013

Slomi Goldenberg

grubu

:~:~:~:~:~

KÜÇÜK İLANLAR

:~:~:~:~:~

 

   ארמון מלך דוד BOUTIQUE

HOTEL

JERUSALEM

:~:~:~:~:~

NİSAN 2013 BÜLTENİ

:~:~:~:~:~

BÜTÜN GAZETELER TÜRKÇE İBRANİCE

:~:~:~:~:~

SPANISH

İSPANYOLCA

:~:~:~:~:~

ENGLISH

 INGILIZCE

:~:~:~:~:~

FRANÇAIS- FRANSIZCA

:~:~:~:~:~

 

İSRAİL İS DÜNYASINDAN HABERLER

 

:~:~:~:~:~

41 DİLDE ANINDA TERCÜME

 

:~:~:~:~:~

 

TURKCE-IBRANICE-IBRANICE TURKCE SOZLUK

 

:~:~:~

OLE HADAS HABERLERI

 

:~:~:~:~:~

 

HASTÜRK

 

:~:~:~:~:~

 

 

 

:~:~:~:~:~

 

BÜTÜN GAZETELER TÜRKÇE İBRANİCE

 

:~:~:~:~:~

:~:~:~:~:~

 

KEHABER

KeHaber Medya Tarama

:~:~:~:~:~

MUHTELİF YAZILARI TIKLAYIN

 

:~:~:~:~:~

SPANISH

İSPANYOLCA

:~:~:~:~:~

 

ENGLISH INGILIZCE

 

 

:~:~:~:~:~

METİN,DOKÜMAN TERCÜMESİ- GOOGLE ÇEVİRİ

:~:~:~:~:~

HAVA DURUMU

:~:~:~:~:~

 

:~:~:~:~:~

 

 

 

 

~:~:~:~:~

 

FRANÇAIS- FRANSIZCA

~:~:~:~:~

 

~:~:~

 

 TEBRIK KARTLARI

VE

HEDİYELİKLER

BENE BERİT

YOSEF NIEGO

LOCASINDA

 

~:~:~

 

 YUNUS EMRE İBRANİCEYE TERCÜME EDİLDİ

 

:~:~:~:~:~

 SERGI

ISTANBULDA

~:~:~

 

:~:~:~:~:~

FORUM

 

:~:~:~:~:~

MUHTELİF YAZILARI TIKLAYIN

:~:~:~:~:~

 

YENİ YÖNETİM ÜYELERİ

~:~:~:~:~:~

OLE HADAŞLARA ÖNEMLİ DUYURU

:~:~:~:~:~

 

~:~:~:~:~:~

JEWISH AGENCY

LINKLERDE

~:~:~:~:~:~

 

TÜRKÇE DERSLERİ

 

:~:~:~:~:~:~

İŞ ARAYAN

İŞ VEREN

 

:

~:~:~:~:~:~:~

~:~:~:~:~:~:~

~:~:~:~:~:~:~

 

 

~:~:~:~:~:~:~

İLAN VERMEK

 İSTEYENLER

~:~:~:~:~:~:~

Linkler

~:~:~:~:~:~:~

 

 

 

 

 

 

 

Flash Haberler

 

Yeni:

 

FORUM

:~:~:~

 

TURKCE-IBRANICE-IBRANICE TURKCE SOZLUK

 

:~:~:~

OLE HADAS HABERLERI

 

:~:~:~:~:~

 

:~:~:~

 

 

:~:~:~:~:~

 

BÜTÜN GAZETELER TÜRKÇE İBRANİCE

 

:~:~:~:~:~

:~:~:~:~:~

 

KEHABER

KeHaber Medya Tarama

:~:~:~:~:~

MUHTELİF YAZILARI TIKLAYIN

 

:~:~:~:~:~

SPANISH

İSPANYOLCA

:~:~:~:~:~

 

METİN,DOKÜMAN TERCÜMESİ- GOOGLE ÇEVİRİ

:~:~:~:~:~

HAVA DURUMU

:~:~:~:~:~

 

 

 

 

 

~:~:~:~:~

 

FRANÇAIS- FRANSIZCA

~:~:~:~:~

~:~:~

PESAH

 TEBRIK KARTLARI

VE

HEDİYELİKLER

BENE BERİT

YOSEF NIEGO

LOCASINDA

 

~:~:~

 

 YUNUS EMRE İBRANİCEYE TERCÜME EDİLDİ

 

 

:~:~:~:~:~

FORUM

 

:~:~:~:~:~

MUHTELİF YAZILARI TIKLAYIN

:~:~:~:~:~

 

YENİ YÖNETİM ÜYELERİ

~:~:~:~:~:~

OLE HADAŞLARA ÖNEMLİ DUYURU

:~:~:~:~:~

 

~:~:~:~:~:~

JEWISH AGENCY

LINKLERDE

~:~:~:~:~:~

 

TÜRKÇE DERSLERİ

 

:~:~:~:~:~:~

İŞ ARAYAN

İŞ VEREN

 

:

~:~:~:~:~:~:~

~:~:~:~:~:~:~

~:~:~:~:~:~:~

 

 

~:~:~:~:~:~:~

İLAN VERMEK

 İSTEYENLER

~:~:~:~:~:~:~

Linkler

~:~:~:~:~:~:~

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İSRAİLE BAKIŞ
YERUŞALAYİMİN 40 INCI YILDÖNÜMÜ EKONOMİ
ÜLKE EĞİTİM
EKONOMİK BAŞARILAR BİLİM VE TEKNOLOJİ
YERUŞALAYİMDE İBADET YERLERİ RAKKAMLARLA İSRAİL
EUROVİSİON SOSYAL SERVİSLER
BÜYÜYEN EKONOMİ TARİH
DEVLET MİLLİ EKONOMİ
DÜNYADA İSRAİL KÜLTÜR
EKONOMİK SEKTÖRLER REFORMLAR

                                 

 

Ihracat Ürünlerı

Çiçek

EKONOMİ

 

Uzun zaman dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olan İsrail 2003 yılından itibaren tüm sektörlerde görülen iki senelik bir yavaşlamadan sonra tekrar kendine geliyor. 2006 da İsrailin GSMH sı, Lübnan savaşının getirdiği %0.7 bir kayıba rağmen %5.1 oldu. Süratli bir iyileşmeye en büyük katkı %6.4 bir büyüme oranıyla özel sektörden geldi, ve 2006 da kişi başı GSMH $20,000 i buldu.

 

Kurulduğundan bu güne kadar geçen 61 yılda İsrailin en büyük başarısı, bu büyüme hızına dört hayati sorunla uğraşırken erişmesidir. Bu sorunlar sırasıyla Milli Güvenlik (1970 te GSMH nin %25 olan bu rakam günümüzde %8 lerdedir); İsrail devletinin varoluş nedeni olan büyük sayıda (1948 den beri beş misli artışla 3 milyona varan) bir göçmen kitlesini ülkeye intibak ettirebilmek; ekonomik kalkınma için gereken modern bir altyapıyı inşa etmek; yüksek seviyede kamu hizmetleri verebilmek.

 

Bu yüksek büyüme hızının bedeli, son zamanlara kadar görülen büyük dış ticaret açıklarıydı. 2006 da ilk defa olarak dış borçlar tamamen ödendi ve İsrail dışarıdan kredi alan değil, dışarıya kredi verebilen bir ekonomi oldu. 2006 yılında İsrail makroekonomik gayelerine erişmeye devam etti: Çok ufak, bazen eksi bir enflasyon (1984 te %445 idi!), ufak bir bütçe açığı ve kamu harcamalarının çok az artışı. Bu şartlar İsraili yabancı yatırımcılara çekici bir ülke haline getirdi.

 

TARIM alanında İsrail, çiftçi ve araştırmacıların ortak çalışması ve bilimsel yöntemlerin geliştirilip uygulanmasıyla kalite ve yüksek verim konularında bir dünya lideri oldu.

 

Ülkede geliştirilen makine ve elektronik cihazlar sulama, hasat ve süt sağma gibi işlerde yaygınca kullanılır.

 

Ülkede tabii olarak çok az olan su kaynakları ve işlenebilen toprakları en iyi şekilde kullanarak İsrail ihtiyacından fazla besin maddesi üretir. Tarım ithalatının çoğu tahıl, et, çay, kahve, pirinç ve şeker teşkil eder. İhracat ise bilhassa soğuk mevsimlerde Avrupa ve Amerika’da revaç gören uzun saplı gül, karanfil, kavun, kivi, çilek, domates, salatalık, biber ve avokado.

 

ENDUSTRİ sektörü çok çeşitli ve canlıdır. İhracat 1955 te $52 milyondan 2006 da $39.4 milyar olmuştur

 

En temel hammaddelerden yoksun fakat yüksek kaliteli bir işgücüne sahip olan İsrail endüstrisi bilimsel yaratıcılık ve teknolojik yeniliklerin yüksek katma değeri olan ürünler imal eder. Ülkenin GSMH sinin %4 ünden fazlası askeri olmayan araştırma ve geliştirmeler için harcanır.

 

Tıbbi elektronik, tarım teknolojisi, telekomünikasyon, kimyevi maddeler, bilgisayar, gıda işlemesi ve güneş enerjisi gibi alanlarda dünya çapında ilerlemeler kaydedilmiştir. High tech – Yüksek teknoloji içeren endüstri ürünleri 1965 te %37 iken 2006 da bu rakam %70 e varmıştır( 29 milyar dolar ürün ve 5.9 milyar servis). Bu ürünlerin %80 kadarı ihraç edilir.

İsrail’in elmas kesim ve cila endüstrisi dünyanın bu konuda en büyük endüstrisidir. 2006 da 13 milyar dolarlık bir elmas ihracatı yapılmıştır.

 

TICARET Bütün kıtalarla ticaret yapılır. En büyük ticaret ortağı, ithalatın %49 u ve ihracatın %33ü ile AB dir. AB ile olan ticaret 1975 te imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmasında sonra önemini arttırmıştır. İsrail’in ABD ile de 1995 te imzalanan bir Serbest Ticaret Anlaşması vardır. ABD ile ticaret ithalatın %12.4 ve ihracatın %38 ini oluşturur.

 

TURIZM 2006 da İsrail’e bütün dünyadan 1.8 milyon turist geldi. Turistlerin ilgi alanları arkeolojik ve dini yerler, ve Akdeniz, Kızıl deniz Ölüdeniz ve Galile denizi kenarındaki turistik tesislerdir. Gelen turistlerin %54 ü Avrupa, %33 ü Amerika ve %8 i de Asya’dan gelmişlerdir.

 

PARA İsrail’in para birimi Şekel’dir (100 agorot – kuruş). Şekel M.Ö. 2000 lerden beri kullanılan, bir altın ve gümüş ölçme ağırlık birimiydi. Hz. İbrahim’in hizmetçisinin Rebecca ya “yarım şekellik bir altın küpe ve kollarına takması için her biri on şekellik birer altın bilezik” sunduğu Tevrat’ta yazılıdır (Yaradılış 24:22).

 

İŞGÜCÜ ve MEŞGULİYET İşçilerin haklarını koruyan birçok kanun ve   kararname vardır. 47 saatlik çalışma haftası, fazla mesai ve tatillerde çalışma için ek ödeme, senelik tatil, hastalık izni, işten ayrılma ödeneği ve emeklilik gibi haklar kanunlarla saptanmıştır.

 

Değişik sektördeki maaşlar hükümetle, ve işveren temsilcileriyle  işçi sendikaları arasındaki görüşmeler sonucu belirlenir.

 

 

Meyve

 

 

Moda

 

Sanat ve Elişleri

 

 

 

 

Endustrinin yüzüncü yılı

Genetik Mühendisliği

 

 

Endustrinin yüzüncü yılı

Tıbbi Mühendislik

 

Endustrinin yüzüncü yılı

Endüstride bilgisayar

 

 

 

 

 

 

Eğitim                    

 

Okul öncesi çocuklardan yetişkinlere kadar bütün İsrailliler, eğitim programlarından geniş ölçüde yararlanırlar. Okul eğitimi, 5 ile 16 yaş arası zorunlu ve 18 yaşına kadar parasızdır. Yaklaşık bütün 3 ile 4 yaşındakiler, bir zorunluluk olmasına ve eğitimin ücretli olmasına karşın, okul öncesi eğitim programlarına dâhil olurlar.

Eğitim sistemi, yeni göçmenlerin özümsenmeleri ve kaynaştırılmaları ve Yahudi, Arap, Dürzi, dindar veya laik olsun farklı etnik ve kültürel kökenden gelen çocukların eğitimi gibi devam eden ihtiyaçları temel alır. Buna göre, okullar dört gruba ayrılır: öğrencilerin çoğunun devam ettiği devlet okulları, Yahudi ilmi, gelenek ve göreneklerine ağırlık veren dini devlet okulları, Arap ve Dürzi tarihi, dini ve kültürü üzerine yoğunlaşan, Arapça eğitim veren Arap ve Dürzi okulları, çeşitli dini ve uluslar arası yardım derneklerinin işlettikleri özel okullar. Lise düzeyindeki öğrenciler akademik, teknik, tarımsal veya askeri eğitimden birini seçerler. Özel eğitime ihtiyacı olanlar, yeteneklerine göre,  özürlüler ise ek yardım ile normal eğitim sistemi içerisine veya ayrı eğitim kurumlarına yerleştirilirler.

Farklı türdeki okulların ihtiyaçlarını karşılamak için birçok konuda, geniş yelpazede eğitim programları ve araçları mevcuttur. Her yıl derinlemesine öğretmek amacıyla ulusal önem taşıyan özel bir konu seçilir. Bunun amacı öğrencilerin demokrasi, çevreyi koruma, İbrani dili ve barış gibi değerleri anlamaları ve takdir etmeleridir. Her yıl öğrenciler, derinlemesine öğrenecekleri, kendi değerlerini anlamalarına ve takdir etmelerine yardımcı olan, ulusal anlam taşıyan özel bir konu seçerler. Bunlardan bazıları: Demokrasi, çevre koruma, İbrani dili ve barış.

Eğitim sisteminin idari sorumluluğu ve finansmanı Eğitim Kültür ve Spor Bakanlığı, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ve belediyeler tarafından paylaşılır. Bakanlıklar müfredat, eğitim standartları, öğretim kadrosunun eğitimi ve okul personeli ile okul inşasının denetlenmesinden, yerel yetkililer ise okul bakımı ve gerekli malzeme ve ekipmanın  edinilmesinden sorumludurlar.

YÜKSEK ÖĞRENİM; ülke gelişimi için çok önemli bir rol oynamaktadır. 2004-2005 akademik yılında İsrail yüksek öğrenim enstitülerine kaydolan 257,000 öğrencinin yüzde 48’ i üniversitelere, yüzde 30 kadarı çeşitli kolejlere ve yüzde 21’i Açık Üniversite derslerine katılmıştır. İsrail’ in sekiz üniversitesinde üniversite derecesinden doktora seviyesine kadar geniş yelpazede hem bilimsel hem de beşeri dallarda eğitim programları mevcuttur. Kolejler, akademik dersler verdikleri gibi ilkokul öğretmenliği, müzik, sanat, moda tasarım ve beden eğitimi alanlarında uzmanlaşmış eğitim  sunmaktadırlar. Buna ek olarak çeşitli kurumlar tarafından mesleki diplomalar verilir.

YETİŞKİN EĞİTİMİ; Bazıları temel bilgi ve becerilerini geliştirmek, birçoğu da profesyonel eğitimlerini ilerletmek, öğrenme kapsamlarını genişletmek ve yeni ilgi alanları keşfetmek için, onbinlerce yetişkin, eğitim programlarına kayıt olmaktadır. Yeni göçmenler için genellikle beş ay süren yoğun İbranice öğreten özel ulpanlar vardır. Bunun sonunda yeni gelenlerin çoğu, günlük iletişim sağlayabilirler.

 

                                          

 

Bilim ve Teknoloji

 

 

 

Teknolojik başarılar: deniz suyu arıtması

 

 

 

Teknolojik başarılar: elektronik

 

 

 

 

 

 

İsrail'in bilimsel araştırmacılığının ve teknolojik gelişmesindeki temel etkenlerden biri çoğunlukla verimsiz olan bir araziyi modern bir ülkeye dönüştürme isteğiydi. İlk dönemlerde araştırma milli önemi olan projelere odaklandı. Günümüzde bilimsel ve teknik araştırmalarla uğraşan İsrailli'lerin yüzdesi ve araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) alanında harcanan miktarın gayrısafi milli hasılaya oranı dünyadaki en yüksek oranlardan biridir.  İki ülkenin katılımıyla oluşturulan araştırma kuruluşları, temel araştırmalardan endüstriyel gelişme ve pazarlamaya kadar birçok alandaki faaliyetlerde hayati rol oynarlar.

 

ÜNİVERSİTELERDE AR-GE: İsrail'in bilimsel ve teknolojik başarılarının sorumlusu büyük ve kalifiye personel havuzudur. Yayınlanabilir araştırmaların  yüzde 80'den fazlası İsrail'in üniversitelerinde gerçekleştirilir. Üniversitelerin çıkarttığı patentlerin sayısının yüksek olması endüstriyle olan ilişkilerini gösterir; üniversite kampüslerinin hemen yanında kurulan bilimsel tabanlı sanayi alanları büyük ticari başarıya yol açmıştır. Üniversiteler aynı zamanda, araştırmalarının sonucu olarak ürettikleri belirli ürünlerin ticari alana kaydırılması amacıyla, çoğunlukla yerel ve yabancı firmalarla ortaklık kurarak şirketler kurmuşlardır.

 

TIPTA AR-GE: Biyoteknoloji, biyomedikal ve klinik araştırmalar tüm bilimsel yayınların yarısından çoğunu oluşturur. Yerli bilim adamları bir insan büyüme hormonu, interferon (viral enfeksiyonlara karşı etkili bir protein grubu) ve multipl skleroz hastalığının tedavisinde etkili olan Copaxone adlı ilacın üretilmesi için yöntemler geliştirdiler.  Genetik mühendislik ve bunun bir parçası olan klonlama, monoklonal antikorlara dayanan geniş bir teşhis kiti yelpazesinin yanında diğer mikrobiyolojik ürünlerin de üretilmesini sağladı.

Hem teşhis hem de tedavi amacıyla geliştirilip dünya çapında pazarlanan tıbbi ekipmanın içinde bilgisayarlı tomografi (CT) cihazları, manyetik rezonans ile görüntüleme (MRI) sistemleri, ultrason cihazları, tıbbi nükleer kameralar, ameliyat lazerleri ve gastro-intestinal hastalıkların teşhisi için kullanılan ve yutulabilen bir kapsülün içine yerleştirilen minyatür bir kamera bulunmaktadır.

 

ENDÜSTRİDE AR-GE: İsrail'in endüstriyel AR-GE'sinin büyük bir kısmı elektronik alanındadır ve genellikle az sayıda büyük şirket tarafından gerçekleştirilir. AR-GE alanında yoğunlaşan bu şirketler yıllardır sanayide bol sayıda insan istihdamının ve ihracatın kaynağı olmuşlardır.

İletişim alanındaki AR-GE tabanlı uygulamalar, görüntülerin, konuşmaların ve verilerin dijitalleşmesini, işlenmesini, naklini ve geliştirilmesini sağlar. Ürünler gelişmiş telefon santrallerinden sesli mesajlaşma sistemlerine ve telefon hattı katlayıcılara  kadar çeşitlilik gösterir. İsrail aynı zamanda fiber-optik, baskı devre kartları için  elektro-optik denetim sistemleri ve termal görüntülü gece görüşü sistemleri alanlarında da dünya lideridir. Çoğu yazılım ve periferal alanlarda olmak üzere bilgisayar bazlı aygıtlar geliştirilip üretilmiştir. İsrail'in yazılım ürünlerinden bir kısmı ana sistem bilgisayarları için tasarlanmış olmasına rağmen çoğu, bilgisayar çalışma istasyonları gibi küçük veya orta boy sistemler için geliştirilmiştir. Kısa bir züre önce, görme özürlülerin ekrandaki metin ve grafikleri "okumasını" olası kılan üç dokunma alanı içeren bir bilgisayar faresi geliştirildi.  Buna ek olarak İsrail, birçok değişik işi gerçekleştirebilecek robotlar üretiyor, bu robotların örnekleri elmas parlatma, kaynak yapma, paketleme ve inşaat alanlarında görülebilir.  Yapay zekanın robotlara uygulanması konusundaki araştırmalar devam ediyor.

 

İlk İsrailli Astronot

 

Havacılık alanında da, yerel olarak tasarlanan ve üretilen uydular, İsrail Uçak Sanayileri'nin İsrail Uzay Kurumu'yla işbirliği sonucu uzaya gönderilmiştir.  Buna ek olarak İsrail görüntüleme sistemleri, havacılık alanında kullanılan bilgisayarlar, teçhizatlar ve uçuş simülatörleri gibi havacılıkla ilgili çok sayıda sistem geliştirir, üretir ve ihraç eder ve insansız hava araçlarının teknolojisi ve üretiminde de dünya lideridir.  İsrail'in ilk astronotu Albay İlan Ramon, uzay mekiği Columbia dünyanın atmosferine girerken parçalandığında diğer altı NASA çalışanıyla birlikte trajik bir biçimde hayatını kaybetti.

TARIMDA AR-GE: Su eksikliği, çorak topraklar ve az sayıda içgücü, tarım yöntemlerinde devrimlere yol açtı. Tarım alanında AR-GE çoğunlukla Tarım Bakanlığı'nın Tarım Araştırma Kurumu tarafından gerçekleştirilir ve araştırma sonuçları geniş bir hizmet sistemi kullanılarak hızla denemeye konur ve sorunlar da doğrudan bilim adamlarına bildirilir.

İsrail'in süt inekleri süt üretiminde dünya şampiyonlarıdır, bilimsel tür ıslahı ve genetik testler sonucu inek başına ortalama verim yıl başına 10.000 litreye çıkarılmıştır.  Ayrıca tarımcıların , tarımsal biyoteknoloji konusundaki öncülükleri sonucu elde ettikleri ilerlemelerin uygulandığı pazarlanabilir ürünler arasında genetik olarak değiştirilmiş tohumlar, biyolojik mücadele ürünleri, hafif, geri kazanılabilir plastikler ve bilgisayarlı sulama ve gübreleme sistemleri bulunur.

Su tasarrufu teknikler arayışı, bilgisayar kontrollü sulama sistemlerinin, özellikle de suyu doğrudan bitkinin kök alanına yönlendiren damlama sulama yönteminin geliştirilmesine yol açtı. Yoğun araştırmalar sonucunda, Negev'in altındaki dev yeraltı çöl suyu rezervi, Avrupa ve Amerika kış pazarlarında satılmak üzere üstün kalite domates ve kavun yetiştirmek için kullanılmakta. İsrail tasarımı ve üretimi bilgisayarların, koordinasyonunda geniş bir şekilde kullanıldığı günlük tarım faaliyetleri arasında ilgili ortamsal etkenleri denetleyerek gübre enjeksiyonunun yöneltilmesi, hayvanların yemlerinin denetlenmiş en az masraf / en yüksek verim oranına dayanarak karıştırılması ve kümes hayvanlarına ısı ve rutubetli kontrollü ortam sağlanması bulunur. 

ENERJİDE AR-GE: Ülkenin geleneksel enerji kaynaklarına sahip olmaması, güneş enerjisi, ısı enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi alternatiif enerji kaynaklarının geniş bir şekilde geliştirilmesine yol açmıştır. İsrail güneş enerjisi alanında her seviyede liderdir ve ev gereksinimleri için güneş enerjisiyle çalışan ısıtıcı kullanımında dünyanın en yüksek oranına sahiptir. Son yıllarda, güneş enerjisinin sanayide kullanımını da arttıracak yeni, güneş ışınlarını verimli bir biçimde toplayacak bir alıcı geliştirilmiştir. Rüzgar enerjisinin toplanmasındaki bir yenilik, esnek ve şişirilebilen pervaneye sahip bir rüzgar türbininin üretimi olmuştur. Technion Üniversitesi'ndeki bir grup bilim adamı tarafından geliştirilen projede kuru hava ve su kullanılarak 1.000 metrelik bacalarda enerji üretimi sağlanmıştır.

                                      

 

Rakkamlarla İsrail

 

Nüfus:           7,192,200

            Yahudiler         76.2% 

            Diğer dinler      23.8%

 

Nüfus dağılımı

Şehirler      91.6%

            Yeruşalayim    12.2%

            Tel Aviv            17%

            Haifa                12.3%

Köyler ve Cemaat yerleşimleri: 3.1%

Kolektifler 3.3%

Kibutzlar  1.7%

 

Ortalama yaşam süresi

Kadınlar 82.2

Erkekler 78.5

 

İŞGÜCÜ DAĞILIMI

Kamu hizmetleri:                        40.1%

Üretim                                         13.3%

Türizm Ticaret ve Finans           26%

Tarım:                                         1.9%

Diğer:                                          18.6%

 

EKONOMİ (Milyar dolar, 12/2005 itibariyle)

Gayrisafi Milli Hasılat:
     (Kişi başı: $18,700)                           131

İhracat:                                                   57.9

İthalat                                                     57.5

                               

 

 

 

 

 

Sosyal Servisler

Halkın iyi şartlarda yaşaması amacı güden ve bilhassa zayıf kesimlere daha dikkatle eğilen bir tutum içinde olan İsrailde birçok sosyal yardımlaşmaya yönelik kanun ve bunların sonucu geniş kapsamlı sosyal yardım programları ve topluma yönelik hizmetler vardır.

 

Yaşlılara bakım, yanlız annelere yardım, çocuklar ve gençler için özel programlar, evlat edinme kurumları ve de alkol veya uyuşturucu madde müptelalarının tedavisi tüm ailelerin ve fertlerin yararlanabileceği hizmetlerdir. Adalet hizmetleri yetişkinlere ve erginlik çağına gelmemiş olanlara ayrı cezaevleri problemli gençlere barınak ve diğer yardımları kapsar. Meslek eğitim atölyeleri ve isdiham danışmanları özürlülere verilen rehabilitasyon hizmetler arasındadır. Akli özürlüler birçok toplum ve kamu programı çerçevesinde bakım görürler.

                         

Yaşlıların bakımı ve bu sektöre verilen servisler İsrailin sağlık ve sosyal servislerinin büyük bir kısmını oluşturur. Kuruluğundan bu yana ülkenin nüfusu beş katı olmasına rağmen 65 yaşın üzerindeki nüfüs 10 misli artmıştır ve günümüzde İsrailin 7 milyonluk nüfusunun % 10 unu teşkil ederler. Bu artışın nedenlerinden en önemlisi 1989 dan itibaren gelen bir milyondan fazla göçmenin %12 sinin 65 yaş ve üzerinde olmasıdır.

 13ü özürlü olan, İsrailin yaşlı halkının bakımı aileleri ve kamu hizmetleri tarafından yapılır. Yaşlılara kamu hizmetleri arasında, yaşlı bir aile ferdine bakanlara maddi yardım, yaşlılara yemek servisleri, yaşlılara özel lokaller, düşük kiralı ev tahsisleri, günlük bakım, tıbbi cihazlar ve nakliye hizmetleri yer alır.

Üniversitelerde lisans ve lisans üstü sosyal çalışma eğitimleri vardır. Bu eğitim  bakımı ve sosyal hizmet uzman yardımcıları ve de sosyal hizmet elemanları için çalışırken okuma kursları mevcuttur.

Milli sosyal sigortalar kurumu tüm İsraillilere, asgari maaşın altında geliri olan fert ve ailelere maddi yardım, çocuk tahsisatı, işsizlik sigortası,  özürlülük ödemeleri, emeklilik maaşı, doğum ödemeleri (üç aylık maaşlı tatil), yaşlıların bakımı, soykırımdan kurtulanlara yardım gibi birçok hizmetler verir.

Yenileme projesi 1970 lerin sonlarında başlanan, fakir mahalle ve yerleşme merkezlerinin yenilenmesi amaçlı ir projedir. Hükümet ve belediyelerin idaresinde, dünyanın çeşitli ülkelerinden 100 kadar Yahudi cemiyeti bu yerleşme merkezlerini “ikiz şehir” yaptı. Bu projenin sonucu olarak İsraildeki birçok yerleşme merkezi büyütüldü, sosyal ve eğitimsel altyapısı geliştirildi ve buralarda oturanların kendi refahlarına katkılarının artmasını sağladı.

Israilde 250 kadar gönüllü kurum vardır. Bu kurumlarda çalışanlar – gençlerden ihtiyarlara nüfusun üçte biri kadardır. Faaliyet alanları sağlık, eğitim, göçmenlere yardım, özürlülere yardım, askerlerin refahı, sanat, çevre koruması gibi değişik konulardadır. Bazı kurumlar gün bakım merkezleri, yaşlılara dönük faaliyet programları gibi doğrudan kamu hizmetleri verirler. Diğerleri ise belirli bir yerleşim merkezi veya belirli bir grubu hedef alırlar.

                            

 

 

 

 

 

Tarih

 

 

Eski Ahit (Tanah) zamanları (Yaklaşık M.Ö. 3000 – M.Ö. 538)

 

Yahudi tarihi milattan önce ikinci milenyumun ilk yarısında Yahudi milletinin kurucuları (resulleri) olan Abraham (Hz. İbrahim), oğlu İsak ve torunu Yakup ile başlar. Yaşadıkları ülkede başlayan bir açlık Yakup ve 12 İsrail oğulları kabilesinin kurucusu 12 oğlunu Mısıra göç etmeye zorlar. İsrail oğulları Mısırda esir olurlar. Birkaç yüzyıl sonra Musa İsrailoğullarını Mısırdaki esaretten kurtarır ve İsrail topraklarına getirir. 40 sene Sina çölünde zor bir göçebe hayatı yaşayan İsrailoğulları bu sürede bir millet haline gelir, ve atalarının tek tanrılı dinine düzenleyip içeriğini tamamlayan on emir ve Tevrat’ı (Musa’nın beş kitabı) alırlar.

 

Yeşua’nın komutasında İsrailoğulları ülkeyi fethedip yerleşirler. İlk zamanlar sadece tehlike zamanlarında “hakimler” unvanlı liderlerin arkasına birleştiler.

M.Ö 1020 de Saul, ilk Yahudi Krallığını kurdu. Ondan sonraki Kral David, kabileleri birleştirdi ve M.Ö 1000 de Yeruşalayim’i krallığının başkenti yaptı. David’in oğlu Şlomo (Süleyman) krallığını başarılı bir ticari güç haline getirdi ve Yeruşalayim’de İsrail’in tek tanrısına Tapınak yaptırdı. Zamanında etrafları surlarla çevrili Hatzor, Megido, Gezer gibi yerlerdeki arkeolojik kazılar bu şehirlerin önemli yerleşme ve ticaret merkezleri olduklarını gösteriyor. Şlomo’nun ölümünden sonra krallık ikiye bölündü: Baş şehri Samaria olan İsrail ve başşehri Yeruşalayim olan Yehuda. Bu iki krallık iki yüz sene kadar yan yana Yahudi kralların yönetimi ve peygamberler danışmanlığında sosyal adalet ve Yahudi kanunların hükmünde varoldular.

 

İsrail krallığı M.Ö. 722 de Asurlular tarafından işgal edildi ve krallık sakinleri memleketten sürüldü (10 kayıp kabile). Yehuda M.Ö. 586 da Babilliler tarafından işgal edildi. Şlomo’nun inşa ettiği tapınak yıkıldı ve krallıkta yaşayan Yahudilerin büyük bir kısmı Babil’e sürgün edildi.

 

Yahudilerin Özerk idare dönemleri

 

M.Ö 538 de Babil İmparatorluğunun Persler tarafından fethinden sonra birçok Yahudi Yehuda’ya geri döndü. Tapınak tekrar inşa edildi ve ülkedeki Yahüdi hayatına dönüldü. Bundan sonraki dört yüz yıl süresince Pers ve Helenik dönemlerde Yahudilerin büyük  ölçüde kendi kendilerini idare ettiler.  Selefkiler tarafından Yahudi dini adet ve ibadetine karşı alınan kararlar, M.Ö 166 yılında Makabi’lerin (Hazmonaylar) öncülüğünde bir başkaldırmaya sebep oldu. Bu başkaldırma sonucu bağımsız bir Yahudi krallığı kuruldu ve bu krallık 80 sene kadar hüküm sürdü.

 

Yabancı İktidarlar dönemi (M.Ö.60 – 1948)

 

M.Ö. 60 yılından itibaren iç çekişmeler sonucu zayıf düşen krallık Roma’nın gitgide artan etkisi sonucu Roma  egemenliği altına girdi. Hürriyete kavuşmak için Yahudiler birçok isyan deneyiminde bulundular. Bunların en şiddetlisi M.Ö. 66 yılında başladı. Dört yıl süren bu savaşlar sonucunda Roma İmparatorluğu Yehuda krallığını dize getirdi, Yahudilerin çoğunu sürgüne gönderdi ve Tapınağı hiçbir iz kalmayacak şekilde yakıp yıktı. Roma’ya son direniş Masada’da bir dağın tepesindeki kalede 1000 kadar Yahudi tarafından gerçekleşti. M.Ö 73 yılına kadar süren bu kuşatma kalede bulunan tüm Yahudilerin esir düşmek yerine intihar etmeleriyle son buldu. Masada, Yahudilerin kendi topraklarında hür olmalarının bir sembolü haline geldi.

 

Roma ve daha sonraları Bizans hegemonyasında, ülkedeki Yahudi toplumu kendi hukuk ve kültürel  eğitim çalışmalarına devam etti. Hayatın her yönüyle ilgili Yahudi kanunları M.S. İkinci yüzyılda Mişna kitabında  sistematik bir şekilde yazıldı ve Talmud kitabı da (3 - 5. asır) geliştirildi. Daha sonra bazılarının tekrar gözden geçirildiği bu kanunlar dindar Museviler için  günümüzde de bağlayıcıdırlar.

 

M.S. 132 de (Bar Kohba isyanı) Yahudiler bağımsızlıklarına kavuşmak için tekrar baş kaldırarak başşehdi Yeruşalayim olan bir Krallık kurdular. Üç sene kadar sonra Roma Bar Kohba kuvvetlerini yendi ve Yahudilerin tüm izlerini silmek üzere Yeruşalayim’e Aelia Capitolina,  ülkeye de Palestina – Filistin adını verdi.

 

Yedinci yüzyıldan itibaren, ülke önce Araplar (636 – 1091), Selçuklular  (1091 – 1099) sonra sırasıyla, Haçlılar(1099 – 1291), Memlükiler (1291 – 1516), Osmanlılar (1517 – 1917) ve İngilizler (1917 – 1948) tarafından yönetildi. Sınırlar ve ülkenin ismi o zamanki yönetenin isteğine göre değişti. Değişik yönetimlerin yaptığı yapıların birçoğu günümüzde hala ayaktadır.

 

Yabancı işgaller sırasında sayılarının azalmasına rağmen, tarih boyunca ülkede Yahudiler yaşamağa devam etti. 19. yüzyılın ortalarına doğru Yahudilerin dünya üzerine dağıldıkları ülkelerden kendi ülkelerine dönme hareketi hızlandı.

 

 

 

 

 

Siyonizm

 

 

 

Yeruşalayim veya (eş anlamlı) Siyona dönme tutkusu, tarih boyunca dünya üzerinde, Diyaspora’da yaşayan Yahudilerin bir odak noktası olmuştur. Siyonizm’in 19. yüzyılın sonunda bir milli hareket olarak ortaya çıkmasının iki nedeni vardır: Birincisi  19. yüzyılın sonunda bilhassa Doğu Avrupa’daki Yahudilerin gördüğü baskı ve zulüm. İkincisi ise, Batı Avrupa’daki Yahudilerin, serbestleşme (emansipasyon) hareketi sonucunda, onlara karşı sürdürülen ayrımcılığın (diskriminasyon) devamı ve içinde yaşadıkları milletlerin, Yahudileri hala bir yabancı olarak görmeleri sonucu beklediklerini bulamamaları. Basel 1897 de Teodor Hertzel, birinci Siyonist kongresini düzenledi. Siyonizm hareketi, Yahudilerin kendi ülkelerine dönüp orada ulusal yaşamlarını canlandırmalarını hedefleyen politik bir hareket olarak örgütlendi

 

Siyonist ideolojiden ilham alan binlerce Yahudi, zamanında  seyrek nüfuslu ve Osmanlı imparatorluğunun ihmal edilmiş bir köşesine, fakat kendi ülkelerine geri dönmeye başladılar. İlk gelen öncüler bataklıkları kuruttular, işlenemeyecek toprakları verimli hale getirdiler, boş tepelere ormanlar diktiler, ufak endüstriler , köyler ve şehirler kurdular. Toplum kuruluşları ve servisleri başlatıldı ve çok uzun zaman sadece edebiyat ve dinsel konularda kullanılan İbranice tekrar günlük dil olarak hayata geçirildi

 

Yahudilerin “Filistin’le (Tarihi İsrail) tarihsel bağları” dolayısıyla ve de “Ulusal evlerini bu ülkede yeniden kurmaları için” 1922de Milletler Cemiyeti İngiltere’ye bu ülkeyi geçici bir zaman için yönetmek hakkını verdiğinde, İngilizlerden şunu da istiyordu: “Yahudi ulusunun yaşayacağı yeri oluşturmak için gereken politik, idari ve ekonomik şartlarının yerine getirilmesi”.

 

Aynı senede, İngiltere Transjordan’da (bugünkü Ürdün) kendi idaresindeki toprakların dörtte üçünü kapsayan ve sadece Yarden (Jordan) nehrinin batısındaki toprakları içine almayan bir Arap emirliği kurdu. Aşırı milliyetçi Arap liderleri, bu ufak toprak parçasında bile Yahudi ulusunun bir yeri olmasına karşı çıktılar ve gerek Yahudilere, gerekse Araplarla Yahudilerin beraber yaşamalarını savunan Araplara karşı saldırılar düzenlediler. İngilizlerin Ülkeye Yahudi göçünü kısıtlamaları, Arap militanlarını sakinleştirmedi ve şiddet olayları II Dünya savaşının başlangıcına kadar devam etti

 

 

 

 

 

 

 

 

Nazi soykırımı savaş sırasında 1.5 milyonu çocuk olmak üzere 6 milyon Yahudi’yi katletti. Savaştan sonra, Nazi soykırımından hayatta kalan Yahudilere barınak bulma ihtiyacına rağmen, İngilizlerin göç kotası değişmedi. İngilizlerin bu yaptırımına karşı koymak için ülkede yaşayan Yahudiler, diğer ülkelerde yaşayanlarla birlikte “Kanun dışı” göçü organize ettiler. İkinci göç (İbranice Aliya bet diye de bilinen bu göç) sırasında 85,000 Avrupa Yahudi’si Ülkeye göç etti.

 

Arapların Yahudilerin ülkeye yerleşmelerine şiddetle karşı çıkmalarıyla Yahudilerin göç kısıtlamalarını kaldırma istekleri arasında kalan İngiltere, bu konuyu Birleşmiş Milletlere taşıdı. 29 Kasım 1947’de,  Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Yarden nehrinin batısında biri Arap, biri Yahudi olmak üzere, iki devletin kurulmasına karar verdi. Yahudiler bölünme planını kabul ettiler. Araplar ise reddettiler.

 

 

 

Devlet

 

 

 

 

 

 

İngiliz mandasının sona erdiği 14 Mayıs 1948 günü, Yahudiler İsrail devletinin kuruluşunu ilan ettiler. Bu ilanın üzerinden 24 saat geçmeden beş Arap ülkesinin orduları İsrail’e hücum etti. İsrail’in bağımsızlık savaşı olarak bilinen bu savaşlar 1949 da, İsrail’in ortak sınırı olan Arap ülkelerle ateşkes anlaşmaları yapılarak sona erdi.

 

İsrail’in bağımsızlık bildirgesinde, İsrail “bütün komşu ülke ve halklarına barış ve iyi komşuluk ilişkileri dileğiyle elini uzatıyor” diye yazar. Günümüze kadar her başbakan tarafından tekrarlanan bu dilek devamlı reddedildi. Arapların, diğer Arap ülkelerinin desteğiyle İsrail yerleşim merkezlerine terör saldırıları, diplomatik ve ekonomik boykotlar devam etti. Ticaretin önemli suyollarının İsrail’e kapatılması, iki savaşa sebep oldu. 1956 ve 1967 de İsrail, kendini koruma amacıyla, önleyici saldırılar yaptı. 1973 te, iki cepheden birden aynı zamanda hücum eden Arap ordularına karşı koydu. 1982’de Lübnan’dan Kuzey İsrail – Galile’ye terör saldırıları düzenleyen Filistin Kurtuluş Örgütüne karşı savaştı. 2006’ da İsrail savunma Kuvvetleri, iki askerin kaçırılması ve kuzeydeki şehirlerinin yoğun şekilde bombalanmasına cevap olarak Güney Lübnan’da, terör örgütü  Hizballah ile çatıştı.

 

Bu şiddet kördüğümünü ilk kesen olay, 1977 de Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sadat’ın Yeruşalayim’e yaptığı ziyaret oldu. Bu ziyaret iki ülke arasında, 26 Mart 1979’ da İsrail-Mısır barış anlaşmasıyla sonuçlanan görüşmelerin başlangıcı oldu. Camp David anlaşmasında, Orta Doğuda barış ve Filistinlilerin kendi Yehuda, Samaria ve Gazze’de kendi kendilerini yönetimleri konularında da büyük bir ölçüde anlaşmaya varıldı.

 

30 Kasım 1991’ de, bölgeden İsrail, Suriye, Lübnan ve Filistinlilerle birlikte dünyadan birçok ülkenin katılımıyla Madrid’de, Orta Doğu barış konferansı yapıldı. Konferans sonrası ülkeler arası ikili görüşmelere devam edildi.

 

Barış yolunda atılan önemli bir adım, İsrail ve Filistin halkının temsilcisi FKÖ tarafından imzalanan “İlkeler İlanı” oldu. Bu belgeyle, Gazze ve Jericho’da (Eriha) Filistinliler özerk bölgelerde kendi hükümetlerini kurdular. 1995 te imzalanan ara anlaşmayla, bu bölgelere Batı Şeria’da ek bölgeler ilave edildi.

 

Bölgede barış yolunda önemli bir adım daha, İsrail ve Ürdün’ün Temmuz 1994 te, aralarındaki savaş haline son verip Ekim 1994 te barış anlaşması yaparak diplomatik ilişkiler kurmalarıyla sağlandı. Bu anlaşmayla, İsrail’in bazı diğer Arap ülkeleriyle barış yapma yolu açıldı

 

 

 

 

 

 

 

 

1997 Ocağında, İsrail ile Filistinliler arasında Hebron protokolü imzalandı ve İsrail bu bölgede bazı yerlerden çekilmeyi kabul etti. 1998 Ekiminde, Wye River anlaşmasıyla, bu çekilmenin birinci etabı gerçekleşti. 1999 Eylülünde, İsrail ve FKÖ, Sharm el Şeyh anlaşmasını imzaladılar. Bu anlaşmayla, İsrail birçok bölgeden çekildi, esirleri serbest bıraktı, Gazze’yi Batı Şeriya’ya bağlayan güney geçiş yolunu açtı ve kalıcı çözüm görüşmelerine devam etti.

 

Kalıcı çözüm görüşmeleri 2000 yılı Temmuz ayında Camp David de yapılan bir toplantıyla devam etti. Ne yazıktır ki bu toplantıda İsrail’in, çatışmaları sona erdirmek için öne sürdüğü – şimdiye kadar görülmemiş boyutlardaki feragatleri – ve ABD tarafından desteklenen teklifleri Filistin tarafından  reddedildi.

 

Arap ve Filistin terörü binlerce ölüme sebep oldu. Eylül 2000 de,, Filistinliler yeni bir intifada – hiçbir ayırım göstermeyen bir terör ve şiddet kampanyası – başlatarak her iki tarafın can kaybına ve acı çekmesine sebep oldular. Şiddet olaylarına son verip Barış sürecine devam  etmek için denenen her yol, Filistin hükümetinin terörü desteklemesiyle başarısız kaldı. Nihayet, İsrail, ABD Başkanının 24 Haziran 2004 teki konuşmasındaki “ Filistin terörünün sona ermesi ancak tüm konularda anlaşma ve barışla olabilir” doktrinini kabul etti.

 

Ağustos 2005’te, zamanın başbakanı Ariel Şaron, Gazze’deki tüm ve kuzey Şamarya’daki dört Yahudi yerleşim yerini yıkarak bölgeleri İsraillilerden boşalttı. İsrail Savunma kuvvetleri de bölgeden çekildiler. O gönden beri, ve bilhassa Hamas örgütü Gazze’de seçim sonucu başa geldiğinden beri, Gazze kaynaklı Filistin terörü şiddetini arttırdı. Bir İsrail askeri Hamas tarafından kaçırıldı. İsrail savunma kuvvetleri teröre karşı inşa edilen güvenlik duvarının yardımıyla ülkenin büyük bir kısmında terör olaylarına imkan vermezken, İsrail’in Batı Negev bölgesi her gün Gazze’den atılan roket ve havan ateşi altında olmağa devam ediyor.

 

                                              

 

 

Text Box: .

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İsrail’li Yahudi-Hristiyan düeti Eurovizyon’da bir vizyon için söylediler

 

 

Sanki Grammy, MTV müzik ödülü ve Amerikan İdolü yarışmalarının içiçe geçmiş hali: Avrupa’lı şarkıcı ve müzisyenler, her sene, Avrupadaki en iyi sahne performansının sergilendiği Eurovision şarkı yarışmasında yarıştılar. Bu yarışma ABBA’nın Waterloo isimli şarkılarıyla uluslararası üne kavuşmalarının fırlatma rampası olmuştu.

 

Bu yıl Eurovision’a İsrail’i temsil etmek üzere bir Yahudi-Hiristiyan düeti gittı. Biri kökleri Yemen ve Amerikaya dayanan İsrail’li Yahudi , diğeri İsrail’li Hiristiyan Arap bu iki kadın sanatçı, şarkılarını Ortadoğuda barış ümidi adına okudular.

 

İsrail’de ve uluslararası sahnelerde de zaten bir yıldız olan Achinoam "Noa" Nini’ye Eurovision çevrelerince 2009’a katılması rica edildiğinde, tek bir şartla katıılmayı kabul edebileceğini belirtti: eğer, arkadaşı ve uzun süredir müzik çalışmalarında beraber oldukları Mira Awad ile sahneyi paylaşmaları halinde. Noa için böyle fırsatlar çok, ancak Awad için bu uluslararası arenada tanınmak, kabul görmek için altın bir firsattı.

 

Her ne kadar Awad için bu karar, gerek İsrail içindeki Araplardan, gerek Filistin Otoritesinden ve gerekse tüm Arap dünyasından gelen eleştiriler dolayısı ile çok zor oldu ise de, ISRAEL 21c’ye konuşan Noa’ya gore beraber söylemeleri, dünyaya, İsrail sınırları içindeki birlikte yaşamın gerçek bir örneği olacak.

 

 

Hakiki dostluk, hakiki iş ortaklığı
 

“Herşeyin ötesinde, bu büyük bir olay. Bilinmeyen bir şey veya sanki bir İsraillinin yine ustaca bir manevra ile herkesi tongaya düşürdüğü gibi de değil” diyor Noa, gerek Avrupada iken hissettiği ve gerekse Arap dünyasından gelen olumsuz eleştiriler karşısında.

 

“Awad ile bir takım oluşturmamızda ne yapmacık bir arkadaşlığın ispatı için suni bir şekilde yaratılmış bir beraberlik, ne de bir politik hesap var, kendisi ile sekiz senelik bir dostluktan sonra, benden katılmam istendiğinde sadece onunla gidersem varım dedim.”

 

Noa İsrailin en popular şarkıcılarından. Telaviv doğumlu, Amerikada büyümüş ve 17 yaşında İsrail’e dönmüş. Awad’ın babası, kendisinin de büyüdüğü, İsrail’in Galilee bölgesinden bir Hiristiyan Arap, annesi ise bir Bulgar.

 

Noa ISRAEL 21c’ye “sonuç olarak şiddet yerine diyalog seçilmesi halinde olabilecek birlikte yaşamdan bir örnek veriyoruz”diyor. “Şimdi görecez bakalım bir sonraki adım için ne kadar zaman gerekecek acaba?”

 

Noa ve Awad Eurovision’da İsrail adına sahne alan ilk karma grup değil belki ama, henüz son Gazze çatışmalarının yaraları daha hala kapanmamışken yaptıkları bu ilham verici girişim, barışa götüren köprünün politika değil de halklar ve sanat olabileceğini gösteriyor.

 

 

Yahudi ve Arap toplumlarının yeni bir yönünü görmek

 

İsrail, 1973’te katılmaya başladığından beri Eurovision şarkı yarışmasını birkaç kere kazandı. Her ne kadar coğrafi olarak Avrupa’da değil ise de, Avrupa Yayın Birliği (EBU) üyesi olarak katılma hakkı bulunuyor.

 

İsrail üç kere birinciliği kazandı. Birincisi 1978’deki A-Ba-Ni-Bi adlı şarkıyla Izhar Cohen ve Alphabeta, arkasından 1979’daki Halleluyah şarkısıyla Gali Atari & Milk and Honey ile. Son olarak ta 1998’de Diva adlı şarkısı ile büyük tartışmalar yaratan transseksüel Dana International ile.

 

Noa ve Awad, beraberce yazdıkları şarkının, halkların kendi karmaşık gerçekliklerini değişik bir ışık altında görmelerinde yardımcı olabileceğinin ümidini taşıyorlar.

 

Noa Israel 21c’ye verdiği demeçte uluslararası camiadan destek veren de yeren de çok değişik tepkiler aldıklarını söyledi. Yerenler daha ziyade politik nedenlerden ötürü idi.

 

Bu tepkiler bazen Noa’nın MySpace internet sitesinde de görülebildi. Noa ayrıca basınla konuşmaktan çekinen Awad’ın ise, gelen olumsuz tepkilerle baş etmekte zorlandığını kabul etti. Kendisinin ise, Avrupa’daki geçmiş show’larında karşılaştığı İsrail karşıtı gösterilerden dolayı daha tecrübeli olduğunu söyledi.

                               

 

Milli Ekonomi 

 

Dış ticaret açığı, son zamanlara kadar İsrailin bir yandan mucizevi bir şekilde yüksek bir büyüme hızına erişmesi, diğer taraftan ise birçok önemli milli soruna (güvenlik, yüksek sayıda göçmen sayısı vs.) çare bulmaya çalışırken uğraştığı müzmin bir problemdi. İthalatın ihracattan çok daha yüksek olması ekonominin dışa bağlılığını gösteriyordu. Nihayet her hükümetin amaç olarak gösterdiği– ihracatın ithalattan fazla olmasına – erişildi ve dış ticaret açığı tamamen kapatıldı.

 

İsrailin ilk 48 yılında dış ticaret açığı 45 misli büyüdü, 1949 da $222 milyondan 1996 da $10.1 milyara erişti. Sabit rakamlarda büyüme olsa bile, izafi olarak bu açık giderek kapandı: 1950 de ithalat ihracatın sadece %14 ünü karşılayabilirken, bu rakkam 1960 ta %51, 1998 da ise %79 a geldi. 1996 dan itibaren dış ticaret açığı kapanmaya başladı ve 2005 te ihracat tüm ithalatı ve hatta fazlasını karşıladı.

 

 

Son 59 senede İsrailin toplam tüm dış ticaret açığı $176 milyar dolar oldu. Bu açığın üçte ikisi tek taraflı transferlerle, yani gelen göçmenlerin getirdikleri, yabancı yatırımlar, dünyadaki Yahudi yardım örgütlerinden sağlık, eğitim ve sosyal servislere yardımları ve özellikle ABD den ve diğer ülkelerden gelen yardım fonlarından oluştu. Geri kalan üçte bir ise İsrailin kuruluşundan beri ödemeye devam ettiği, şahıslardan, bankalardan ve yabancı ülkelerden alınan kredilerle karşılandı.

 

 

                

Bu nedenle, toplam dışa borçlanma 1985 e kadar devamlı arttı. 1985 te borçlanmadan daha fazla ödeme yapılmaya başlandı. Toplam dış borçlanma 1995 te 20.8 milyar dolara ve 2002 de sıfıra düştü ve 2002 den itibaren İsrail diğer ülkelere kredi veren bir ülke konumuna geçti. 2006 itibarıyla İsrailin dünyanın diğer ülkelerine verdiği kredi 31 milyar dolardır.

 

Nisbeten ufak bir ekonomi ve sınırlı bir iç pazarı olan İsrailin büyümesi tamamen ihracatını geliştirmesine bağlıdır.

 

Ülkenin yaratıcı kaynaklarının çoğu endüstriyel ürün ihracatını genişletmeye yöneliktir. Endüstriyel ihracat, son 56 senede 3,000 misli artmıştır: 1950 de 13 milyon dolardan 2000 de 30.8 milyar dolara,  bir sene öncesine göre %7.5 lik bir artışla 2006 da 39.4 milyar dolara ulaşmıştır.

 

Son yıllarda ithalatın %85’i, (2006 da 47.2 milyar dolar) i hammadde ve yakıt oluşturmuştur. Bu ithalatın %54 ü Avrupadan, %17 si Amerika, %16 sı Asya ve geri kalan %13 ü diğer ülkelerdendir. 2006 da İsrailin ihracatının %33 ü (36.6 milyardolar) Avrupaya, %40 ı Amerikaya, %19 u Asyaya ve %8 diğer ülkelere olmuştur. 90 lı yılların çoğunda ABD ye endüstriyel ihracat, bu ülkeden yapılan ithalatın üzerinde olmuştur. 2000 yılından itibaren ABD ye ihracat, elmas ticaretini saymadan bile ithalattan daha yüksektir.

 

GATT anlaşması, AB ile 1975 te ve ABD ile 1985 te yapılan serbest ticaret anlaşmaları İsrail mallarının dış pazarlarda rekabet gücünü arttırdı. İsrail malları gerek ABD ye gere AB ye gümrüksüz girebilir. Böylece İsrail kendi iç pazarının 110 misli büyük bir pazara hitab edebilmekte, AB ve ABD ye kendi mallarını gümrüksüz satabilmek isteyen yabancı yatırımcılara cazip gelmektedir. İsrailli yatırımcılar hem Ürdün, hem de Mısırlı iş adamlarıyla kurulan serbest bölgelerde ortak girişimler yaparak bu ülkelerin de AB ve ABD ye gümrüksüz ihracat yapmalarını sağlıyorlar.

Başarı şanslarını arttırmak için İsrail şirketleri dış pazarlarda kendi mallarına en uygun pazarları ararlar. Yabancı şirketlerle yapılan ortak girişimler genellikle İsrailde icat edilen yenilikleri diğer ülkelerdeki yüksek seviyede üretim yapan ve o pazarlara daha kolayca girebilen şirketlerle olur. Elektronik, Yazılım, Tıbbi cihazlar, Baskı, Bilgisayar gibi ürün ve pazarlarda bu tip ortak girişimler vardır. Bu projelerin birçoğunın finansmanı iki ülke arasında imzalanan, her iki ülke tarafından finanse edilen Ar-Ge anlaşmalarıyla olur. İsrailin ABD (BIRD), Kanada (CIIRDF), Singapur (SIIRD), İngiltere (BRITECH) Güney Kore (KORIL-RDF) ve Avustralya (VISTECH) ile ikili araştırma ve geliştirme yatırım anlaşmaları vardır

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                               

 

Kültür

Kendine ait, özgün bir kimlik yaratmaya çabalarken aynı zamanda dünya çapında unsurları yansıtan İsrail kültürünün gelişmesine 4 bin yıllık Yahudi mirası, yüzyıllık politik Siyonizm ve 50 yıllık modern devletlik katkıda bulunmuştur. İsrail’de kültürün sanat aracılığıyla yansıması, kişiler gibi çeşitlidir. Her beğeniye uygun aktivitelerle amatörlere ve hevesli sanatçılara zengin fırsatların yanı sıra uluslararası standartlarda mesleki yetenek sunar.

KİTAPSEVER HALK; Ülkede edebiyatın gelişmesi için temel olan şey, asırlar boyunca yaşamış İbranicenin hem günlük hem de edebi dil olarak kullanımıdır. Yazar ve şairler, yoğun bir biçimde yerel imajlar, olaylar olduğu kadar karmaşık çok katmanlı toplumun gelişimi ile ülke kaygılarının değişen doğasını yansıtan evrensel temalarla da ilgilenir. Her yıl, yeniden yayınlanan klasiklerin ve ithal edilen kitapların yanında ek olarak bir 2500 başlık yayınlanıyor. Bu yayınlar her şehirde, birçok kitapçıda bulunur. 100 kadar kütüphanede, referans ve kiralama gibi kolaylıklar sağlanır ve ayrıca çeşitli mobil kütüphaneler uzak semtlere hizmet verir. Uluslararası kitap fuar bienali binlerce ziyaretçiyi Yeruşalayim’e çeker ve her ilkbaharda İbrani Kitap Haftası, şehir merkezlerini ve parkları, kalabalık kitap pazarlarına çevirir.

GÖRSEL SANATLAR; Modern resim ve heykel, uluslar arası akımları yansıttığı kadar İsrail mizacı ve doğasından da etkilenmiştir. Her biçimiyle sanat, müzelerde ve ülke çapında birçok galeride geniş bir biçimde teşhir edilmektedir. Eski Yeruşalayim, Yafo ve Safed yöreleri, sanatçılarca restore edilmiştir. Rüstik bir hava arayışında olanlar için ise Hayfa yakınlarında, Carmel dağlarında, sanatçıların kasabası Ein Hod yer almaktadır.

MÜZİK VE GÖSTERİ SANATLARI;  Ülke çapında dünyaca ünlü İsrail Filarmoni Orkestrası da dahil, bazı önemli senfoni orkestraları, bir dizi koro, bir opera grubu ve düzinelerce oda orkestrası müzik icra eder. Halk dansları grupları olduğu kadar profesyonel dans grupları da heyecanlı izleyicilerle düzenli gösteri yapar. Ulusal tiyatro grubu Habimah, bir grup belediye tiyatrosu ve çeşitli küçük profesyonel ve amatör tiyatro grupları klasikten tutun da müzikallere ve hatta en son İsrailli oyunlara kadar sanatsal ürünler verir. Büyümekte olan film endüstrisi artık uluslar arası sahnelerde yarışmaya başlayacaktır.

Şarkı söyleme, özel ve halk toplantılarında düzenli olarak söylenen İsrail şarkıları ve uluslararası şarkı yarışmaları, günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. Etnik değişik melodilerden kökünü alan ve İbrani sözlerle eşlik edilen popüler halk şarkılarının ayırıcı bir özelliği vardır. Çoğunluğu, genç yaşlı demeden tüm İsraillilerin oldukça keyfi alarak yaptıkları bir faaliyet olan halk danslarından türemiştir.

ARKEOLOJİ: Binlerce yıllık tarihi temsilen eden 3500 kadar kayıtlı arkeolojik site, ülkenin geçmişi ve şimdi arasındaki bağı temsil eder. İsrail topraklarıyla Yahudi insanı arasındaki bu uzun bağlantıya şahitlik eden buluntular arasında Kral Salamon’un Meggido’daki ünlü ahırları, David’in şehrinde (Yeruşalayim) İsrailoğulları zamanından kalma evler, Masada’daki geleneksel banyolar, ülke çapında sayısız sinagoglar ve hala okunabilir durumda olan İbranice el yazmalarında İsaiah’ın Kitabı’nın en erken mevcut kopyasını içeren Ölü Deniz parşömenleri. Kazılar aynı zamanda başka medeniyetlerin yüzyıllardır toprakta bıraktıkları baskılarının izlerini gün ışığına çıkardı.

MÜZELER; Ülke çapında şehirler, kasabalar ve kibbutzlarda korunmakta olan ve arkeolojiden zoolojiye dayanan konu yelpazesiyle 170 kadar müze, her yıl 8 milyondan fazla ziyaretçinin uğrak yeridir. Ülkenin ulusal müzesi olan İsrail müzesi, arazisini Yahudilik, dışavurumculuk ve İsrail tablolarına olduğu kadar Ölü Deniz parşömenlerine de ayırmıştır. Holokost şehitlerini ve Kahramanları Hatırlama Müzesi olan Yad Vashem, geleneksel cam korumalı sergiler olduğu kadar döneme ait düzinelerce olayı belgeleyen video ekranlarını içeren yeni bir müzeyi de kapsamaktadır. Ha'aretz müzesi ve diğerleri ise prehistorik çağlardan bugüne, ülkenin gelişimine dair eşyaları sergiler. Konsepti kendine has, eşsiz Diaspora müzesi yani Beit Hatfutzot ise dünya Yahudi cemaatlerinin tarihini, maketler, diyoramalar ve görsel- işitsel ekranlarla sergiler.

MEDYA; özgür basın geleneği, İsrail demokrasisisin bütünleşmiş bir parçasıdır ve bunun ifadesi de 7 tane İbranice ve 11 tane Arapça dahil birçok dilde günlük gazete ile birlikte geniş sayıda derginin yayınlanmasıdır.

İki televizyon kanalı, kablo, uydu TV (yerel olduğu kadar dünyadan düzinelerce kanal) ve birkaç radyo kanalı, eğitim ve kültürel programlara ek olarak haber, röportaj, panel tartışmaları, oyun programları, film ve eğlence programlarını içeren geniş bir yelpazede program çeşidini sunmaktadırlar. Arap nüfusuna uygun olarak Arapça programlar dışında ayrıca göçmen gruplar ve turistlerin ihtiyacına uygun diğer dillerde de yayın yapılmaktadır.  Yurtdışı dinleyiciler için düzenli olarak Kısa dalga yayın yapılmaktadır.

SPOR; Her yıl Yüzme, tenis, voleybol, jimnastik, atletizm ve diğer aktivitelerin heveslileri artsa da, futbol ve basketbol İsrail’in en popüler sporlarındandır. Yerel takımlar, sadık taraftar ve geniş izleyiciler önünde düzenli olarak lige katılırlarken, ulusal takımlar da uluslar arası şampiyonluklarda ülkeyi temsil ederler.

İsrail’in önemli spor organizasyonları (Maccabi, Betar, Hapoel and Elizur) yerel takımlara çeşitli spor dallarında olduğu kadar ülkenin gelecek şampiyonlukları için gençlik programlarına sponsorluk etmektedirler. Dünyanın her bir yanından Yahudi sporcular, her biri 4 yılda bir tekrarlanan Makabiyatlar (Makabiyat Oyunları) ve Hapoel Oyunları’nda yarışmak için İsrail’e gelir.

Kinneret gölü (Galilee denizi) etrafında her sene koşulan maraton ve yüzme yarışları ile Yeruşalayim Yürüyüşü gibi özel organizasyonlara her yıl binlerce katılımcı gelir. İsrail çapında sayılı ulusal park ve doğal rezervlerde yıllık 6,5 milyon kayıtlı ziyaretçisi ile kamp yapma ve gezme git gide popüler olmaktadır. Macera severler için dünyanın en inanılmaz manzaralarına karşı yapılan doğa yürüyüşleri, Eilat körfezindeki muhteşem mercanları keşfetmek amacıyla yapılan tüplü dalışlar ve Galile dağlarında, Akdeniz sahillerinde ve ülkenin diğer yanlarında bir saatten birkaç güne kadar değişen at sırtında gezintiler düzenlenmektedir. Son yıllarda bisiklet ve otomobil yarışlarına, planör uçuşları, yamaç tırmanışı, yelkenli ve sörfe katılım da büyümektedir.

                             

                                                                                                                                   

 

Önemli reformlar

 

 

Çevirenin notu: İsrail ekonomisi ülkenin kuruluşunda tamamen devlet elindeydi. Zamanla yapılan reformlar sayesinde

devletin ekonomideki rolü çok azalmıştır

Dövizin serbestleştirilmesi 

Ikinci dünya savaşı sonrası birçok ülkenin ekonomilerini korumak ve geliştirmek için güttüğü para koruma politikasını İsrail nisbeten yeni kaldırıldı. Günümüzde yeni İsrail Şekeli (New İsraeli Shekel veya NIS), bugün bütün dünya para piyasalarında serbestçe alınıp satılır.

İsrailin kuruluş yıllarında, ithalatın ihracattan kat kat fazla olması yüzünden döviz kıtlığı vardı. Bu da beraberinde dövizin izne bağlı olmasını getirdi. Önceleri döviz sadece ana ihtiyaç maddeleri (yemek, yakıt ve savunma araç ve silahları) satın almak için kullanıldı. Sonraları imalat makineleri ve hammaddeler – ve nihayet yurt dışına seyahat edecek kişilere $10 tahsisat bu listeye eklendi. 

 1950lerin sonlarına doğru, birçok lüks sayılacak mal bu listeye dahil edildi. Seyahat edecek İsrailliere de tahsisat $100 oldu. 1960 larda başlatılan ithalat serbestleştirilmesi 1970’lerde  ithalatın tamamen serbest bırakılmasıyla son buldu. Yasaklar yerlerini “Çin Seddi” diye adlandırılan çok yüksek gümrük vergilerine bıraktı. 1980 li yıllarda özellikle AB ve ABD ile imzalanan serbest ticaret anlaşmalarıyla bu yüksek vergiler de indirildi. Seyahat tahsisatı önce $500, sonraları $3000 oldu. Bu serbestliği yabancı ülkede hesap açma izinleri ve dışarıda yatırım izinleri takip etti. 1990 ların sonuna doğru da döviz kontrolünün tüm kısıtlamaları kaldırıldı.

Döviz kurları 

Şekelin kuru tamamen uluslararası para pazarlarında tesbit edilir. Bu herzaman böyle değildi. II. Dünya savaşı sonrası çoğu ekonomi gibi  İsrail parasının kuru hükümet tarafından tesbit edilir ve zanam zaman devalüe edilirdi. 

 1848de İsrail lirası bir İngiliz Sterlıngine (ki o zaman 4 dolardı) eşitti. 1949 da Sterling ile beraber devalüe oldu ve $2.80 e düştü. Bundan sonra da ekonomik politikayı takiben, ithalat ve ihracat arasındaki büyük mesafeyi küçültmek amacıyla birçok kere devalüe oldu. Bu devalüasyonlarda gaye dış ticaret açığını bir önceki devalüasyondan beri olan  enflasyonla telafi etmekti. 

 1975te İsrail OECD ülkelerini taklit ederek her ay %2 ye kadar devalüasyon (tırmanan devalüasyon) metoduna başvurdu. Bu, ancak birinci döviz serbestleştirme reformlarına kadar dayanabildi. O zamandan beri döviz kurları her gün uluslararası para piyasalarına göre İsrail Merkez Bankası tarafından belirlenir. 1980 de 10 İsrail Lirası 1 şekel olarak tesbit edildi. 1985 te 1,000 Şekel 1 Yeni İsrail Şekeli (NIS) oldu. Mayıs 2009 itibarıyla 1 NIS $0.24 e eşittir

Devlet bütçesinin sınırlanması

İsrailin kuruluş yıllarında ekonomisinin büyümesi tamamen devlete bağllıydı. Bu yüzden İsrail, çok geniş devlet bütçesinin GSMH ya yakın olan ülkeler arasında yer aldı. Bazı yıllar devlet bütçesi GSMH dan daha da fazlaydı. 1980 de GSMH nın %95 ine, 1990 da %64 üne, 2005 te %49 ve 2006 da %40 a düşürüldü. Önceleri bütçe açıkları (devlet bütçesinin vergiler ve borçlanmayla karşılanmayan kısmı) sadece “geliştirme” için kullanılırken daha sonraları, savunmanın ağır yükünden dolayı bütçe açıkları normal sayılmaya başlandı

1990 larda bütçe açıklarını azaltma çabaları yapıldı. Gaye bütçe açığı GSMH oranını gelişmiş ülkeler ayarında tutmaktı. Bu çabaların sonunda bütçe açıkları olanın dörtte birine indirildi. 2001 de tekrar artmasına rağmen, 2003 te %6, 2004 te %5, 2005 te %3ç2 ve 2006 da da %1.8 oldu.

 2003te hükümetin başlattığı ekonomik reformlar gerek vergileri, gerek bütçe açıklarını kısarak ekonomiyi canlandırmaya devam ettiler

Özelleştirme 

Her nekadar hükümetin bir görevi hala ekonomik atılımlarda bulunmaksa da, 1990 lardan itibaren ekonomiye daha az karışma politikası başlatıldı. Bir taraftan birçok ihtiyaç maddesine yapılan sübvansyonlar kaldırıldı, diğer taraftan yabancı sermaye girişine ve ihracata verilen teşvikler azaltıldı ve yüzlerce kamu şirketinin özelleştirilmesine başlandı. 

İlk on sene birçok ufak şirket özelleştirildi. Son birkaç senedir özelleştirme süreci hız kazandı ve El AL İsrail hava yolları, Zim denizcilik, Bezek (telekomünikasyon) gibi şirketlerin satışlarından $3 Milyar elde edildi. Bundan sonra özelleştirelecek olan petrol endüstrisi. Hükümet, kendi sağladığı bazı hizmetleri de özel sektöre devretmeyi düşünüyor.

 

                            

 

Yeruşalayim – Jerusalem - Kudüs

 

 

 

Ey Yeruşalayim, seni unutursam,
Sağ elim kurusun
.

 

 

Seni anmaz,
Yeruşalayimi en büyük sevincimden üstün tutmazsam,
Dilim damağıma yapışsın (Mezmurlar 137:5-6)

 

Text Box: İsrailin bölünmüş başkenti Yeruşalayimi tekrar birleştirdik. Kutsal yerlerimizn en kutsalına bir daha ayrılmamak üzere (Moshe Dayan, 7 Haziran 1967)

 

 

 

 

Yeruşalayim  1948’de bölündü ve 1967’de yeniden bir bütün oldu.

 

Kral David zamanından beri,  1948 ile 1967 arasındaki 19 yılı saymazsak, İsrail’in başkenti  tarihi Yeruşalayim ‘de  herzaman Yahudiler yaşamışlardır. 1948’den 1967’ye, şehrin yanlız batı bölümü İsrail’e aitken eski doğu kısmı -Scopus dağında küçük bir İsrail bölgesi hariç-Ürdün’in kontrolundaydı.

We have united Jerusalem, the divided capital of Israel. We have returned to the holiest of our holy places, never to part from it again. (Moshe Dayan, June 7, 1967

Text Box: Genel Kurmay Başkanı İsak Rabin, Savunma bakanı Moşe Minister Moshe Dayan (c), Yeruşalayim konutanı Uzi Narkis Aslanlar kapısından şehre girerken  7 Haziran 1967 (Ilan Bruner)
 

 

1948 Egemenlik Savaşında bölünen Yeruşalayim 1967 yılının Haziran’ında tekrar birleştirildi ve geçtiğimiz 2007 yılında  da kurtuluşunun 40ncı yılı  büyük etkinlikler ve coşkuyla kutlanırken 4000 senelik Yahudi tarihinde de önemli  bir ana tanıklık edilmiş  oldu.

 

 

 

 

 

 

 

Yeruşalayim’in kısa tarihçesi

 

MÖ1003 yılında Kral David (Davut) Yeruşalayim’i Krallığının başkenti ve Yahudi milletinin dini merkezi yaptı. 40 yıl kadar sonra oğlu Shlomo (Süleyman)burada  İsrail milletinin dini ve milli merkezi sayılan Tapınağı inşa ettirerek   şehri Fırat’tan Mısır’a uzanan görkemli bir imparatorluğun zengin başkenti haline getirdi.

 

MÖ586da Babil Kralı Nabukadnezar Yeruşalayim’i ele geçirdi ve Tapınağı ( Bet Ha-Mikdaş) yıkarak Yahudileri topraklarından sürdü . Ancak 50 yıl sonra Pers Kralı Hüsrev (Cyrus)in  tekrar  anayurtlarına dönmelerine izin verdiği  İsrailoğulları; Yeruşalayim’i ve Süleyman’ın Tapınağını yeniden inşa edebildiler. İnşa edilen bu tapınak İkinci tapınak olarak bilinir (çevirenin notu).

 

Büyük İskender  MÖ 332 de Yeruşalayim’i ele geçirdikten sonra  Dördüncü Antakyus  döneminde Tapınağın putlar konarak  kutsallığının bozulması  ve Yahudi kimliğini bastırma teşebbüsleri  Yuda Makabi önderliğinde bir isyana yol açtı.  Yunanlıları yenmeyi başaran Makabiler MÖ 164 te Tapınağı eski kimliğine kavuşturdular, ve şehirde Haşmonay sülalesinin liderliğinde Yahudilerin egemenliğini yeniden sağladılar.

 

Bir asır sonra Pompey Yeruşalayim’e Roma hegemonyasını kabul ettırdi. Kendisi de

Yahudi olan Kral Herod Roma namına Yehuda (Yahudiye) topraklarını yönetti (MÖ 37-4).

 Onun zamanında Yeruşalayim birçok kültürel yapıta kavuştu,görkemli kamu binaları

 inşa edildi ve İkinci Tapınak dille destan muhteşem  bir boyutta yeniden düzenlendi

 

 

 

 

Herod’un ölümünden sonra Roma’nın artan baskısına baş kaldıran Yahudiler MS 66’da isyan başlattılar/ MS70’de Titüs liderliğindeki Roma lejyonları Şehri ele geçirdiler ve Tapınağı yıktılar. Bar Kohba isyanı (132-135) sırasında çok kısa bir süre tekrar egemenliğine kavuşsa da şehir tamamen Roma hakimiyetine geçti ve Aelia Capitolina adını aldı. Yahudiler sürülerek şehre girmeleri yasaklanır.

Bizanslıların fethi ile (313) Yeruşalayim İmparator Konstantin zamanında Hiristiyan bir merkez haline getirildi ve Kutsal Mezar Kilisesinden başlıyarak görkemli anıtlarla bezendi.

 

İslam orduları ülkeyi 634te istila ettiler ve 4 yıl sonra Halife Ömer Yeruşalayim’i ele geçirdi. Sadece Mescıd el Aksa’yı inşa eden (691) Abdül Melik’in saltanatı sırasında Yeruşalayim kısa bir süreliğine Halifenin başkenti oldu.

 

Haçlılar Yeruşalayim’i 1099da ele geçirdiklerinde burda yaşayan Müslüman ve Yahudileri kılıçtan geçirdiler ve şehri Haçlı İmparatorluğunun başkenti ilan ettiler. Sinagoglar yerle bir edildi, eski kiliseler yeniden inşa edildi ve birçok cami hiristiyan mabetlerine döndürüldü.Selahaddin Eyyubi’nin şehri alması ile (1187) Haçlıların hakimiyeti sona erdi.

 

1247deYeruşalayim Memluklerin idaresindeki Mısırlılara yenik düştü. 1517de ise Osmanlıların eline geçti. Kanuni Sultan Süleyman 1537 de şehrin duvarlarını yeniden inşa ettirdi. Kanuninin ölümünden sonra Istanbulda yaşayan idareciler Yeruşalayim ile pek ilgilenmeyince şehir  önemini kaybetmeye başladı.

 

Yeruşalayim, 19uncu yüzyılın ikinci yarısında tekrar canlanmaya başladı. Sayıları gittikçe artarak topraklarına geri dönen Yahudiler, Osmanlıların kuvvetten düşmeleri ve Avrupanın Kutsal Topraklarla tekrar ilgilenmeye başlaması, şehrin yeniden canlanmasına yol açtı.

 

General Alenbi komutasındaki İngiliz ordusu 1917de Yeruşalayim’e girdi. Şehir 1922 den 1948e; Birleşmiş Milletler’in kararıyla İngilizlerin İsrail (Filistin) topraklarındaki yönetim merkezi oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölünme ve Birleşme

 

İsrail, İngiliz mandasının sona erdiği 14 Mayıs 1948 de, Birleşmiş Milletlerin 29 Kasım 1947 deki

kararı doğrultusunda bağımsızlığını ilan etti ve Yeruşalayim’i başkenti yaptı. Bunu kabul etmeyen

Arap ülkeleri çiçeği burnunda cumhuriyete topluca saldırınca  İsrailin 1948-49 Bağımsızlık savaşı

başladı

 

Savaşın sonunda çizilen ateşkes hattı Yeruşalayim’i ikiye ayırıyordu. Buna göre Ürdün Eski Şehir ile bunun kuzey ve doğu bölgelerini alacak İsrail de geriye kalan batı ve güney topraklarına sahip olacaktı.

 

’1967nin Haziran’ında 6 gün savaşı başlangıcında İsrail Birleşmiş Milletler ve Amerikan Elçiliği  yoluyla Ürdünle temasa geçti. Ürdün İsraile saldırmazsa, İsrail’in de Ürdün’ e saldırma niyetinde olmadığını belirtti. Buna rağmen  Ürdün batı Yeruşalayim’e girerek  İngilizlerin manda zamanında Yüksek Komiserlik olarak kullandığı binayı işgal etti. Şiddetli çarpışmalar sonunda İsrail silahlı kuvvetleri (IDF) binayı geri aldı ve Ürdün ordusunu doğu Yeruşalayim’den de çıkardı.

 

İsrail Savunma Kuvvetleri sitesinden alıntı :

 

“Heyecanla beklenen Eski Şehri ele geçirme emri savaşın üçünci gününde, 7 Haziran 1967’ de güneş doğarken geldi. Komutanlık bu görevi paraşütçülere verdi ve onlar da Eski Şehre bakan Augusta Viktoria tepeleri ile Zeytin Dağı’ndan hucuma geçtiler. Aslanlar Kapısı yolunu açtıktan sonra doğudan gelen kuvvetler kolaylıkla ilerliyerek Eski Şehre girdiler.  Paraşütçü Birliği İkinci Tapınaktan günümüze kadar ulaşan tek kalıntı olarak bilinen Batı Duvarı’nın hemen yanındaki Mescid El Aksa’ya doğru ilerlediler. IDF’in baş hahamı General Haham Shlomo Goren keçi boynuzunu (Şofar) uzun çaldırarak Batı Duvarının ve Eski Yeruşalayim kentinin özgürlüklerine kavuşturulduğunu ilan etti. Bölünüp ikiye ayrılan israil Devletinin başkenti Yeruşalayim tekrar bir bütündü.”

 

Şehir, İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından özgürlüğüne kavuşturulduktan sonra onu ikiye ayıran duvarlar yıkıldı. Üç hafta sonra Meclis şehrin birleştirildiğini ve doğu tarafının da İsrail’in egemenliği altına girdiğine dair kanunu kabul etti.

Şehrin birleştirilmesi dini hoşgörü açısından da tarihi bir önem taşıyordu. Yeruşalayim’in tüm dinlere ve müminlerine açılması ile Yahudiler Batı Duvarını ve diğer kutsal yerleri, Müslüman ve Hiristiyanlar 1948’den beri gidemedikleri Doğu Yeruşalayim’deki ibadet yerlerini  serbestçe ziyaret etmeye başladılar.

Bir sonraki yıl, 1968’de Yeruşalayim şehrinin kurtuluşu olan ve Yahudi takviminde 28 İyar’a düşen günün milli bayram olarak kutlanması kabul edildi. Yeruşalayim Günü şehrin yeniden birleşmesinin ve Yahudi milletinin çağlar boyunca bu şehir ile olan ilişkisinin kutlandığı gündür.

 

İstatistik bilgi- Yeruşalayim, Mayıs 2007

 

Yeruşalayim  yargı alanı ve nüfus bakımından İsrail’în en büyük şehri olup ülke nüfusunun %10’unu barındırmaktadır. Toplam nüfus 732.100(%64 Yahudi, %32 Müslüman,%2 Hıristiyan).

 

’1948de şehrin nüfusu 83.984tü. 1967 Haziranında Yeruşalayim’in birleşmesiyle 66.000 kişi daha katıldığında nüfus 266.300e ulaşmıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

                      

 

 

Ülke

Kutsal Kitabın (Bible) toprağı ve Yahudi insanlarının tarihi evi olan İsrail, Ortadoğu’da, Akdeniz’in batı kıyı şeridi boyunda yerleşik olup, 3 kıtayı, yani Asya, Afrika ve Avrupa’yı birleştiren toprakların bir parçasını oluştumaktadır.

Yahudi insanları 4000 yıl kadar önce kendi tek tanrılı dinini bu topraklarda, geliştirmeye başlamış ve yine bu topraklarda, yüz yıllarca egemen devlet olarak, diğer zamanlarda ise yabancıların egemenliğinde, kırılamaz fiziki mevcudiyetini korumuştu.

Dar ve uzun biçimiyle, ülke ortalama 290 mil (470 km) uzunluğunda, Ölü Deniz ve Akdeniz kıyısı arasında yer alan en geniş noktada ise 85 mil (135 km) enindedir. İsrail, kuzeyde Lübnan, kuzeydoğuda Suriye, doğuda Ürdün, güneybatıda Mısır ve batıda Akdeniz ile çevrilmiştir.

Boyut olarak küçük olmakla birlikte, İsrail bir kıtanın değişken topografik özellikleri ve iklimiyle çevrelenmiştir. Kuzeyde, Celile’nin (Galile) ormanlı dağlık alanları Akdeniz kıyı şeridini tutan verimli yeşil vadileri, kum tepeleri ile birleşmiştir. Samariya’nın taşlı tepeleri ve (Judean) dağı ülkenin merkezinde dizilir ve yarı tropik Ürdün Vadisi ve dünyanın en alçak yeri olan Ölü Deniz’e sert bir şekilde iner. Dağlı çöller, güneyde Negev (Necef)ve Arava’dan doğru uzanır ve Elat körfezinde Kızıl Denizin en kuzey noktasında biter.     

İKLİM Ülkenin ılımlı iklimi çokça güneşle birlikte Kasım’dan, Nisan’a yağmurlu bir sezonla karakterizedir. Yıllık yağış, kuzeyde 20-30 inç (50- 75 cm) dolaylarında ve güneyde tam olarak bir inç’in (3 cm) üzerinde olacak şekilde değişkenlik gösterir. Yerel iklim koşulları kıyıda çok sıcak, nemli yazlar ve kıyı düzlüklerinde yumuşak ve ıslak kışlar; dağlık bölgelerde huzurlu ılık yazlar ve yağış, arada sırada hafif kar ile ortalama soğuklukta kışlar; Ürdün Vadisinde sıcak ve kuru yazlar, hoş kışlar, güneyde ise yıl boyunca yarı kuru koşullarla ılıktan sıcağa giden günler ve serin akşamlar şeklinde değişkenlik gösterebilmektedir.

SU, bölgede kıt olduğu için, olanın kullanımını maksimize etmek ve yeni olası kaynakları bulmak için yoğun çaba sarf edilmektedir. 1960’larda ülkenin tatlı su kaynakları ulusal entegre bir ızgara ile birleştirildi. Bunun ana arteri olan Ulusal Su Taşıyıcısı, suyu, ülkenin kuzeyinden ve merkezinden, yarı kuru güneyine, dev borular, su kemerleri, açık kanallar, rezervuarlar, tüneller, barajlar ve pompalama istasyonları yoluyla getirir. Bulut tohumlaması, atık suyun yeniden işlenmesi ve deniz suyunun tuzdan arındırılması dahil, yeni kaynakların kullanımıyla ilgili projeler devam etmektedir.

İsrail’in topografisi ve iklimi olduğu kadar bitki ve hayvan çeşidindeki zenginlik coğrafi konumunu yansıtmaktadır. 500 den fazla kuş çeşidi, 100 kadar memeli ve 90 sürüngen türü ve nerdeyse (150 kadarı İsrail’e özgü olan)  3000 bitki tipi bulunmaktadır. Ülke çapında, planlama aşamasında olan birkaç yüz ek siteyle, 400 millik bir alan (aşağı yukarı 1000 km2) 150 den fazla doğal rezerv ve 65 ulusal park ile çevrelenmiştir.

 

 

 

                           

 

 

Ekonomik Zorluklar ve Başarılar

 

 

 

 

  

Günümüzdeki  başarılar

 

 

 

 

 

 

 

2000senesinde, İsrail tarihinde ilk defa sıfır enflasyona erişildi. Dış ödemeler açığı önemli bir şekilde düşürüldü.  2005yılında bu açık $0.7 milyar dolar iken 2006 yılında bu rakkam $0.9 milyar dış ticaret fazlasına dönüstü.

 

 On yıl kadar bir zamanda İsraile 1.2 milyon mülteci geldi. Bu sayede sivil sektörde çalışanların sayısı 1990 da 1.65 milyon iken 2006 da 2.8 milyona ulaştı

 

 

 Enflasyon tamamen kontrol altına alındı: 1984 te %445, 1989 da %21, 2000 de %0 olan bu rakkam 2005 te %2.4 ve 2006 da %0.1 oldu


 Dış borçlanma sıfırlandı: 1985 te GSMH nin 1.6 katı olan dış borçlanma 1995 te bu rakamın %25 i oldu ve 2003 yılında sıfırlandı. 2003 yılından itibaren İsrail diğer ülkelere kredi verir duruma geldi (yani dünya ekonomisinin İsraile borcu İsrailin dünya ekonomisine borcundan daha fazla)

  Yabancı yatırımlar devamlı arttı. Bu artış gerek GSMH nin gerekse ihracatın büyümesini hızlandırdı. Yabancı yatırımın ihracata katkısı 1987 de 175 milyon dolar, 1997 de 5.8 milyar dolara, 2005 te 10.7 milyar ve 2006 da 25.2 milyar dolar oldu.

 Son yirmi yılda endüstriyel ve işlenmiş madde ihracatı altı misli kadar büyüdü: 1985 te 6 milyar dolardan 2006 da 38.1 milyar dolara çıktı.

Israil tarihi boyunca ekonomik başarılar

İsrailin en büyük başarısı, tarihi boyunca karşılaştığı problemlere rağmen yüksek bir büyüme hızına erişebilmesidir:

 

 Milli güvenlik: Günümüzde İsrail GSMH nın %8 ini savunması için harcamaktadır. Bu rakam 1970 lerde %25, 1983 te %23 idi. Sakin dönemlerde bile İsrail kuvvetli bir savunmayla caydırıcı güce sahip olmalıdır.

 

 Göçmenler: “Sürgündekilerin geri gelmesi” İsrailin varoluş nedenidir. 1948 de kuruluşunda 600,000 gibi bir nüfusu olan İsrali, günümüze kadar bu rakamın 5 misli yani üç milyondan fazla göçmen kabul etti. Sadece 1948 1952 arası savaş sonrası Avrupadan ve Arap ülkelerinden 700,000 Yahudi İsraile yerleşti.

 

  1990da başlayan 1.2 milyonluk yeni bir göç dalgası (bunların 940,000 i Sovyetler birliğinden) bu göçmenlerin sosyal ve diğer yönlerden memleketın dokusuna katılması için çok büyük kaynak ve harcamalar gerektirdi. Bu yeni göç dalgası eskilere nazaran çok daha süratli bir şekilde yeni ülkelerine intibak edip ekonomiye katkılarda bulunmaya başladılar. Her ne kadar işsizlik oranı 1992 de %11.2 ile tavan yaptıysa da bu oran derece derece 2006 da %7.6 ya indi

 

 Modern bir ekonomik altyapı geliştirme: Her ne kadar ülkede1948 öncesi yol, taşıma, limanlar, su ve elektrik şebekeleri gibi altyapı mevcutsa da, bu altyapı gerekenin çok altındaydı. Bu alanda dev yatırımlar yapmadan ekonomideki büyüme hızı elde edilemezdi.

 

 Kamu Hizmetleri: İsrail vatandaşlarının refah seviyesi, sağlık ve eğitim gibi hizmetlerini – bilhassa toplumun zayıf sektörlerine daha önem vererek - yüksek seviyede vermeyi bir öncelik olarak görür ve kaynaklarının büyük bir kısmını bu yönde kullanır. Her ne kadar acil ekonomik önlemler bu harcamaları kısmak zorunda bıraktıysa da, 2006 ve 2007 bütçelerinde kamu hizmetleri harcamaları eski oranlarına ulaşmayı başardılar.

 

Ekonomi Mucizesi

 

Kuruluşundan sonraki 25 senede İsrail büyük göç dalgalarını kabul edip, neredeyse sıfırdan modern bir altyapı ve ekonomi geliştirip, dört savaş geçirmiş ve bütün bunlarla beraber ekonominin büyüme hızını %10 a yakın bir oranda gerçekleştirebilmiştir. Bu, bir ekonomi mucizesi olarak görülür. Bu başarının sırrı  ülkeye gelen yatırımların büyük bir kısmının imalat kapasitesini arttırmaya yönelik yatırımlara dönüştürülmesi ve  gelen göçmenlerin kısa bir sürede başarılı bir şekilde ekonomiye katkı sağlayabilmeleridir.

 

Sonraki 6 senede, 1973 ve 1979 petrol krizlerinden dolayı, dünyadaki diğer sanayileşmiş ülkeler gibi İsrailin de GSMH sı belli bir düşüş gösterdi ve %3.8 e kadar geriledi. 1980 li yıllarda %3.1 e kadar düştü. 1990 lı yıllarda GSMH %5 leri buldu (hatta 2000 de %7.7). 2005 ve 2006 yıllarında GSMH %5.2 cıvarındaydı.

 

Yirminci yüzyılın son on yılında kişi başına düşen GSMH %60 arttı. 2005 te $18,700 ve 2006 da $20,138 oldu.

 

 2006da İsrailin ekonomik büyüme hızı diğer gelişmiş ülkelere  nisbetle yüksektir. 30 OECD ülkesinin ortalaması %, 3.2yani İsrailin ekonomik büyüme hızından %1.9 daha azdır.

                             

 

 

İslam’da Yeruşalayim’in İbadet Yerleri

18 Eylül 2000

 

Yazan: Martin Kramer

 

Arap-İsrail Barış Süreci hakkında Washington Enstitüsü’nün özel raporları - No. 277, Eylül 18, 2000

 

Martin Kramer, Tel Aviv Üniversitesi, Orta Doğu ve Afrika Etütleri Moshe Dayan Merkezi müdürü

 

Yeruşalayim’deki İbadet Yerleri çerçevesinin politik statüsü, İsrail ve Filistin görüşmelerinin son durumunun konusudur. Son basın raporlarına göre, geçen temmuz ayında, Camp David görüşmelerinin bir anında, Filistin delegesi Saeb Erakat İsrail delegesine: “Kutsal Tapınağınızın orada kurulmuş olduğunu nereden biliyorsunuz?” diye sordu. Bir Jerusalem Report mecmuası baş yazısı (11 Eylül), bunu, Filistin’lilerin,  Birinci ve İkinci Tapınağın varlığını inkâr etme bağlamına koydu. Bir Zeıt Üniversite’sinden bir Filistin’li arkeolog ise şu şekilde konuştu: “Birinci Tapınağın bir masal olduğu besbelli, İkincisi de bir hayal aleminde kalıyor.”

 

Arkeologların kendi tartışmaları olabilir ve yerleri akademidedir. (Orada, İncil’e ilişkin olarak, İlk Tapınağın varlığına itiraz edilir, İkincisi’nin varlığı ve İbadet Yerleri çerçevesindeki yeri ise, tasdik edilmiş gerçeklerdir.) Ancak, görüşme masasında, herhangi bir bölgenin kişisel kutsallığı, başlı başına hürmet edilmesi gereken bir somut hakikattır. Bu, İlk ve İkinci Tapınağın varlıkları ve İbadet Yerleri çerçevesindeki yerleri konusunda daha da önemlidir. İkisi de, Haram-Al-Sharif’i (Mescid-i Aksa ve Dome of the Rock dahil) İslam’a kutsal olarak veren, aynı İslam kaynak tarafından tasdik edilmiştir.

 

(Aşağıdaki Kuran’dan parçalar, en ortodoks Sunnĩ tercüme ve tefsir olarak bilinen, Abdullah Yusuf Ali tarafından hazırlanan, Saudi Arabistan Kralı Fahd’ın kurduğu dört komite tarafından incelenen ve düzeltilen, ve Saudi Arabistan’da, Medine’de, Kralı Fahd’ın Kutsal Kuran Matbaa’sında, kralın emriyle basılan Kuran’dan alınmıştır.)

 

Bu Tapınaklar varmıydı?

 

Kuran, bu tapınakların varlığından 17:7 ayetinde bahs eder.  Bu bölümde, Kuran, İsaril çocuklarının günahları yüzünden Allah tarafından cezalandırılma konusunu işler:

 

            (Düşmanlarınıza izin verdik)

            Yüzünüzün biçimini bozmaya,

            Tapınağınıza girmeye

            Önceden girmiş oldukları gibi,

            İmha ederek ziyaret etmeye

            Bütün bu gücü kazandılar.

 

Abdullah Yusuf Ali (ondan önce saygıdeğer tercüman Marmaduke Picthall) tarafından “Tapınak” (Temple) olarak tercüme edilen kelime mescittir. Genellikle camii olarak tercüme edilen bu kelime eski eserlerde ibadet yeri anlamını taşırdı. Bu mısraların Müslim yorumu (Abdullah Yusuf Ali’ninki dahil), bu satırları Birinci ve İkinci Tapınak’ların yıkımına bağlar.

 

Müslüman geleneğine göre Birinci Tapınağın varlığı kesindir; Kuran’da peygamber ve akıllılık abidesi olarak adı geçen Solomon tarafından inşa edilmiştir. 34:13 Mısraları Solomon’un Tapınağı inşa etmek üzere cinleri davet etmesidir:

 

            Onun için çalıştılar

            İstediği gibi kemerler yaratarak

            Görüntüler, Çukurlar

            Kuyular kadar geniş,

            Ve (yemek) karavanalar hazır

            (Yerlerinde)

 

Eski Müslüman’lar, Solomon’un Tapınağının inşasını ve yıkımını büyük bir tarihi ve dini olay olarak görürlerdi; Bu tapınağın hikayeleri eski Müslüman tarihçiler ve coğrafyacılar (İbn Qutayba, İbn al-Faqih, Mas’udi, Muhallabi, ve Biruni dahil) tarafından anlatılır. Solomon’un Tapınak inşasının bir başka fevkalade masalları Qisas al-anbiya, peygamberler hakkında ortaçağ Müslüman efsaneleri özetinde yer alır. 1998 de Rashidi Khalidi adlı tarihçinin yazdığı gibi, Solomon’un Tapınağının varlığı hakkında bilimsel bir ispat olmamasına rağmen, Hz. İbrahim’e inananlar, buna da inanmalıdır[1]. Bunda Müslüman, Hıristyan veya Musevi farkı yoktur.

 

Tapınak’ların yerleri

 

Tapınak’ların varlığı konusu buraya kadar. Fakat yerleri? İslam’ın kutsallığı Haram-Al-Sharif’in 17:1 ayetine dayanır:

 

            (Allah)a haşmet

            Yardımcısını kim aldı

            Bir gece gezisine

            Kutsal Camiden

            En Uzak Camiye

 

Bu, isra’nın, yazılı ispatıdır. Hazreti Muhammed Peygamber’in Gece Gezisinin dünyaya ait kısmıdır: gece içinde, Muhammed mucizevi bir şekilde taşınmış, gidip getirilmişti, “Kutsal Cami”den (al-Masjid al-Haram) – yani, Mekke’de Ka’ba (veya yakınları) – “En Uzak Cami” ye (Mescid-i Aksa). Daha sonra, Müslüman gelenekleri “En Uzak Cami”yi Yeruşalayim’le özdeşleştirmiştir. Halbuki, Muhammed’in hayatı boyunca, Yeruşalayim’de hiçbir cami yoktu; Müslüman’lar şehri, ölümünden birkaç yıl sonra feth ettiler. Abdullah Yusuf Ali’nin bu mısralar hakkındaki tefsiri geleneksel izahatı şu şekilde özetler: “En Uzak Cami,”  Yeruşalayim’de, Moriah tepesinde, Solomon’un Tapınağının konumunu ima eder.”

Müslüman geleneklerinin dediğine göre, Müslüman’lar bu tepede bir cami inşa ettikleri zaman, bilhassa, eski kutsal yerlerin konumunu seçtiler. Müslüman geleneklerine göre, Ömer Halife’nin, fethinden sonra ziyaret ettiği Yeruşalayim’de, David’in Tapınağını veya mihrabını aradı; Kuran’da 38:21 de belirtildiği gibi. (David’in Solomon’un inşa ettiği yeri seçtiği bilinir.) Ömer, yerini tespit ettiğine ikna olunca, orada bir ibadet yeri inşa edilmesini emretti. Bu, sonradan Mescid-i Aksa olan caminin ön yapımı oldu. Daha sonra Haram al-Sharif  diye bilinen yörenin İslam’laşması böylece başlamış oldu. İslam’da, Müslüman’ların, önceden ibadet yerleri olan bu yöreyi eski haline getirmek, İbrahim, David ve Salomon dahil bütün peygamberlerin baş üstünde yeri olan bir niyaz yeri olarak yenilemeleri, bir gelenek haline geldi.

 

El-Kuds Üniversitesi rektörü Sari Nuseibeh, yerin önemini şöyle vurguladı: cami orada inşa edilen bir seri ibadet yerlerinin kesin, en sonuncusudur. “Caminin kendisi, eski Yahudi Tapınağının tekrar yaşatılmasıdır,” diye yazar Nuseibeh, “İbrahim’in mesajı ile birleşmenin delili, arzulanan ve tahmin edilenin yerine gelmesidir. Kuran’a göre, “hakiki” Yahudi edebiyatının beklenen ve tasvir edilen peygamberi Muhammed’in kendisi ise, bunda şaşılacak ne var?”[2]

 

İbadet Yerleri çerçevesi veya al-Haram al-Sharif , adı ne olursa olsun, Yeruşalayim’in bu köşesi, Yahudi’lik ve İslam’ın fiziki olarak örtüştüğü yerdir. Yukarıda alıntılanan Kuran’ın 17ci mısrası, Ben-i İsrail, İsrail çocukları başlıklıdır. Bugünkü İsrail Devleti, barış uğruna, yörenin, bugünkü Müslüman’lar için kutsal bir yer olduğunu kabullenmiştir. Müslüman’lar için, Kuran’ı ve Müslüman gelenekleri hiçe sayarak, Tapınaklar’ın varlığın sorgulamak veya yalanlamak, kendi iddiaları ve kaynakları hakkında şüphe uyandırır.

           

           

 

 

[1] . Rashid Khalidi, “Transforming the Face of the Holy Cıty: Political Messages ın the Built Topography of Jerusalem,” “Landscape Perspectives on Palestine” konferansı için hazırlanmış belge, Bir Zeit Üniversitesi, 12-15 Kasım 1998.

http://www.jqf-jerusalem.org/journal/1999/jqf3/khalidi.html

[2] Sari Nuseibeh, “İslam’s Jerusalem,” http://www.passia.org/jerusalem/publications/religiousaspectstext.htm

Washington İnstitute tarafından basılmış – izinle tekrar yayımlanmıştır.

                        

 

 

 

 

Ekonomi

 

 

 

 

Toprağını işleyenin ekmeği bol olur,
Hayal peşinde koşansa sağduyudan yoksundur

.Kral Shlomonun Özdeyişleri 12:11

 

 

Uzun yıllar dünyanın en süratli büyüyen ekonomileri arasında yer alan İsrail, 2001 – 2003 yılları arası yaşanan durgun bir süreçten geçmişse bile, 2003 yılından itibaren süratle büyüme devam ediyor. Lübnan savaşının sebep olduğu %0.7 lik bir kayba rağmen 2006’daki büyüme hızı %5.1 olmuştur.

 

Ekonomi bu yüksek verileri iş sektörünün hızlı büyümesine borçludur: Bu sektörün  %6.4 büyümesiyle 2006 daki kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasılat $20,138 olmuştur.

 

 

  2006senelerinde İsrail makroekonomik gayelerine erişmistir: Çok düşük ve bazen negatif bir enflasyon oranı, çok düşük bir bütçe açığı ve kamu harcamalarında kısıtlı bir artış. 2007 de beklenen de sıfır enflasyon oranı, ufak bir bütçe açığı ve tüm ekonomik endekslerde bir denge.

 

 7milyonun üzerindeki nüfüsuyla İsrail çok ileri tarım ver tarım teknolojisi, sulama, güneş enerjisi, diğer ileri teknolojiye (high tech) dayanan endüstriler ve birçok start-up larıyla dünyaca tanınır. Önemli kaynakları araştırma ve geliştirmeye ayıran İsrail bugün artık sadece Tevrat’ın dediği “süt ve bal ülkesi” değil, aynı zamanda ilaç, nanoteknoloji, bioteknoloji, yazılım, haberleşme ve diğer birçok konuda ileri teknolojinin geliştirildiği bir ülke olarak tanınır.

 

Son otuz yılda ABD, Avrupa birliği ve birçok Latin Amerika ülkesiyle imzalanan serbest ticaret anlaşmaları İsrailin dış ihracatını arttırmasında ve ülke ekonomisinin hızla büyümesinde büyük rol oynamşlardır.

 

Şekel

 

İsrailin para birimi Şekeldir (Mayıs 2009 da $0.24 muadili). Şekei M.Ö. 2000 lerden beri bilinen, ve o zamanlarda altın veya gümüş odemelerinde kullanılan bir ağırlık birimiydi. Tevratta Hz. İbrahimin Machpela (günümüzdeki Hebron da) da “bir tarla ve üzerindeki mağara”yı satın alırken söylediği “sana tarla için para vereceğim. Bunu al ki ölülerimi oraya gömebileyim. Tarla sahibi Efron cevap verir “tarlanın değeri 400 şekel gümüştür...ve Hz. İbrahim dört yüz şekel gümüşü tartar ve Efrona verir (Tevrat – yaratılış 23:13, 15:17)”

 

                      

 

 

 

DEVLET

 

 

 

 

 

 

 

 

 

14 Mayıs 1948 tarihli İsrail Devletinin Bağımsızlık Bildirisin’de "İsrail devletinin din ırk ve cinsiyet

gözetmeden tüm sakinlerinin sosyal ve politik haklarını sağlayacağı; vicdan, dil, din kültür ve eğitim

 hürriyetlerini garanti edeceği, bütün dinler için kutsal kabul edilen yerleri koruyacağı ve Birleşmiş

 Milletler anayasasına sadık kalacağı” belirtilir.

 

İsrail, karşılıklı olarak birbirlerini denetlemelerini sağlamak amacıyla, yasama, yürütme ve yargı

birimlerinin, güçlerin ayrılığı ilkesine göre yürütüldüğü, parlamenter bir demokrasidir.

 

DEVLET BAŞKANI Daha çok protokol görevleri olan Devlet Başkanı, devletin birliğini temsil eder.

 İsrail parlamentosu (Knesset) tarafından 7 seneliğine seçilir. Devlet Başkanının görevleri arasında

 kanunları onaylamak, Adalet bakanlığının tavsiyeleri üzerine suçluları affetmek veya cezalarını

 hafifletmek ve yabancı devlet misyonlarını kabul etmek vardır.

 

KNESSET  Yasama erki Knesset yani İsrail Parlamentosunda 120 milletvekili vardır. Tek meclisli

sistemde, bütün üyelerin hazır bulunduğu oturum ve 15 alt komisyonla çalışır. Hükümet veya

 milletvekilleri tarafından sunulan kanun teklifleri üç aşamada kanunlaşır: bir alt komisyonda

değişiklikler yapılır ve onaylanır,  genel oturumda gözden geçirilir ve nihayet oylamayla kabul veya

 red edilir. Devlet Başkanı, Başbakan ve Knesset başkanı ve sorumlu bakanın imzasıyla kanun

 yürürlüğe girer.

 

Knesset'in çalışma dili İbranicedir. Arap ve Dürzü milletvekilleri Meclise İsrail’in ikinci resmi dili olan

Arapça ile hitap edebilirler. Her iki dilde de simültane tercüme bulunur.

 

Birçok politik partiyi temsil eden milletvekilleri (Knesset üyeleri), dört senede bir yapılan ulusal

 seçimlerde seçilirler. Bütün İsrail’in tek bir seçim bölgesi olduğu bu seçimlerde her partinin

Knesset'teki sandalye sayısı o partinin aldığı oyla orantılıdır. Her İsrail vatandaşı 18 yaşından itibaren

 

 oy kullanma, 21 yaşından itibaren ise seçilme hakkına sahiptir.

 


 

HÜKÜMET; Yürütme erki hükümetindir. Hükümet Knesset’e karşı sorumludur ve onun güvenoyunu

almaya muhtaçtır. Ülke hayatının ana durumları hakkında politika oluşturma gücü oldukça geniştir.

 Devlet Başkanı bir milletvekilini (Knesset üyesini), 28 gün içinde hükümeti kurmak, yarısı Knesset

 üyesi olacak ve Knesset’in onayına sunulacak şekilde bakanların listesini oluşturmak için yönlendirir.

 

1948’den beri olan seçimlerde hiçbir parti salt çoğunluk sağlayamadığından, günümüze kadar

kurulmuş olan bütün hükümetler koalisyon hükümetleridir. Hükümetler dört sene hizmet vermek için

 kurulurlar, ancak  Başbakanın istifası, vefatı veya hükümetten güvenoyu alamama durumunda bu

 süre kısalabilir.

 

YARGI, Yasama ve Yürütmeden tamamen bağımsızdır. Yargıçlar Devlet Başkanı tarafından atanırlar

ve zorunlu olarak emekli olmaları gereken 70 yaşına kadar bu görevde kalırlar. Yargı sisteminde üç

seviyede mahkeme vardır. Sulh mahkemeleri sivil ve küçük suç davalarına bakar. Bölgesel

mahkemeler Sulh mahkemelerinin yetkilerini aşan davalara bakar. Tüm İsrail’de yetkisi olan Yüksek

 mahkeme (Yargıtay) temyiz ve devlet kuruluşlarındaki bir yürütmeye karşı gelmek isteyenlerin

 başvurabildiği mercidir.

 

Trafik, işçi işveren anlaşmazlıkları, küçük anlaşmazlıklar gibi bazı konulara bakan özel mahkemeler

de vardır. Evlenme, boşanma gibi kişisel statüdeki meseleler ise dini kurumların mahkemelerinde

 halledilir.

 

1948’de İsrail devlet statüsü aldığında, geçerli olan kanunlar 1922 -1948  İngiliz Manda idaresinin

kanunlarıydı. Doğal olarak, bu kanunlardan İsrail Devletinin Bağımsızlık Bildirisi’ne ters düşen

  kanunlar çıkartılmıştı. Bu kanunlar devamlı gözden geçirilir ve yeni şartların gerektirdiği yeni kanunlar

yürürlüğe konur. Devletin ana kuruluşlarının yürütülmesi bir dizi  temel kanunla düzenlenir.

Devlet, tüm vatandaşlarının din, vicdan, ifade özgürlüğü, kanun karşısında eşitlik gibi ana demokratik

 ve insani haklarını garanti eder. Basın serbestliği, politik bağlantı, meslek serbestliği, grev ve gösteri

hakları da kanun ve geleneklerle korunmuştur.

YEREL YÖNETİMLER, 69 belediye ve 141 yerel kuruldan meydana gelir. Belediyeler ve yerel

 kurullar orantılı temsil temeline bağlı olarak, belediye ve kurul başkanları ise şahsi oylamayla

 seçilirler. 54 yerel kurulun başkanları ya bölgedeki her cemiyetin komite başkanları arasından, ya da

 direkt oylamayla seçilir.

İSRAİL SAVUNMA KUVVETLERİ (Israel Defense Forces, IDF), mecburi askerlik görevi

 yapanlardan, yedek askerlerden ve profesyonel (subay) askerlerden oluşur. 18 yaşına gelmiş

askerliğe elverişli her İsrail erkeği 3, kadını ise 2 sene askerlik görevi yapar. Erkekler 51, kadınlar ise

 24 yaşına kadar yedek askerlik (ihtiyat) görevi yaparlar. Ordunun ihtiyacı olan tıp, hemşirelik, eğitim,

mühendislik gibi konularda eğitim görenler askerliklerini 3 – 5 sene erteleyebilirler.

 

 İsrail ordusunun büyük bir kısmını yedek kuvvetleri oluşturur. Bu kuvvetler düzenli olarak eğitime ve

göreve çağrılırlar. Küçük bir düzenli ordu ve çoğunluğu yedeklerden oluşan, yani halktan gelen İsrail

ordusu ve İsrail halkı birdir ve birbirinden ayırt edilemez.

İsrail ordusu içinde yaşadığı halkın ihtiyaçlarına da cevap vererek ihtiyaç zamanlarında sivil projeler

 de üstlenir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İSRAİL İsrail Devleti 1949’dan beri Birleşmiş Milletler üyesidir ve çoğu dünya ülkeleri ile ilişkileri vardır.  Yahudiler’in yüzyıllardır çektikleri zulümlerin anısı, Holokost’un (Soykırım) yıkıcı deneyimi ve yıllardır süregelen Arap – İsrail anlaşmazlığı,  İsrail’in dış politikasını, bir yandan barışı ilerletecek, diğer yandan ülke güvenliğini sağlayacak ve tüm ülkelerle işbirliğini teşvik edecek şekilde şekillendirmiştir.

İsrail’in Afrika, Asya ve Latin Amerika’da yer alan ve gelişmekte olan birçok ülkeyle ilişkileri, tarım, bölgesel planlama, kamu sağlığı ve toplumsal gelişim alanlarında biriktirdiği bilgi ve deneyimini paylaşmaya dayanır.

İSRAİL VE DÜNYA YAHUDİLERİ Son tahminlere göre, dünya üzerindeki Yahudi nüfusu 13 milyonun üzerindedir. Bu nüfusun yüzde 41’i İsrail’de ve yüzde 42,9’u kuzey Amerika’dadır.  Diaspora (İsrail dışında yaşayan) Yahudileri ve İsrail arasındaki ilişkiler pek çok yönde işler ve geniş alanda karşılıklı menfaat ve ilgiye dayalı bir diyalog sürdürülür. İsrail, kendi cephesinde, Yahudi – Siyonist faaliyetlerini ve İbranice dil öğrenimini teşvik etmek, turistik ve eğitim amaçlı ziyaretleri özendirmek, finansal yatırımlar ve ortak ekonomik projeleri başlatmak suretiyle Diaspora Yahudi cemaatleri ile İsrail arasındaki bağları güçlendirmeye çalışır. Diaspora Yahudileri, İsrail’in süregelen inşasına, parasal yardımlarla, sosyal ve siyasal destekle, İsrail’e yaşamaya gelerek ve özel becerilerini ve kültürel geçmişlerini İsrail’in mozaiğine katarak katkıda bulunurlar.

 

 

 

 

 

 

                                     

 

 

EKONOMİK SEKTÖRLER

 

 

Endüstri

 

İsrail bugün birçok geleneksel endüstriyel sektörün bile yüksek teknoloji, yoğun ve ileri seviyede bir araştırma ve geliştirme, yöntem alet ve makinelerle yapıldığı endüstriyel bir ülkedir. Bu, çok süratli ve yoğun bir gelişme sonucudur.

 

 

 

Günümüzdeki dinamik, değişiklilik gösteren endüstri sektörü, başlangıçları ta19 uncü yüzyılda olan ve zamanın tarım ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kurulmuş ufak atölyelere dayanır. Girişimcilerin ve tecrübeli mühendislerin 1930 larda ülkeye göç etmeleri ve  endüstriyel ürünler gitgide artan talep bu ufak atölyelerin modern fabrikalara dönüşmelerindeki iki önemli teşvik unsuru oldu. Bilhassa ikinci dünya savaşı sırasında İsrailde bulunan müttefik kuvvetler askerlerinin ihtiyacı olan muhtelif – giyecek ve konserve başta olmak üzere- ürünler ve bu ürünlerlerin savaş yüzünden Avrupadan gelememesi bu hareketi süratlendirdi.

 

 

1970 lere kadar geleneksel   gıda, tekstil, giyim,mobilya, gübre, böcek ilacı, ilaç, lastik, plastik, ve madeni ürünler ülkenin ana endüstriyel  ürünleriydi. Bu dönemde  ülkenin kaynakları da tarımı ve gıda endüstrisini geliştirmek, altyapıyı inşa etmek ve de göçlerle gelen çoğu kalifiye olmayan yeni vatandaşlara hemen adapte olabilecekleri iş sahaları açmaktı.

 

Endüstrileşmenin bir sonraki etabı ülkenin savunması için gereken  - zaman zaman konulan ambargolarla elde edilemeyen - silahların geliştirilip imalatı üzerinde yoğunlaştı. Silah ve havacılık sektörlerinde yapılan büyük yatırımlar İsrailin günümüzde iyi tanınan tıbbi cihazlar, elektronik, bilgisayar ve yazılım, telekomünikasyon vb diğer “hi tech” - yüksek teknoloji endüstrisinin temelini atmış oldu.

 

1980 lerde Amerikada Silicon Valley de çalışan İsrailliler yurda dönerek İntel Microsoft IBM gibi şirketlerin İsraildeki Ar-Ge merkezlerini kurdular. 1990 da eski Sovyetler birliğinden gelen ve çok kalifiye bilim adamları, mühendisler, teknisyenler ve tıbbi konuda elemanlar İsrailin endüstrisinin bugün bulunduğu ileri seviyeye gelmesinde ve ithalat mallarının çeşitlerinin artmasında yardımcı oldu.

 

Hiçbir tabii kaynağı veya hammaddesi olmadığı için İsrailin tek avantajı yüksek seviyede bir işgücü, bilim ve Ar-Ge merkezleridir. Günümüzde İsrail endüstrisi, çoğunlukla İsrailin yaptığı teknolojik yenilikler ve buluşların sonucu olan ve katma değeri çok yüksek ürünler imal eder.

 

 

 

1990 lı yıllarda birçok gelişmiş ülkede görülenin tersine, İsrailde endüstride çalışanların sayısı yükselmeye devam etti. İsrailin endüstriyel büyüme hızı 2006 da gelismiş ülkeler arasında Güney Koreden sonra ikinci durumdaydı.

Son yirmi yılda endüstriyel üretim, tıbbi elektronik, tarım teknolojisi, kimyevi maddeler, telekomünikasyon, bilgisayar ve yazılım ve elmas işlemesinde uluslarası boyutlara ulaştı. 2005 yılında imalat endüstrisinin 413,000 çalışanı vardı (yüksek tahsil oranı ABD ve Hollandadan sonra dünyadaki en yüksek). 2004 yılında ülkedeki 13,000 fabrika 58 milyarlık üretim yaptı, ve bu üretimin yarısından çoğu ihraç edildi

Hi-Tech, İleri Teknoloji Endüstrileri

İsrail GSMH sinin %4.4 ünü araştırma ve geliştirmeye ayırır. Bu, dünya ülkeleri arasında GSMH den Ar-Ge ye ayrılan en yüksek orandır. Bu rakamın da dahil olduğu hatırı sayılır bir yatırım sonucu, tamamen yatırım ve kalifiye elemana ihtiyacı olan ve ileri üretim teknikleri gerektiren bu sektörde endüstrinin en yüksek  (%8) büyüme hızı görülür. Birleşmiş Milletlerin eksperlerine göre İsraildeki AR-Ge kalitesi dünyanın en yüksek seviyesindedir. Bunun nedeni de, ülkedeki yüksek eğitim merkezleri ve yeni gelişimlere yapılan yüksek yatırımlardır.

1965 te endüstriyel imalatın sadece %37 si olan bu sektör , 1985 te %58 ve 2006 da %70 lere ulaşmıştır.

Diğer, alışılmış endüstri sektörlerinin mallarının %40 ı ihrac edilirken, bu sektörün imalatının

%80 i ihrac edilir. İleri teknoloji ürünleri ihracatı 1991 den 2000 yılına dört misli büyüyerek 3 milyar dolardan 12.3 milyar dolara,  2006 da 29 milyar dolara, ihrac edilen servisler 5.6 milyar dolara erişmiştir. 2001 - 2002 deki yavaşlama sürecinden sonra ilk düzelen ve artı bir büyüme hızına ulaşan sektör de bu sektördür.  2006 da bilgi ve haberleşme teknolojisi ürünleri 24 milyar dolara varmıştır. Bilgi ve Haberleşme sektöründe 185,000 kişi çalışır. İş sektöründen GSMH ye katkısı %17, sivil Ar-Ge yatırımları 3.3 milyar dolar, ihracatı ise 16 milyar dolara yakındır.

2006 da 7 milyar dolardan oluşan kamu bütçesinin Ar-Ge ye ayırılan kısmının %90 ı “high tech” – ileri teknoloji sahalarına yatırılır. Bu yatırımın büyük bir kısmı özel sektörle ortaklaşa yapılır. Son yıllarda hükümetin bu ortak yatırımlardan hissesine düşen payı bu yatırımların geri ödenmesiyle kalmayıp, hükümete hatırı sayılır bir kar payı da oluşuyor. Daha önce belirtilen 6 ikili uluslarası araştırma vakfının yanı sıra İsrailin ABD, Kanada, İtalya, Belçika,Avusturya, Fransa, İsveç, Almanya, Hollanda, İrlanda, Portekiz, İspanya, Hong Kong, Türkiye ve Çin ile ortak Ar-Ge yatırım anlaşmaları vardır.

İnternet ve bilişim çağı İsrail ekonomisini ve bilhassa ileri teknoloji sektörünü dünyadaki en ileri seviyeye yükseltti. Uluslararası ün yapmış birçok İsrail şirketi milyarlarca dolara dünyanın en büyük holdingleri tarafından satın alınmışlardır.

İleri teknoloji alanında yenı kurulan şirketlerin çokluğu İsraildeki olağanüstü yenilikçi yetenekler ve çok kalifiye bir işgücü sayesindedir. AB ve ABD borsalarındaki İsrail şirketlerinin sayısı da dünyanın İsrail teknolojisine dünyanın verdiği değerin bir başka göstergesidir.

Israil Elmas Endüstrisi

 

 

Israil dünyann ileri gelen elmas üretim ve ticaret merkezlerinden biridir. Bunun nedeni ise İsrrail elmas endüstrisinin işlediği taşlar gibi çok fasetalı olmasındandır. İsrail elmasları güvenilir, emniyetli olarak bilinir. Hakiki ve herhangi bir çekişmeye konu olmadıklarına karşı garantilidirler.

İsrail elmas endüstrisinin elmas işleme sanatı ve teknolojisi  konularında bir dünya lideri olması ham elmasların yontulurken en iyi verim alınmasını sağlar. Büyük bir stok,  ham veya işlenmiş elmasların vergiye tabi olmaması ülkedeki fiyatları bütün dünyayla rekabet edebilecek bir seviyeye getirir. İsrail elmas borsası tüm işlemsel görevleri tek çatı altında toplayan  altyapısıyla dünyanın tüm elmas alıcılarının isteklerine cevap verebilen en büyük elmas alışveriş borsasıdır.

2006 da elmas ihracatı 13 milyar dolar oldu. En önemli ihracat ABD ye (%63), Hong Kong a (%14), ve İsviçreye (%11) yapıldı. İsrail dünyada mücevher yapımında kullanılan ufak elmasların çoğunu imal eder. İrili ufaklı tüm elmasların %40 ı İsrailde cilalanır. Bunlar, İsraili gerek imalat gerek ticarette dünyanın en büyük elmas cilalama merkezi haline getirir

 

Tarım

 

 

 

 

Ekilebilen toprakların ve suyun azlığı İsrailde yoğun yoğun tarım gelişmesine önayak olmuştur. Tarımsal sektördeki imalatın daimi büyüme ve gelişmesi araştırmacılar, çiftçiler ve tarım ağırlıklı endüstrilerin yakın işbirliğiyle yeni metodların geliştirilmesi ve bu metodların tüm tarım sahalarında uygulanmasıyla oluşmuştur. Bu işbirliğinin sonucu topraklarının yarısından çoğunun çölle kaplı olan bir ülkedeki gelişmiş tarımdır.

 

İsrailli araştırmacıların ve çiftçilerin su ve toprak kıtlığıyla mücadelesinde edindikleri bilgi ve tecrübe dünyanın diğer gelişmekte olan ülkeleri için bir örnek teşkil eder: Tarımdaki bu başarı  toprağın gerçek değerinin ancak iyi kullanıldığı zaman ortaya çıktığını gösterir. İsraildeki tarımın başarısı, kendilerini başarılı bir tarıma adamış bilim adamları ve çiftçilerin kararlılığı ve yaratıcılığı sayesinde olmuştur. Bilim adamları ve çiftçiler arasındaki bu yakın işbirliği İsrailin bilhassa su ve sulamaya yönelik tarım teknolojisini ve tarım makinelerini bütün dünyaya ihraç etmesine de yol açmıştır.

İsrail’deki tarım zor şartlarda uzun ve zor bir mücadele ve az olan işlenebilir toprak ve su gibi doğal kaynakların en yüksek verim alabilmek için nasıl en iyi kullanıldığının öyküsüdür. Bu mücadele sırasında,ihtiyaç olan suyun bir kısmını sağlamak için günümüzde başarılı bir ihraç teknolojisi haline gelen denizden su arıtma teknikleri de geliştirilmiştir.

Yahudiler 19. yüzyılda tarihi vatanlarırna tekrar yerleşmeye başladıklarında, daha çok ideolojik sebeplerden ilk çalışmaları çorak alanları verimli tarlalar haline getirmeye dönelik oldu

İsrail bağımsızlığını kazandığı 1948 den beri toplam verimli arazı miktarını 2.6 misli arttırarak 444,000 hektara ulaştırmıştır. Sulanan arazi 8 misli artarak  1980 lerde 240,000 hektara ulaşmış, fakat su yetersizliği ve şehirleşme nedenlerinden 1986 da bu rakam 200,000 hektara kadar düşmüştür. Son elli senede tarıma dönük yerleşim sayısı 400 den 750 ye çıkmışsa da buralarda yaşayan halk toplam nüfusun %12 sinden %5 ine düşmüştür

Günümüzde İsrail kendi yiyeceğinin büyük bir kısmını kendi yetiştirir. İthalat maddeleri genellikle tahıl, yağ tohumların, et, kahve, kakao ve şekerdir. Tarım ihracatı tarım ithalatından çok daha fazladır. Tarım ihracat ürünleri arasında sıcak iklimde büyüyen çeşitli çiçek, meyve ve sebzeler Avrupada İsraile bir üstünlük sağlar. Bilhassa kış aylarında İsrail kavun,domates, salatalık, biber, çilek, kivi, mango, avokado, turunçgiller, uzun saplı güller ve karanfilleriyle Avrupa’nın serası gibidir.

GSMH de tarımın oranı 1950 lerde %11 den 2006 da %1.5 e düşmüştür. Buna rağmen 1950 lerde sadece 20 milyon dolar olan tarım ihracatı, 2006 da, modern sulama ve su arıtma teknolojileri, gelişmiş tarım teknolojilerinin uygulanması ve ihracata yönelik tarım sayesinde bir milyar dolara ulaşmıştır.

 

İnşaat

 

Ülkenin kuruluş senelerinde özel konumlar inşaat sektörünün %84ü idi. Zamanla, altyapı çalışmaları başladığında bu rakkam %70 – 75 e düştü  ve 1991’de gelen göç dalgalarının isteklerine cevap verebilmek için %86 lara ulaştı.1991 de yeni konut inşaatı 83,500 rakamına ulaştı. O zamandan beri bu rakam düşüş göstererek 2004 te 29,000 oldu. 1992 de rekor seviyede tamamlanan konut sayısı 70,100 iken 2005 te sadece 31,000 oldu. Bir zamanlar ekonominin barometresi ve önemli bir sektörü sayılan bu sektör 1950 de GSMH nın %30 u iken 2006 da %5 i kadar oldu.

 

Önceleri hemen hemen tüm inşaat projeleri hükümet tarafından yapıldı, 1958 den 1989 a kadar bu rakam %67 den %19 a düştü. 1990 larda de özel sektör gelen yüz binlerce göçmenin ihtiyacını karşılamayınca bu rakam kısa bir dönem için artış gösterdi. Son senelerde hayat standartının yükselmesi ve yabancıların İsrail’de gayrimenkul almayı hızlandırmaları sonucu, lüks sayılan konutların fiyatlarında bir artış ve basit konutların fiyatlarında bir düşüş göze çarpıyor.

 

İsrail şirketleri metal proje ve yapılarında, prefabrik panolar – kapı, pencere, sıhhi malzeme, elektrik teçhizatı ve diğer konularda dünya lidereleri arasındadırlar. Bu ürünler bütün dünyada başarıyla pazarlanır ve her kıtadaki inşaatlarda göze çarpar.

 

Taşımacılık ve İletişim

 

Taşımacılık ve İletişim sektörlerinin önemi ekonomideki küçük paylarının çok daha üstündedir. Bu sektör endüstriye bir altyapı oluşturarak ekonominin bütün diğer sektörlerine yardım eder. Bütün modern ekonomilerdeki gibi, bir üründen çok bir servis sektörü olan bu sektör üretim sektörlerinden daha hızlı bir büyüme gösterir. Turizm sektörüne bağlı olarak havacılık büyük bir yükseliş göstermişse de iletişimdeki büyüme daha fazla olmuştur.

 

 

Taşımacılık ve İletişim 2006 da GMH nın %7 sini oluşturdu. Genel mal ve servis ihracatının %8 ini oluşturdu ve toplam işgücünün %5 ine iş sahası sağladı. Sektör toplamının %36 sı kara taşımacılığı, %20 i deniz ve hava taşımacılığı, %39 u iletişim ve gerisi diğer servislerden oluşur.

1950 lerden beri ticaret filosonun toplam tonajı 10 mislinden fazla artış gösterdi Hava yolları 100 misli fazla yolcu taşıyor. Aynı zaman zarfında toplam yol uzunluğu iki misli, toplam otobüs sayısı üç misli ve toplam kamyon sayısı 10 misli arttı.

 

TURİZM

 

 

 

 

 

 

   


Turistler İsrailin coğrafi değişikliklerine, arkeolojik ve dini yerlerine, hemen hemen kesintisiz güneşli havasına ve Akdeniz, Galile denizi, Kızıl Deniz ve Ölüdenizdeki modern tesisler nedeniyle İsraili ziyaret ederler.

2000 yılı 2.4 1miyon turistle İsraile en çok turistin geldiği sene oldu. Bu rakam 1950 de 33,000, 1960 ta 118,000, 1970 te 441,000 1980 de 1.18 milyon 1990 da 1.34 milyondu. Genel politik durumdan etkilenen bu rakkam 2001 de 1.2 milyon  2006 da 1.84 milyon 2007 de 2.3 milyon oldu. Gelen turistlerin %57 si Avrupa, %32 si Amerika ve %8 i Asyadandı.

Turizm gelirleri 2006 da 2.8 milyar dolarla toplam ihracatın %5 i ve toplam servis ihracatının %16.8 i oldu.

Bu endüstri GSMH ye %3 ten daha az bir katkı sağlamasına rağmen %85 döviz katma değeri ile katma değeri en yüksek ihracat endüstrisi durumundadır. İsrailde 80,000 kişi turizm sektöründe çalışır. İsrailin ekonomik büyüme planının önemli bir parçası olan bu endüstrinin çok yüksek bir potansyeli vardır

 

 

 

 

 

                                  

 

 

 

 

 

 

Ekonomik Durum

 

Enflasyonun durdurulması

 

Kuruluşundan 2000 yılına kadar İsrail ekonomisi daimi bir fiyat artışı ve bunun yanısıra ülke sakinleri bu duruma ayak uydurabilmek için bir endeksleme mekanizmasının cefasını çekti. Tüm mali taahhütler, maaşlar, kiralar, tasarruf hesapları, hayat sigortaları, vergi  baremleri ve benzerleri daha güvenilir bir değere (örneğin dolar veya başka bir yabancı paraya, veya tüketici fiyat endeksine) ve bu değerin İsrail parasına göre değerinin artmasına göre değişiyordu. Böylece İsrailliler enflasyonun tek haneli (1950 ortalarından 1960 ların sonlarına kadar),  çift haneli (1970 ler) veya üç haneli 80 li yılların ilk yarısı) olduğu durumlarda bile hayat standartlarını yükseltebiliyorlardı. 1980 li yılların ortalarında bu durum sona erene kadar bu bağlantı ekonomiyi ters etkiledi (örneğin yatırım eğiliminin giderek azalması)

 

Enflasyonun 1983 te %191 den 1984 te %445 e ve 1985 te % de binlere yaklaşmasıyla 1985 yazında Şimon Peresin milli birlik koalisyonu, Likudlu maliye bakanı İsak Modai ile, İşçi sendikaları (Histadrut – tüm işçi sendikalarının birleştiği sendika) ve işverenler komitesinin de desteğini alarak bir acil enflasyonu frenleme ve dengeleme programı başlattılar. 1985 sonunda enflasyon %191 e, 1989 da %21 e, 1997 de ise %7’ye ve tarihte ilk defa olarak 2000 de sıfıra düştü. 2003 te başka bir ilk gerçekleşti. Fiyatların düşmesiyle enflasyon eksi  %2.3 oldu. 2005 te enflasyon %2,4 ve 2005 te -%0.1 idi.

 

Kamu sektörü

 

İsrailin yüksek enflasyon oranlarının en önemli sebebi kamu harcamalarının çok yüksek olmasından doğan büyük bütçe açıklarıydı. Hükümetlerin bulabildiği bütün kaynaklar (yerli ve yabancı kaynaklar, borçlanma ve vergiler) harcanan miktarlardan daha az olduğu için hükümetler enflasyon finansmanına başvuruyorlardı. Kamu sektörünün en büyük harcamaları çok yüksek savunma giderlerinin yanında iç ve dış borçların ödenmesi için yapılan harcamalardı. Bu ikisi, yıllık bütçenin üçte ikilik bir payını oluştururken, ancak son yıllarda bütçenin yarısından azını oluşturmaya başladılar.

 

Ekonomik tutarlılığa erişibilmek için enflasyonun kontrol altına alınması, dış ödemeler açığının azaltılması gerekleri son senelerde kamu sektöründeki harcamaların kısıtlanmasına yol açtı. Kamu harcamalarının GSMH ya oranı 25 sene önce %95 iken 2006 da, bütçe 60 milyar dolar olurken bu rakam %49 a düşürüldü. 2006 da dış ticaret fazlası oluştu ve bütçe açığı GSMH nin %0.9 una indi.

 

Hükümet özel teşebbüsü desteklemesine rağmen, ekonomik politika hükümetin ekonomiye doğrudan karışmasını giderek azaltıyor. Sürdürülen özelleştirmeler 2005 te 3 milyar dolarlı bir giriş sağladı.

 

Vergi sistemi

 

İsrailin çok yüksek kamu harcamalarının karşılanması, ancak seneler boyunca dünyanın en yüksek vergi oranlarını uygulamasıyla olabildi. Kuruluşundan sonraki ilk on senede vergiler GSMH nin sekizde biriyken 1960 larda çeyreği oldu. 1970’ lerde %30 ile %0 arası, 1990 larda %40 tan az ve 2000 yılında %40.3 oldu. 2003 te İsraillilerin ödediği vergi GSMH nın %39.3 ü,  2006 da %38 ile OECD ülkelerinin 2004 teki ortalaması olan %37.4’ e yaklaştı.

 

Dolaylı vergiler bilhassa %15.5 KDV den oluşur. Bundan başka motorlu araçlar, yakıt ve sigaraya uygulanan bir satış vergisi vardır. AB ve ABD den gelen mallar gümrüksüz ithal edilir. Diğer ülkelerden gelen mallara gümrük vergisi uygulanır.

 

Doğrudan vergiler, gelir ve gayri menkul vergilerinden oluşur. 1950 lerde toplam vergilerin %25i kadarken 1970 lerde üçte birine, 1980 lerde yarısı, 1986 da %45 i oldu. 1986 dan itibaren doğrudan vergileme 1995 te %38’e düştü ve 2006 ya kadar %39 - %42 arası değişti.

 

Son senelerde ülkenin global ekonomiye ayak uydurabilmesi için vergi sisteminde değişikliklere devam edildi. Gümrük ve ithal vergileri azaltıldı, 2007 de şirket vergileri %30 a indirildi. 2010 yılına kadar şirket vergileri %25’e ve en yüksek şahsi vergi baremi %44 e düşürüldü.

 

Özel harcama ve tasarruflar

 

Özel harcama 1950 lerden beri %6 ortalamasında daimi bir artış gösterdi (fakat kişi başı harcama 1994 te %9.6 dan 2000 de %6.6 ya ve 2006 da %4.8 a düştü)

 

Bununla birlikte, özel tasarruf devamlı yüksek oldu. 1950 lerin sonuna kadar tasarruf kullanılabilinen kazancın %29 unun altına inmedi. 1960 ların başlarında %21 e düşerken 1972 de yükselerek %38 leri buldu ve 1981 e kadar o seviyede kaldı. O zamandan beri daimi bir düşüş  göstererek 2006 da %28.8 e vardı.

 

Yatırımlar

 

Bu yüksek tasarruf oranı bile süratle büyüyen ekonominin gerektirdiği yatırımların ancak %20 – 30 unu karşılayabildi. Gereken yatırımların büyük bir kısmı kamu ve özel sektöre İsrail dışından sermaye transferleri ve kamu sektörünün yaptığı yatırımlarla karşılandı. Toplam yatırımlar 1995 te 17 milyar dolardan 2000 de 22.8 milyara vardı. Sonraki üç sene azalmasına rağmen 2005 te 22.1 milyar doları buldu. Bu yatırımların 10.8 milyarı, yani %49 u İsrail dışından geldi.

 

Ekonomiye gösterilen güvenin bir göstergesi olarak 2006 da yurt dışından yapılan yatırımlar 24.386 milyar dolara gelerek büyük bir artış gözlendi. Bu artış 2007 de de devam etti.

 

Yerli ve yabancı birçok yatırım hükümetin yatırımları desteklemesi sonucunda oldu. Bu destek, senelerce değişik biçimler alan Yatırımları destekleme kanunu ile korunur. Bu kanunun verdiği haklarla hükümet yatırımcılara uzun süre düşük faizli borçlar, AR-Ge finansmanı ve toplam yatırımın bir kısmını bağışlamak gibi destekler kullanarak yabancı yatırımcılara teşvik verir.

 

Aynı kanunda, istenilen ekonomik politikanın yönünde halkın değişik yerleşme merkezlerine yerleşmesi, ithalatı güçlendirme gibi nedenlerle yatırımcılara düşük vergilendirme de uygulandı. Bu yatırım teşviklerinin doğrudan etkisi 1980 lerde imalat kapasitesinin GSMH dan daha fazla büyümesi ve bazı sektörlerde 1990 lardaki büyük atılımın hazırlayıcısı olmasıdır.

 

Maaşlar ve çalışma şartları

 

İsrailde maaşlar üç sektör arasındaki görüşmelerle tesbit edilir: Hükümetin (hala en büyük işveren) maaş baremleri ekonominin tüm sektörlerindeki maaşları etkiler.

 

Görüşmeler sonucu her sektör için değişik bir maaş çerçevesi ve otomatik olarak tüketici endeksi ve enflasyona göre artışlar belirlenir

. Maaş mekanizması – bilhassa düşük maaşlarda nisbeten katıdır. İşsizlik maaşların düşmesine neden olmaz, fakat işçi eksikliği maaşları yükseltir. Haziran 2006 da ortalama aylık maaş 7.759 şekel veya 1,843 dolardır.

 

Ülkenin değişik ekonomik sektörlerinde çalışma şartları işçiyle işveren arasındaki pazarlıklarla tesbit edilir. Fakat, örneğin azami 47 saatlik çalışma haftası (2006 iş sektör ortalaması 40 saatin altında), asgari maaş (3,585 veya $780, 2008 de 3,785 olacak) , tazminat, fazla mesai, tatil ve hastalık izni gibi bazı temel haklar kanunlarla korunur.

 

İşçi Sendikaları Federasyonu 1920 de ülkedeki işçileri temsil etmek ve temsil ettiği işçilerin çalışacakları fabrika ve diğer işyerleri kurmak üzere kuruldu. Zamanla ülkenin en büyük işvereni oldu ve ülke kalkınmasında büyük rol oynadı.

 

Günümüzde Histadrutun 78 işçi sendikasına 700,000 üyesi vardır. Histadrut yerel iş düzenlemeleri, toplu iş sözleşmeleri yapar ve bunların takipçisi olur. Ekonominin hemen hemen tüm sektörlerinde vardır: Gıda, tekstil, turizm ve otelcilik, kamu ve özel sektör, memurlar, mühendisler, hemşireler, emekliler ve diğerleri. Mühendisler, doktorlar, Üniversite mezunları, gazeteciler gibi bazı sektörler Histadrut dışında örgütlenmişlerdir

 

Son zamanlarda yaygın olmaya başlayan kişiye özel iş anlaşmaları ve işçilerin müteahhit firmalar tarafından işe alınmaları sonucu Histadrut eski kuvvet ve nüfüsundan uzaklaşmış durumda.

 

                      





 

 

 

 

 

 

 

Kentsel ve Kırsal Yaşam

İsrail halkının yüzde 92’si kentsel merkezlerde yaşar. Bu kentlerin bir kısmı, Jerusalem (Yeruşalayim), Beerşeva, Nazaret, Aşkelon, Akko, Safed, ve Tiberya  gibi tarihi yerleşim merkezleri olup, hala eski adlarını taşımaktadır. Bu merkezler, eski şehirleri genişlemekte olan kentin bir parçasını oluşturmaktadır. Diğer bazı merkezler bağımsızlıktan önce kurulmuş köylerden gelişmişlerdir, ayrıca bağımsızlıktan hemen sonraki yıllarda artan nüfusu yerleştirebilmek için nüfusu az bölgelerde yerleşim merkezleri kurulmuştur.

Kentsel binaların çoğu taş, beton, ve sıvadan oluşur. Tarzları restore edilmiş asırlık binalardan, bağımsızlıktan önce artan nüfusu karşılamak için kurulmuş konutlara; bağımsızlıktan hemen sonra gelen kitleleri barındırmak için acele ile kurulmuş mahallelerden, yakın on yıllarda inşa edilmiş, şehir planlaması emareleri gösteren ticari ve kurumsal binalara kadar değişir. Yerleşim bölgelerinin çoğu ticari ve endüstriyel bölgelerden ayrılmış olup, yaygın ve iyi bakımlı parklar ve oyun alanlarını içerirler.     

İsrail’in dört ana kentini şu şekilde sıralayabiliriz: Başkent Yeruşalayim; modern zamanların ilk Yahudi şehri olarak kurulan (1909), ülkenin kültürel, ticari, mali, ve endüstriyel merkezi Tel-Aviv; önemli bir Akdeniz limanı olan ve kuzey’in endüstri merkezi Hayfa ve güneyin en büyük yerleşim merkezi olan Beerşeva.

Kral David’in 3000 küsur yıldan fazla bir zaman önce başkent  yaptığı Yeruşalayim (Jerusalem) Yahudi halkının ulusal ve manevi yaşamının merkezinde yer almıştır. Romalılar tarafından MS 70 yıllarında Büyük Tapınağın ve şehrin imhasından 1948’de tekrar Yahudi egemenliği altına dönüşüne dek şehir çeşitli yabancı güçlerin kontrolü altında olmakla beraber, çeşitli kültürel etkilerin tesirinde kalmasına rağmen bu güçlerden hiç biri Yeruşalayim’i başkentleri yapmamıştır.

19’uncu yüzyılın ikinci yarısına dek Yeruşalayim surlar ile çevrili dört ana mahalleden oluşmakta idi: Yahudi, Müslüman, Ermeni, ve Hıristiyan. 1860’tan itibaren, binlerce yıldır devamlı Yeruşalayim’de oturan Yahudiler, nüfusları artarak çoğunluk haline gelince surların dışına taşıp bu günkü modern Yeruşalayim’in çekirdeğini oluşturan yeni mahalleleri kurdular.

Text Box: Tel Avivin 50.ci kurulus yılı

 

İngiliz idaresi altında (1918-1948) Yeruşalayim, Osmanlı İmparatorluğunun ihmal edilmiş bir taşra kenti iken, gelişmekte olan bir merkeze dönüştü. Bu dönemde bir sürü etnik grubun özelliklerini yansıtan yeni mahalleler oluştu.

 

1948-1949 Bağımsızlık Savaşı’nın sonunda çizilen ateşkes hattı Yeruşalayimi ikiye ayırdı. Kentin, içinde Eski Şehir’in de dahil olduğu doğu kısmı Ürdün’ün, batı kısmı ise İsrail’in kontrolü altında verildi ve Yeruşalayim İsrail’in başkenti ilan edildi. Bundan sonraki 19 yıl, kent, beton duvarlar ve dikenli teller ile ikiye bölünmüş kaldı.

1967 Altı Gün savaşı ile tekrar birleşen Yeruşalayim bugün 670 bin kişilik nüfusu ile İsrail’in en büyük kentidir. Aynı anda hem geçmişe hem geleceğe bakan, tarihi anıtlarını restore eden, altyapısını geliştiren, yeni mahalleler kuran bir kenttir. İsrail’in başkenti olan Yeruşalayim, Cumhurbaşkanın evini, Knesset’i (İsrail Parlamentosu), Yargıtay-Danıştay’ı, ve bakanlıkları içerir. Yeruşalayim, Yahudi - Arap, dindar – laik, Batılı – Doğulu, gibi tezatlı nüfuslardan oluşan; aynı anda hem özgün İsrailli, hem uluslararası canlı bir sanat ve kültürel hayatı olan bir merkezdir.

Üç büyük dünya dinine kutsal olan bir çok yer Yeruşalayim’de bulunmaktadır: İkinci Tapınak’tan son kalan ve dünya Yahudilerinin dua odakları ve ilham kaynağı olan Batı Duvarı (Ağlama Duvarı); Hazreti Muhammed’in cennete yükseldiği kabul edilen nokta olan Kubbetül Sahara (Dome of the Rock); Mekke ve Medine’den sonra İslam’ın üçüncü en kutsal yeri olan El Aksa camii; Getsamane Bahçesi, Kutsal Mezar Klisesi (Church of the Holy Sepulcher), Via Dolorosa gibi İsa Peygamber’in yaşamı ve ölümü ile ilgili Hıristiyanlar için kutsal olan yerler hep bu kenttedir. Her yıl kenti dolduran iki milyonu aşkın turist, Yeruşalayim’in bakımlı tarihi ve kutsal yerlerini görmeye ve çok yönlü, değişik etnik özelliklerinden zevk almaya gelirler.

 


 

 

 

 

Kırsal Yaşam

Nüfusun yüzde 8’i, kibuts ve moşav gibi 20. Yüzyılın başlarında geliştirilmiş tarımsal yerleşim birimlerinde veya bol sayıdaki köylerde olmak üzere, kırsal alanda yaşar.

Kibuts, mal, mülk, ve üretimin ortak olduğu, bütün kararların tüm üyeler tarafından alındığı sosyal ve ekonomik ünitedir. Üyelerden topluma taahhüt ve yükümlülük isteyen kibuts bunun karşılığında onların tüm ihtiyaçlarını, doğumdan ölüme dek sağlar.

Kuruldukları zaman ana gelir kaynakları tarım olan kibutslar artık üretim dallarını çeşitli sanayi ve hizmet alanlarına aktarmaktadırlar. Genel nüfusun yüzde 2’sinin altında olan kibutslar (266 kadar yerleşimde), İsrail’in üretimine bu oranın çok üstünde katkıda bulunmaktadırlar. Kibutslar ülkenin çiftlik üretiminin yüzde 16 kadarını,  sanayi üretiminin de yüzde 4’ünü (elmas haricinde) sağlarlar. Artık turistik tesisler, ikram servisleri, ve fabrika dükkanları kibuts ekonomisinin önemli bir parçası haline gelmişlerdir.

Ülkenin kurulması ve gelişmesine yaptıkları katkılar çok önemli olan kibutslar bugün artık eşitsel prensiplerini koruyarak teknoloji çağına ayak uydurmaya çalışmaktadırlar. Bu aşamanın çok derin değişiklikler gerektirmesine rağmen kibutsların hayatta kalmaları bu uzlaşma ve değişme kabiliyetlerine bağlıdır.

Moşav her ailenin kendi çiftliğine ve evine baktığı tarımsal yerleşim merkezidir. İlk kurulduklarında satın alım, pazarlama, ve servislerini ortak yapan moşav çiftçileri bugün daha bağımsız olmayı seçmektedirler. Ülke nüfusunun takriben yüzde 3.4’ünü oluşturan, ortalama altmışar aileden oluşan 451 moşav bugün tarım üretiminin büyük bir kısmını sağlar..

Arap ve Dürzü köyleri İsrail nüfusunun yüzde 1.2’sini oluşturmaktadır. Çiftçiler ürünlerini kendileri yetiştirip pazarlarlar. Ev  ve araziler özel mülktür. Son yıllarda köylerin genişlemesi ve tarımın makineleşmesi dolayısıyla yerel hafif sanayide ve yakın yerleşim merkezlerinde çalışanların sayısı artmaktadır.

Ülkenin 200,000 civarında  olan Bedevi’lerinin takriben yarısı göçebe hayatını bırakıp sabit yerleşme merkezlerinde oturmaktadır. Diğerleri geleneksel yaşamlarını devam ettirmekte olmalarına rağmen çoğunlukla aynı yerde kalmaktadırlar.

Yişuv kehilati (toplumsal yerleşim) yeni bir tip kırsal yerleşim merkezidir. İsrail’de yaklaşık 120 adet bu tip merkez vardır. Her birinde en fazla birkaç yüz kişi yaşar. Her ailenin ekonomik yaşamı tamamen bağımsız olmasına ve bireylerin çoğunun yerleşim dışında çalışmasına rağmen, toplum üyelerinin yerleşim içindeki hayata gönüllü katkısı çok yüksektir.

Önemli sorunlar ve yönlendirici prensipler, Yerleşimin ana idari kurulu olan Üyeler Meclisinde görüşülür ve kararlar üyelerin oyları alınır. Toplumun bütçesi üyeler tarafından senelik toplantılarda onaylanır. İdari ve gözetim komitelerinin yanında diğer gruplar, kültür, eğitim, gençlik, finans ve din gibi konularla uğraşırlar. Bazen gönüllü, bazen paralı bir sekreterlik, toplumun günlük idaresini gerçekleştirir. Yeni üyeler sadece toplumun onayı ile kabul edilirler.

 

                     

 

 

 

 

 

Bilgi ve Hedefler

insan kaynakları

Bülten

Bildiriler

Haberler

 İSRAİLE BAKIŞ

 Muhtelif Sanatçılar ve yazılar

 Türkiye Musevi

Cemaatinden

Üyelik Formu

E-Mail

Linkler

Burslar

Yellow Pages

 

Israil'de Türkçe

Hizmet Veren

Türk Kökenliler

 

 

 

Beit Avot Recanati

İsrael Filarmoni

Orkestrası

 KAMERİ  TİYATROSU

 

 

 

 רחוב מוכרי הסיגריות 7, בת ים            03-658293          טל: 603-6573894     פקס:

rehov mohrei hasigariyot 7   Bat-Yam      Tel:03-6582936    Fax: 03-6573894    E-mail: iyt@netvision.net.il

-------------

Last Update: Wednesday, 22 May 2013.

-------------

CONCERNING THE Copyright © OF THE DESIGN OF THIS SITE:

Copyright © 2003-2004-2005-2006-2007 - LIONS GATE TECHNOLOGIES© - LIGA-TECH© WEB SERVICES - ISRAEL - ALL RIGHTS RESERVED.

-------------

Designed & Hosted By LiGa-Tech Web Services© - E-Mail: mail@liga-tech.us